Sömürüye karşı yükselen direniş (6)

  • 09:01 30 Nisan 2026
  • Dosya
Kayyıma karşı 270 günü aşkın süredir devam eden mücadele
 
Rozerin Gültekin
 
WAN - Kayyım tarafından ikinci defa işten çıkartılan ve buna karşı direnişini sürdüren Berivan Tibelek, “270 günü aşkın süredir haksız ve hukuksuz bir şekilde işten çıkarılmamıza karşı eylem ve etkinliklerimizi sürdürüyoruz. 223 emekçinin mücadelesi sonucunda işçi kıyımları durduruldu” dedi.
 
1 Mayıs, emekçilerin sömürüye, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı mücadelesini büyüttüğü tarihsel bir gün olmaya devam ediyor. Türkiye ve Kürdistan’da ise bu mücadele, yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda siyasal müdahaleler, kayyım politikaları ve emek üzerindeki sistematik baskılarla da şekilleniyor.
 
Özellikle 2016’dan bu yana hayata geçirilen kayyım atamaları, kadın emeğinin hedef alınmasına ve işçilerin kazanılmış haklarının gasp edilmesine yol açtı. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Wan Büyükşehir Belediyesi’ne 15 Şubat 2025’te kayyım atanmasıyla birlikte bu süreç daha da derinleşti. Kayyım Ozan Balcı’nın kararıyla 29 Temmuz 2025’te 10’u engelli olmak üzere 223 işçi, “Arşiv soruşturmanız olumsuz çıktı, bu nedenle iş hakkınız feshedilmiştir” denilerek işten çıkarıldı.
 
Keyfi şekilde işten çıkarılan işçilerin bir kısmı daha önce de kayyım tarafından işten atılmış, mahkeme kararıyla işe iade edilmiş emekçilerden oluşuyor. Tüm bu hukuksuzluklara rağmen 223 işçi, "İşimize geri döneceğiz" şiarıyla 267 gündür direnişini sürdürüyor.
 
Dosyamızın bu bölümünde, Wan’da kayyım tarafından  işten çıkarılan işçilerin sürdürdüğü direnişi ve bu mücadelenin 1 Mayıs’a taşınan taleplerini ele alıyoruz. Bu direnişin öznelerinden Berivan Tibelek de yaklaşık bir yılı bulan mücadele sürecini anlattı.
 
'Kod-22 ile işten çıkarıldık'
 
Önceki dönem atanan kayyım tarafından da işten çıkarıldıklarını ve bu durumu ilk defa yaşamadığını belirten Berivan Tibelek, işten çıkarılma sürecini anlattı. Berivan Tibelek, “İşten çıkarıldığımızı telefonla öğrendik. 223 kişi olarak telefonla arandık ve iş hakkımız feshedildi. İnsanları ekmeği ile emeği ile tehdit etmek Firavuni bir düzendir. İşçi sınıfı olarak zaten ciddi ekonomik krizle karşı karşıya iken, geliri kesilen emekçi bu ekonomik şartlarda ciddi olarak zorlanıyor. Aramızda bekar, engelli, tek geçim kaynakları bu maaş olan, kirada olan arkadaşlarımız var. İşten KOD-22 ile çıkarıldık bu da hiçbir yerde SGK'lı çalışamayacağınız anlamına geliyor. İşten çıkarılmamız bütün yaşam alanımızı kısıtlayan bir politika oldu. Bu anlamda bu siyasi bir girişim. Bunun karşısında da mücadelemizi devam ettireceğiz. İşten çıkarıldıktan sonra yerimize alınan işçiler, işe ihtiyacı olmayan, AKP'ye yakın olan iş insanlarının çocukları oldu. Eğer ki siyasi bir girişim olmamış olsaydı bizler daha önce de kayyım tarafından işten çıkarılmış, mağdur olmuş emekçilerdik ve bu iş bizim hakkımızdı” diye vurguladı.
 
