Amed’de ‘Toplumsal Hafıza ve Travma’ sempozyumu

  • 21:28 7 Kasım 2026
  • Güncel
AMED - Amed'de düzenlenen “Söz Almak: Toplumsal Hafıza, Tanıklık ve Travma” sempozyumunda zorla kaybetmelerin yarattığı travmalara dikkat çeken İHD Gözaltında Kayıplar Komisyonu üyesi Sebla Arcan, “İnkar, en ağır devlet şiddetidir ve en ağır travma biçimidir” dedi.
 
Amed Büyükşehir Belediyesi, Travma Çalışmaları Derneği ve Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu işbirliğiyle Ali Emiri Konferans Salonu’nda düzenlenen “Söz Almak: Toplumsal Hafıza, Tanıklık ve Travma” sempozyumu devam etti. Sempozyumda zorla kaybetmeler, kuşaklararası travma, toplumsal hafıza, yas ve kadınların kolektif mücadele deneyimleri ele alındı.
 
‘Travma ve yas kuşaktan kuşağa aktarılıyor’
 
Sosyal Hizmet Uzmanı İrfan Ekinci’nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sıfır noktasında beklemek: Zorla kaybetmelerde travma, tamamlanmayan yas ve tanıklığın gücü” başlıklı oturumda, İnsan Hakları Derneği (İHD) Gözaltında Kayıplar Komisyonu üyesi Sebla Arcan konuştu.
 
Zorla kaybetmelerin yarattığı travmaların uzun yıllar devam ettiğine dikkat çeken Sebla Arcan, “Kaybetme nedeniyle travma yaşayan kişi ne ileri gidebilir ne de geri gidebilir. O anda kalır” dedi.
 
Zorla kaybetmelerin etkilerinin kuşaklar boyunca sürdüğünü belirten Sebla Arcan, “Zorla kaybetmelerin ardından iki üç kuşak boyunca devam ediyor. Zorla kaybetmeler konusunda devredilen başka hususlar da var. Adalet duygusu, mücadele, direnme duygusu da aktarılıyor. Sadece travma ve yas olarak değil politik bir bilinç olarak da kuşaktan kuşağa aktarılıyor” ifadelerini kullandı.
 
‘İnkar, en ağır devlet şiddetidir’
 
Tanıklığın önemine işaret eden Sebla Arcan, zorla kaybetmelerde devletin inkar politikalarının yarattığı travmaya dikkat çekerek, “Yaşadığınız hikâye reddediliyor. 30 kişi gelip çocuğunuzu gözaltına alıyor ancak gidip gözaltıyı sorduğunuzda bu reddediliyor. İnkar, en ağır devlet şiddetidir ve en ağır travma biçimidir” diye konuştu.
 
Sur’da yas ve kuşaklararası aktarım
 
Ardından İHD Kadın Sekreteri Handan Coşkun, “Yasın kuşaklararası aktarımında mekan ve beden algısı: Sur” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Handan Coşkun, 1990’lı yıllarda köylerin boşaltılması, zorla kaybetmeler ve intiharlar başta olmak üzere yaşanan hak ihlallerine ilişkin uzun yıllardır çalışmalar yürüttüklerini belirtti.
 
“Yasaklı yaslar: Ehliyetsiz acılar” başlıklı sunumunda söz alan Nöropsikolog Masum Aydın ise tanıklığın bireyin varoluşundaki yerine dikkat çekerek, “Var olmanın öncülüğü tanıktır. Öteki olmadan biz olamıyoruz” diye belirtti.
 
Sunumların ardından katılımcılar kendi tanıklıklarını paylaşarak panelistlere sorular yöneltti.
 
‘Kalıcı barış için yüzleşme ve adalet sağlanmalı’
 
Sempozyumun sosyolog Didem Aydemir moderatörlüğünde gerçekleştirilen üçüncü bölümünde, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti ve Psikolojik Danışman Esra Kahraman, “Coğrafya, beden ve anadil: Ortadoğu’da göç ettirilen Kürt kadınlarında hafızanın taşınması ve iyileşme mekanizmaları” başlıklı sunumuyla söz aldı.
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Esra Kahraman, süreci önemsediklerini belirterek, kalıcı bir barışın inşa edilebilmesi için geçmişle yüzleşilmesi ve adaletin sağlanması gerektiğini vurguladı.
 
Rojava’ya yönelik saldırıların ardından Amed’e gelen kadınlarla yürüttükleri çalışmalara da değinen Esra Kahraman, kadınların yaşadıkları acılara karşı kolektif biçimde direndiklerini gözlemlediklerini ifade etti.
 
Kürt kadınlarının kolektif mücadele deneyimi
 
Aynı oturumda TJA aktivisti Rojda Bedia Akkaya, “Baskılanmış yaşamdan kolektif iyileşmeye: Kürt kadın hareketinin tarihsel direniş mirası, komünal yaşam ve özgün baş etme mekanizmaları” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Rojda Bedia Akkaya, Kürt kadınlarının tarihsel mücadelesine ve geliştirdikleri mücadele yöntemlerine dikkat çekti.
 
Sempozyum sunumlarla devam edecek
 
Sempozyum, “Bedende kalan: Hak ihlalleri, bedensel hafıza ve onarımın koşulları”, “Örseleyen sessizlik ve ‘özne’lik halleri: Faillikten müdahilliğe”, “Söylenmeyenin izinde: Konuşan beden” ve “Hafızada ve doğada kalan izler: Yıkım ve iyileşmenin olanakları” başlıklı sunumlarla devam edecek.