Keziban Konukçu: Mutlak butlan rejimin karakterini gösteriyor

  • 09:10 23 Mayıs 2026
  • Siyaset
Melike Aydın
 
İSTANBUL - CHP’ye dönük ‘mutlak butlan’ kararını, iktidarın kendi muhalefetini yaratma arayışı ve faşizm inşası olarak tanımlayan DEM Parti Milletvekili Keziban Konukçu, “Kalıcı bir barış demokratik ortam olmadan olmaz, demokrasi de barış olmadan olmaz” dedi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Keziban Konukçu, yargı eliyle yürütülen ‘mutlak butlan’ tartışmaları ve CHP’ye dönük operasyonları değerlendirmek üzere dün CHP İstanbul İl Örgütü’ne dayanışma ziyaretinde bulundu. 
 
Ziyaret sonrasında JINNEWS’e konuşan Keziban Konukçu, yaşanan gelişmeleri sıradan bir parti içi kriz olarak görmenin büyük bir yanılgı olacağını söyledi. 
 
Sürecin arka planına dikkat çeken Keziban Konukçu, iktidarın gerileyişinin yeni olmadığını hatırlatarak, aslında süreci 7 Haziran’dan başlatmak gerektiğini belirtti. CHP’lilerin AKP’nin yerel seçimlerde kaybettiğini söylediğini, aslında 7 Haziran’da kaybettiğini ifade eden Keziban Konukçu, “O kaybettiği seçimleri bir şekilde yok sayıp darbe gerçekleştirerek, sonrasında MHP ile ittifakla ancak iktidar olabilmişti. O zamandan bu zamana iktidarın kararı, tek adam rejiminin, yani faşizmin inşası sürecini başlatmaktı. Son yerel seçimlerde yine çok ciddi bir kayıp verince bu saray iktidarı, kendi gücünü pekiştirebilme adına elindeki tüm olanakları kullanıyor. Bunlardan en önemlisi de yargıyı büyük oranda tamamen kendine bağlamış olmasıdır. Yargı yoluyla, hukuk dışı, yasal ve anayasal olmayan uygulamalarla iktidarını pekiştirmeye çalışıyor” diye belirtti.
 
‘Seçimsiz bir ortam yaratılmak isteniyor’
 
Ekrem İmamoğlu üzerinden başlatılan hamlelerin daha büyük bir planın parçası olduğunu belirten Keziban Konukçu, "Karşısındaki en güçlü rakip gibi görünen Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve ardından tutuklanması süreciyle başlattığı bu hamleyle, rakibini ortadan kaldırma ve aynı zamanda seçimsiz, belki de fiilen tek partili bir ortam yaratma arayışındalar. Diğer partilerin içine oynayarak, belli ittifakları bozarak kendi iktidarını tekrar hayata geçirebilme adına bu uygulamaları yapıyorlar ki bunun adına faşizm demek hiç yanlış olmaz. Bir partinin kendi içinde yaptığı genel kurulun tanınmaması, iptal edilmesi ve mutlak butlan addolunması, yasal olarak YSK’nin alması gereken bir kararın Asliye Hukuk Mahkemesi’ne aldırılması karşı karşıya olduğumuz rejimin karakterini bize gösteriyor" dedi.
 
‘Demokratik toplum olmadan kalıcı bir barış olmaz’
 
Demokrasi ile barış arasında kopmaz bağın bulunduğunu söyleyen Keziban Konukçu, "Sürecin adına hep barış süreci diye bahsediliyor ama hiç unutmayalım ki bu süreç 'demokratik toplum ve barış süreci'dir. Kalıcı bir barış demokratik ortam olmadan olmaz, demokrasi de barış olmadan olmaz. Bir yanda barış süreci varken diğer yanda saray rejimi ana muhalefet partisine dönük yargı darbesi yapabiliyor. Aslında sürecin kendisinin başlatılması, Kürt hareketinin ciddi mücadelesiyle iktidarın zorunlu kalma haliyle gerçekleşti. Bir iki sene önce 'Çöktürme Planı'ndan bahsediyorlardı ama çöktürmeyi hayata geçiremedikleri için o müzakere masasını kurmak zorunda kaldılar. Ancak olmuş bitmiş bir şey yok. Sürecin başlamasıyla hemen her şeyin bittiği, kazanımların elde edildiği bir şey olmadığının altını çizmemiz gerekiyor. Dünyadaki barış süreçleri yıllara yayılıyor" diye ifade etti.
 
