KJK’den 1 Mayıs mesajıKJK’den 1 Mayıs mesajı
- 09:16 1 Mayıs 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - KJK Koordinasyonu, 1 Mayıs dolayısıyla yayımladığı mesajda, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ikinci yılında herkesi "bu tarihi çağrıyı sahiplenmeye, demokratik sosyalizmi örmeye ve meydanları coşkuyla doldurmaya” çağırdı.
KJK Koordinasyonu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü vesilesiyle yazılı bir mesaj yayımladı. Açıklamada, dünya emekçilerinin ortak mücadelesine dikkat çekilirken, emek ve özgürlük mücadelesinin kadın özgürlüğü olmadan tamamlanamayacağı vurgulandı.
KJK Koordinasyonu'nun mesajı şöyle:
“Tüm dünya emekçilerini tek yürekle, bir çatı altında toplayan 1 Mayıs Dünya Emekçiler Günü başta Barış ve Demokratik Toplum’un en büyük emekçisi olan Önder Apo’ya, Eskişehir`den Ankara`ya emeklerinin karşılığını almak için yürüyen maden emekçilerine, Gimgim’da, Kanîreş’te , Giresun’da maden şirketlerine karşı tarihini, topraklarını, yaşamlarını savunan tüm halklara, Rojava’da özgür ve demokratik yaşamı inşa etmek için mücadele edenlere, Rojhilat`ta savaşa karşı özgür yaşam için emek verenlere, kadın cinayetlerine karşı ayakta olan tüm kadınlara, analarımıza, gençlere ve çocuklara kutlu olsun diyoruz.
Mayıs ayı emekçiler ayı olduğu kadar, emeğin en büyük savaşçılarının, sosyalizm için canlarını feda eden değerli şehitlerin de ayıdır. Bu nedenle bu uğurda canlarını feda eden değerli şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor, anılarına en büyük bağlılık olarak sosyalist yaşamı inşa etme sözümüzü yeniliyoruz.
Emekçiler sadece 1 Mayıs gününde değil, bütün yaşamlarını emek hırsızlarına karşı mücadele ederek yaşıyorlar. Toplumu var eden emeğin değersizleştirildiği bu sisteme karşı; ²emek değerlidir, kutsaldır, emek yaşamı var edendir² demeye devam ediyorlar. Çünkü biliyoruz ki içinde yaşadığımız dünya, konuştuğumuz dil, aldığımız nefes milyonlarca canlının ortak emeğiyle oluştu ve devam ediyor.
İktidar savaşlarına karşı mücadele
Her gün görüyoruz ki; devletleri yönetenler, kendilerini patron, halkı da kendilerine biat etmesi gereken işçiler ve köleler olarak görmektedir. Kendi çıkar ve menfaat savaşlarında halklar adına karar vermekte ve kadınları, çocukları emekçileri savaşların içine çekmektedirler. Bizler emekçiler olarak halkların savaşı olmayan, emeğimizi sömüren, ekolojimizi katleden bu iktidar savaşlarına karşı mücadele ederek emeğimize sahip çıkabiliriz. Çünkü toprak emektir, tarih emektir, dil emektir, diktiğimiz ağaçlar, dağlar, gürül gürül akan dereler emektir. Ve mevcut iktidarlar bugün bu emeklerimizin hepsine göz dikmiş, savaşla, rantla, şirketlerle yok etmeye çalışıyor. Bu nedenle köyümüze, bahçemize, suyumuza, dilimize, dağlarımıza, yaylalarımıza sahip çıkmak özünde emeğimize sahip çıkmaktır.
Emeksiz ve çürüyen bu sistemin topluma yansımaları çok acı sonuçlara neden olmaya devam ediyor. Okullarda çocuklar, öğretmenler, genç kızlar katlediliyor. Devletin içinde başlayan çeteleşmeler topluma uzanıyor, fuhuş ve uyuşturucuyla gençlerimizi zehirliyor. Başta analar olmak üzere toplumun bin bir emeğiyle büyüyen, geleceğimiz ve umudumuz olan gençlerimize, çocuklarımıza sahip çıkmak emeğimize, geleceğimize ve umuda sahip çıkmaktır.