İki defa kayyım tarafından işten çıkarıldı
 
Yaşanan hukuksuzluğa karşı yürüttükleri hukuki sürecin kendileri lehine sonuçlansa dahi emeklerinin yine de gasp edildiğini ifade eden Berivan Tibelek, “Mahkeme kararıyla işe iade kararı çıksa bile keyfi bir muamele ortaya konuluyor. ‘Evet kazanmışsın ama ben seni almayacağım’ diyor. Bu anlamda biz daha önce de işten atıldığımızda her bir arkadaşımız mahkeme açıp işe iade davalarını kazanmış fakat alınmamıştık. 2024 yerel seçimlerden sonra açılan pozisyonlar işten bizim için açık bir pozisyon olduğu için ve öncelikli hak sahibi olduğumuz için resmi prosedürlerle belediyeye girdik. Ancak ikinci defadır kayyım tarafından haksız hukuksuz bir şekilde işten atılıyorum” dedi.
 
‘Emeğimiz bizden çalındı’
 
Kayyımların ilk olarak kadın emeğini hedef aldığını dile getiren Berivan Tibelek, “Her kayyım atandığında ciddi anlamda kadınlar hedef alınıyor. Bizler kayyım tarafından işten atılmadan önce kurum içerisinde ciddi mobinglere uğradık, sahalara sürgün edildik. Sonra da emeğimiz bizden çalındı. İşten çıkartılan kadınları eve gönderme adına yapılan şeyler bunlar. ‘Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etme’ anlayışı var. Kadının ekonomik özgürlüğü yok edildiğinde kadına aslında saha daraltılıyor. ‘Kadına emek başında olamazsın. Senin evde kalman lazım’ diyen bir anlayış var. Bizler ne olursa olsun kadın emeğinin sürdürülebilmesi için her türlü mücadeleyi vereceğiz” diye belirtti.
 
270 günü aşkın süredir devam eden direniş…
 
İşten çıkarılmalarının ardından yürüttükleri mücadeleyi ve yarattığı etkiyi dile getiren Berivan Tibelek, “270’i aşkın gündür haksız hukuksuz bir şekilde işten çıkarılmamıza karşı DİSK GENEL-İŞ Sendikamız öncülüğünde ve yereldeki sivil toplum örgütleriyle eylem ve etkinliklerimizi sürdürüyoruz. Barışı en çok isteyen, savaşta en çok mağdur olan emekçilerin böyle tarihi bir süreçte haklarının çalınması, işlerinden edilmesi ciddi anlamda sorguladığımız bir nokta. Çalınan emeğimiz bize iade edilene kadar eylem etkinliklerimiz devam edecek. Emekçinin sahip olmuş olduğu her şey mücadele sonucunda edinilmiştir. Emekçiye, ‘bu senin hakkındır’ diyen bir sistemle, zihniyetle karşı karşıya değiliz. Bizler de mücadele ve direniş sonucunda hakkımızı alacağımızı biliyoruz. Direnmemiş olsaydık 223 arkadaşın devamı da gelecekti. Van’da daha fazla işçi kıyımı olacaktı. 223 emekçinin mücadelesi sonucunda işçi kıyımları durduruldu” sözlerini kullandı.
 
‘Süreç için sesimizi yükselteceğiz’
 
Berivan Tibelek, son olarak şu çağrıda bulundu: “40 yılı aşkın süredir 1 Mayıs'ı çatışmalı ortamlarda kutladık. Fakat bu yıl barış umudunun olduğu bir yılda 1 Mayıs’ı kutlamak heyecan verici. Bizler de 1 Mayıs'ta alanda olacağız. 1 Mayıs'ta daha gür bir sesle, emekçiler olarak Barış ve Demokratik Toplum Süreci için destek sesimizi yükselteceğiz. 1 Mayıs yalnızca bir anma günü değil eşitliğin, kardeşliğin, insanca yaşamın ifade edildiği bir gündür. Van halkı, emekçileri, kadınlar, sivil toplum örgütleri olarak hep beraber toplumsal barış ve demokratik çözümün güçlenmesi için 1 Mayıs alanlarında haykıralım. Yaşasın 1 Mayıs.”