Geleceğe aktarılan ‘Ardakalan’ direnci

  • 09:01 14 Ekim 2026
  • Kültür Sanat
Nazlıcan Nujin Yıldız 
 
WAN – 10 Ekim Gar Katliamı’nı konu alan “Ardakalan” isimli fotoğraf sergisine dair konuşan Emine Kart, fotoğraf çekmenin de mücadele etmenin bir biçimi olduğunu ifade ederek, serginin yarına bir hafıza bırakma amacı taşıdığını söyledi.  
 
10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı’nın ardından 2015 yılından bugüne kadar her ayın 10'unda yapılan anmalardan ve katliamın dava sürecinden yansıyanları fotoğraflayan belgesel fotoğrafçısı Emine Kart, “Ardakalan” isimli fotoğraf sergisini, katliamının 11’inci yılında Wan’da sergiledi. İki gün süren fotoğraf sergisi, Atatürk Sanat Galerisi’nde ziyaretçiyle buluştu. 
 
11 yıllık fotoğraf hafızası 
 
“Ardakalan”, katliam gününde yaşananlar ve ardından yaşanan mahkeme süreçleri ile anmalardan yansıyan fotoğraflar karelerinden oluşuyor. Sergiye dair konuşan Emine Kart, söz ile ifade edemediklerini fotoğraf çekerek anlattığını vurgulayarak, fotoğraf çekmenin mücadelenin bir biçimi olduğunu ifade etti. Emine Kart, “Tanıklık ve fotoğraflama süreci sonrası, bu belleğin, hafızanın yarınlara kalması için kitap, sergi ve gösteri düşüncesiyle hareket ettim” dedi.
 
Her anı fotoğrafladı 
 
Gar Katliamı’nın gerçekleştiği gün fotoğraf çekmek için alanda olduğunu söyleyen Emine Kart, patlama olmadan kısa süre önce alana vardığını paylaşarak, “Yürüyordum ve bir ses geldi. Kafamı çevirdiğimde alev topunu gördüm. Sonra ikinci ses. Tabii bir an ‘ne oluyor’ diye şaşırıyorsun. Herkes bana doğru geliyor, tabii insan bir duruyor. Kendi kendime ‘git’ dedim ve gittim. Alanda fotoğraf çektim. Fotoğraf çektim ama bilinçaltım bir şekilde beni korudu. Hatta video çekmişim arkadaşlara göndermişim. Çünkü normalde o tür görüntülerin yayınlanmasına karşıyım ve alanda uzun süre fotoğraf çekip sonra kendimi dışarıya attım. Yürümeye başladım, oradaki görüntülerden bahsetmek istemiyorum zaten. Orada çektiğim fotoğrafları bir fotoğrafçıya gidip yükletip arkadaşlara verdim, yayınlansın diye. Sonrasında ‘ne yapabilirim’ diye düşündüm. Hastanede, Adli Tıp yakınlarında fotoğraflar çektim. Sonraki süreçlerde 10 Ekim ailelerinin yanında durdum. Mahkemeler, anmalar. Her ayın 10'unda yapılan anmalara katıldım. Bu süreçleri de fotoğraflıyordum” dedi.
 
 
‘Bu hafızanın yarınlara kalması düşüncesiyle hareket ettim’
 
Genelde kitap, fotoğraf gösterisi ve sergiler gerçekleştirdiğini belirten Emine Kart, bu sürece de tanıklık etmek istediğini ve yarına bir hafızanın kalması için fotoğraf çekmeye devam ettiğini söyledi. Özellikle mahkeme süreçlerinin çok zor olduğunu dile getiren Emine Kart, “Mahkemelerde çok içeride durmadım. Genelde dışarıda bekledim ve fotoğraf çekmeye devam ettim. Çünkü içeriye tahammül etmek zor. Aileler nasıl katlandı o sürece bilmiyorum. 10 yıla yakın mahkemelerde, anmalarda ailelerin yanındaydım. Tanıklık ve fotoğraflama süreci sonrası, bu belleğin, hafızanın yarınlara kalması için kitap, sergi ve gösteri düşüncesiyle hareket ettim. Üç çalışmam da paralel gitti. Adına ‘Ardakalan’ dedim. ‘Ardakalan’ ismi, yaşamını yitiren insanların ardında kalanların, acısını demeyelim de bu direnci, bu inadı yansıtmaktan geliyor. Bir şekilde tanıklık etsin, çok sonrasına da kalsın düşüncesiyle ‘Ardakalan’ ismini verdim” şeklinde konuştu.
 
‘Sözel olarak anlatamadığımı fotoğrafla anlatmak istedim’
 
Kendini söz ile değil, fotoğraf çekerek ifade edebildiğini paylaşan Emine Kart, bir mücadele biçimi olarak gördüğü fotoğraf çekmeye nasıl başladığını şu sözlerle anlattı: “Çok küçük yaştan itibaren hep bir makinem olsun istedim. Olmadı ama bu merak, bu ilgi nereden kaynaklanıyor bilmiyorum. Sonra ikinci el bir makine alıp öyle kursa gittiğimde bir arkadaşım bana yedek makinesini verdi. Öyle fotoğrafa başladım. Sözel olarak anlatamadığımı fotoğrafla anlatmak istedim. Çünkü bir şeyler anlatma derdim hep oldu. Hep huzursuz bir yapım vardı. Onu da fotoğrafla gerçekleştirebiliyorum. Hani çok fazla bir şey yüklemek değil ama elimden geldiğince karşımdaki insanın duygusunu içeriden çekmeye çalışıyorum. Mesela ailelerle birlikte olduğumuzda, dinliyorsun ama bir yere kadar doluyorsun, çünkü çok zor. Onlara tanıklık etmek ve bir şey yapamamak zor. O sebeple ben de fotoğraf çekerek derdimi anlatmayı seçtim.”