Demokratik ve etik sosyalizm ile mücadele vermeliyiz
Çığırından çıkmış, hiçbir ahlaki ve vicdani ilkesi olmayan bu kapitalist sisteme karşı mücadele büyüyerek devam ederken, yeni etik felsefeye dayanan sosyalizm için çalışmalıyız. Bugün her zamankinden daha fazla sosyalizme inanmak, tüketim çılgınlığına, ekolojik kırıma, gençlerimizin, toplumun sanal medya tarafından esir alınmasına, yaratılan hastalıklara, eğitimsizliğe, yaşamın anlamsız hale getirilmesine karşı yenilenmiş, demokratik ve etik sosyalizmle mücadele etmeliyiz. Çünkü Önder Apo’nun da ifade ettiği gibi insanlıkta ısrar, sosyalizmde ısrardır.
Kadını özgürleştirmeden emeğin özgürleşmesi mümkün değil
Kürdistan ve Ortadoğu halkları yüzyıllardır ülkelerinin ve emek değerlerinin elinden alınmasıyla emeklerine ters düşürülmüş ve yabancılaşmışlardır. Bunun için büyük bir yurtseverlik savaşımının gerekli olduğunu, özgür ve demokratik yaşamı inşa etmeden emeğin de özgürleşemeyeceğini biliyoruz. Çünkü özgür ülkede verilen emek, toplum için verilen toplumsal emektir. Köleleştiren değil, özgürleştiren yaratıcı bir emektir. Özgür yaşamı geliştirmeye, toplumu özgürleştirmeye hizmet eden emek, bu uğurda dökülen alınteri kutsaldır. Bu nedenle ana emeği, kadın emeği en fazla sömürülen, görmezden gelinen emek olmakla birlikte en kutsal emektir. Jin Jiyan Azadî felsefesinden yola çıkarak böylesi bir günde kadının emeğini görmezden gelen, kadını vahşice katleden erkek egemen sistemi yıkmadan, emeğe ve emekçiye gerçek değerini vermekten, özgürleşmeden bahsedilemez. Yani kadını özgürleştirmeden yaşamın, yaşamı özgürleştirmeden de emeğin özgürleşmesi mümkün değildir. Çünkü sosyalizme ancak kadın özgürlüğüyle gidilir. Rojava`da inşa edilen özgür ve demokratik toplum ve yaşanan tüm gelişmeler ekonominin gerçek sahibi olan kadınların emeğinin sonucudur. Ve bu sonuç tüm emekçi kadınlara umut ışığı olmuştur.
Demokratik gelecek için
Unutmamak gerekir ki, emekçilerin bugün yaşadıkları tüm sorunların kaynağında demokrasinin olmayışı vardır. Demokratik sistemin çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur. Önder Apo, 'Demokratik olmasını bilen bir toplum, işsiz üretemez. Nerede çok işsizlik varsa orada o kadar anti demokratiksizlik vardır' belirlemesinde bulundu. Bu nedenle en büyük emek mücadelesi, özünde demokrasi mücadelesidir. Demokratik bir gelecek için mücadele etmek en büyük ve en kutsal emektir, emeğine sahip çıkmaktır.
Emeğine sahip çıkmak, kapitalist sisteme karşı halkların özgür yaşamını ifade eden komünlerle gerçekleşebilir. Komüne dayanan ekonomik sistemler geliştirerek bu sömürü çarkını zayıflatmak elbette mümkündür. Bu nedenle emekçilerin direniş bayramı olan 1 Mayıs vesilesiyle Önder Apo’nun 27 Şubat 2025 yılında yapmış olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ikinci yılında başta kadınlar ve gençler olmak üzere anaları, köylüleri, işçileri, tüm emekçileri bu tarihi çağrıyı sahiplenmeye, demokratik sosyalizmi örmeye, meydanları coşkuyla doldurmaya çağırıyoruz.
Yaşasın kadınların özgür yaşamı ören emekleri!
Yaşasın emekçilerin birlik, dayanışma, mücadele ve direniş günü 1 Mayıs!”








