Barış için ne gerekiyor?

  • 09:03 18 Mayıs 2026
  • Güncel
Rozerin Gültekin - Pelşin Çetinkaya
 
AMED- Barış akademisyeni Ayşe Betül Çelik, mevcut sürecin önceki çözüm süreçlerinden farklı olarak çatışmasızlık ortamıyla başladığını belirterek, bundan sonraki adımların Meclis’te oluşturulacak komisyonlarla yürütülmesi gerektiğini söyledi. Avukat Birsen Atakan ise, “Barış sadece savaşın olmaması değildir” diyerek sahici diyalog ve barış dili çağrısı yaptı.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla birlikte başlayan süreç bir yılı aşkın süredir devam ederken birçok alanda barışın inşasına dair tartışmalar, etkinlikler gerçekleştiriliyor. Bunlardan biri de Amed Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu oldu. Forum kapsamında, günlerdir birçok başlığı içeren çeşitli atölyeler Amed’te gerçekleştirildi. Bu atölyelerden biri olan “Toplumsal cinsiyet duyarlı iletişim ve çatışma çözümü” konusuna dair konuşmacı olarak yer alan bulunan Sabancı Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Ayşe Betül Çelik ve avukat Birsen Atakan, devam eden sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
 
Barış sürecinde farklı bir model tecrübe ediliyor…
 
Mevcut devam eden sürecin önceki barış süreçlerinden farklı olduğunu ifade eden Ayşe Betül Çelik, birçok barış sürecinden farklı olarak silah bırakma adımının ilk atıldığına dikkat çekti. Ayşe Betül Çelik, “Şiddetsizlik ortamı sağlandıktan sonra toplumsal diyalog, farklı liderlerin konuşması daha kolay oluyor. Bu, farklı bir model olarak Türkiye’de tecrübe ediliyor. Önceki süreçte bu, daha sonra olabilecek bir aşamaydı ve tıkanılan bir yerdi. Çatışmasız ortama geçildiği için artık başka şeylerin konuşulması daha kolay olması gerekiyor. Ama bu süreçte çok daha az bilgiye sahibiz. Dolayısıyla bu sürecin nasıl gideceğine dair bilgileri çok kısıtlı alıyoruz. Bundan sonra yapılacak şeyler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturulacak farklı komisyonlar altında çalışılması gereken bir şey” diye ifade etti.
 
‘Güven ortamını inşa etmek gerekiyor’
 
“Kadınlar bu süreçlere barış yapıcı olarak daha çok katılmalı” diyen Ayşe Betül Çelik, barışın inşası için sivil toplumun rolüne dikkat çekerek, “Barış süreçlerini 3 ayak şeklinde çalışıyoruz. Bir tanesi liderlerin görüşmesi, bir tanesi hem siyasi yapıcıları hem de toplumu etkileyen kesimlerin görüşmesi, bir tanesi de çatışmalardan etkilenen kişilerin sürece dahil olması. Geçen barış sürecinde yerelde farklı kimlikler üzerinde yaşanan sorunların konuşulmasına dair çalışmalar yapılmıştı. Bu süreçte de sivil toplum, farklı kesimleri bir araya getirerek konuşma ve diyalog zeminleri hazırlayabilmeli. Barış süreçlerinin sürdürülebilir olması güven ortamıyla olur. Güven, çatışma başladığında ilk giden, en son gelen şeydir. Dolayısıyla güven ortamını inşa etmek gerekiyor. Belediyenin yaptığı çalışma çok güzel. Tam da ihtiyaç duyulan farklı kesimleri bir araya getirmesi ve farklı bilgilerin toplumsal seviyede konuşulması açısından çok hoş. İlgi de çok hoş” dedi.
 
‘Diyalog sahici olmalı’
 
Birsen Atakan ise şu ifadeleri dile getirdi: “Orada ne oluyor, ne bitiyor daha açık bir şekilde izah edilmesi gerekiyor, kafamızda bir şeylerin belirgin hale gelmesi gerekiyor. Bu sürecin çok uzamaması lazım, sürekli bekliyoruz. Kadınlar, bu süreçte kadının sözünün artması ve ihtiyaçlarının ifade edilmesi gerektiğini söylüyor. Ancak bu şekilde barış gerçekleşebilir. Barışabilmek için diyalog lazım. Bu diyalogun sahici olması lazım. Sürecin manipüle edilmemesi lazım ama bunu göremiyoruz. Sorunu, derdi olan kendini ifade edebilmeli. Barış Anneleri’nin Kürtçe konuşmasına Meclis’te izin verilmedi, hukuki gerekçe söylendi. Bundan dolayı diyorum ki diyalog sahici olmalı. Barışın dilinin oluşturulması gerekiyor. Kullandığımız dil barış dili değil, şiddetin dilini kullanıyoruz çünkü bize öğretilmiş olan o. Barış deyince ne anlıyoruz? Barış sadece savaşın olmaması değildir. Barışın içerisinde çok fazla şey var.”