'İktidarın samimiyetsizliği'
 
Meclis zeminindeki tıkanıklığın kaynağının iktidarın samimiyetsizliği olduğunu ifade eden Keziban Konukçu, müzakere-mücadele dengesini geriye atmadan barış mücadelesini demokrasi mücadelesiyle iç içe düşünmek gerektiğinin altını çizdi. Keziban Konukçu, “Gerçeklerle ve hakikatle yüzleşmek, Kürt sorununun çözümü için somut adımların atılması, demokratik bir cumhuriyetin inşa edilmesi bu bütünlüğün ayrılmaz parçasıdır. Ancak iktidar kanadı neredeyse hiç adım atmıyor. Süreç belli noktalarda tıkandı ve tıkanmanın birinci nedeni, bir tarafın sürekli adım atması, iktidar kanatlarının ise hiç adım atmamasıdır. Meclis'te bir komisyon oluşturuldu; komisyon raporunda 'AİHM kararları uygulansın, kayyumlar son bulsun' dendi. Bunun tercümesi şudur: Kayyımlara son verilebilir, 30 yılı aşkındır içeride bulunan tutuklular bırakılabilir, infazlar yakılmayabilir. Bunun için yeni bir yasaya gerek yok. Bunlar yapılabilecekken yapılmaması bize bazı işaretler veriyor” şeklinde dile getirdi.
 
‘Kent uzlaşmasının açığa çıkardığı enerjiyi yok etmek istiyorlar’
 
CHP’ye yönelik operasyonun asıl hedefinin muhalefetin ortak direniş dinamikleri olduğunu dile getiren Keziban Konukçu, iktidarın uzun zamandır CHP’nin içine oynayarak onu bölmeye, son yerel seçimlerde 'kent uzlaşmasıyla' açığa çıkan o birliktelik enerjisini ortadan kaldırmaya çalıştığını söyledi. Keziban Konukçu, “Çünkü muhalefetin bir araya gelme dinamikleri kendisi açısından gerçekten sıkıntılı görünüyor. Örneğin komisyona CHP’nin girmesini çok istemiyorlardı ama girdi. Kürt sorununun çözülmesi, demokratik kanalların açılması için bütün partilerin elini taşın altına koyması gerekiyor. Bu bir araya gelişleri engelleyebilmek için her türlü yol deneniyor ve bunlardan biri de CHP’yi bölme yaklaşımı olarak bu mutlak butlan kararında kendini ortaya çıkardı. Bunun karşısında mutlaka demokrasi güçlerinin birlikte mücadele ederek faşizme karşı duruşunu net bir şekilde sergilemesi gerekiyor” sözlerini kullandı. 
 
'Faşist bir akıl meselesidir’
 
CHP İstanbul İl Örgütü’ne gerçekleştirdikleri ziyarete dair izlenimlerini ve CHP’nin sürece yaklaşımını değerlendiren Keziban Konukçu, CHP İl Başkanı Özgür Çelik ile görüştüklerini belirtti. Keziban Konukçu, “Bizimle paralel bakıyorlar; bunun bir siyasi darbe olduğunu düşünüyorlar. Özgür Özel de genel merkez önünde yaptığı açıklamada bu kararın hukuki değil siyasi olduğunu net bir şekilde ifade etti. Sarayın kendi muhalefetini yaratmaya çalıştığını söyledi ki bu bence net bir mesajdı. Muhalefetin nasıl olması gerektiğini bile dizayn etmeye çalışan bir akıl var. Tabii sahada 'CHP'nin içinde yolsuzluk mu var, akçeli işler mi var' gibi tartışmalar da dönüyor. Biz DEM Parti olarak şunu çok iyi biliyoruz ki CHP de bir düzen partisidir. Bizim partimiz açısından hiç olmayacak şeyler bu partide yaşanıyor olabilir. Ancak mesele bu değil. Bu, AKP’de çok daha fazla var. Buradaki mesele, kendi rakibini içeriye tıkan, ana muhalefet partisini kötürümleştirmeye, bölmeye çalışan faşist bir akıldır ve bizim bunun karşısında olmamız gerekiyor” diye konuştu. 
 
Üçüncü yol vurgusu
 
Kürt halkının ve parti tabanının geçmişteki sessizliğe yönelik eleştirilerini haklı bulduğunu söyleyen Keziban Konukçu, Kürt siyasi hareketinin uzun zamandır baskıyla karşı karşıya geldiğini ve hâlâ kayyımlarla uğraştığını hatırlattı. Keziban Konukçu, “Biz bunları yaşarken tabandan haklı olarak şu sorular geliyor: 'Bunlar bizim başımıza geliyordu, CHP ses çıkarmamıştı; şimdi kendi başlarına geliyor.' Bu nesnel bir gerçek, bu gerçeği yok sayamayız. Ancak bu gerçeğin sadece ifade edilmesi bizim önümüzü açmaya yetmez. Biz son seçimlerde faşizme kaybettirme mantığıyla belli yerlerde CHP ile kent uzlaşısı gerçekleştirdik ama CHP’nin nasıl bir parti olduğunu, kuruluş paradigmasını da bilmiyor değiliz. Eğer bu ülkede faşizmin inşa edildiğini görüyorsak, faşizme karşı demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesini önümüze koymamız gerekiyor. Biz DEM Parti olarak 'Üçüncü Yol' seçeneğiyiz. Birinci yol faşizmin inşası, ikinci yol cumhuriyetin kuruluş kodları üzerine var olanı koruma yaklaşımı ise biz bunların karşısında üçüncü yolumuzu ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.