Ankara’da ‘İstihdamda cinsiyet ayrımcılığı’ paneli

  • 16:49 12 Haziran 2026
  • Güncel
ANKARA- EĞİTİM SEN ve KESK, Mirasımız direniş, sözümüz mücadele" şiarıyla istihdamda cinsiyet ayrımcılığı ile kadın istihdamının artırılmasına yönelik politikalar ve tehditlerin tartışıldığı bir panel düzenledi.
 
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) Ankara 2 No'lu Şube, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun (KESK) "Mirasımız direniş, sözümüz mücadele" şiarıyla gerçekleştireceği 3. Kadın Kurultayı hazırlıkları kapsamında, istihdamda cinsiyet ayrımcılığı ile kadın istihdamının artırılmasına yönelik politikalar ve tehditlerin tartışıldığı bir panel düzenledi.
 
EĞİTİM SEN 2 No'lu Şube'de yapılan panelde Pelin Akgüneş moderatörlük yaparken, Avukat Candan Dumrul ile Emekli İş Müfettişi Gülcan Eriş konuşmacı olarak yer aldı.
 
‘Ücretli emek erkekle özdeşleştirilerek patriyarkanın temeli oluşturuldu’
 
İlk olarak söz alan Gülcan Eriş, üretim ilişkilerinin tarihsel dönüşümüne değindi. Gülcan Eriş, "Özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla kadın emeği aile içine hapsedildi. Özel mülkiyetin büyüyüp gelişmesi, sanayi devrimi ve kapitalizmle birlikte çalışma koşulları zorlaştı. Kadınlar iş gücünden dışlanmaya başladı. Ücretli emek yalnızca erkekle özdeşleştirilirken kadınlar evlerine gönderildi ve patriyarkanın temeli oluşturuldu" dedi.
 
‘Kadın emeği görünmezleştiriliyor’
 
Kadınların ev içinde karşılıksız bakım emeğiyle kapitalizmin kâr elde ettiğini söyleyen Gülcan Eriş, "Kadın emeği görünmezleştiriliyor. Çalışan kadınlar açısından iş yerindeki emeklerinin yanı sıra eve döndüklerinde yerine getirmeleri beklenen toplumsal roller de bulunuyor. Biz kadınlar çift mesai yapan bir yerde duruyoruz" diye konuştu.
 
‘İş gücüne katılımda ciddi uçurum var’
 
Türkiye'de kadınların iş gücüne katılımında ciddi bir uçurum olduğuna dikkat çeken Gülcan Eriş, şöyle devam etti:"Genç kadınlarda tablo çok daha vahim. Ne eğitimde ne de istihdamda olan geniş bir nüfus var. Bunlar büyük kayıplar. Genç işsizler arasında kadınların oranı daha fazla. Çalışma hayatına girdiklerinde de durum onların lehine işlemiyor. Esnek çalışma adı altında emeklilik hakkınızın görünmez olduğu, güvencesiz ve yasal haklar konusunda ciddi zorluklar yaşayacağınız işler sunuluyor. Kadın ve erkek arasında büyük bir ücret açığı var. Eğitim düzeyi yükseldikçe de kadınlar ile erkekler arasındaki eşitsizlik devam ediyor."
 
‘Kadınlar bakım emeğiyle cezalandırılıyor’
 
Kadınların bakım emeği nedeniyle cezalandırıldığını söyleyen Gülcan Eriş, çocuk sahibi erkeklerin daha fazla istihdam edildiğine dikkat çekti. Gülcan Eriş, "Kadınlar, ev işleriyle meşgul oldukları gerekçesiyle iş hayatına giremediklerini söylüyor. Eğitim sektöründe tabandaki mutlak çoğunluğu kadınlar oluşturuyor. Öğretmenliğin bel kemiği kadınlardır. Ancak kadın yöneticilerin oranı oldukça düşük ve bu alanda en düşük seviyelerde bulunan ülkelerden biriyiz. Üst düzey kademelerde kadınlar yalnızca yüzde 2'lik bir oranı oluşturuyor. Kadın öğretmenlerin yönetici kademelerine gelememesi yapısal bir sorun. Erilleşmiş bir network var. Fırsat eşitsizliğinin kurumsallaşması, terfi süreçlerini ve iş yaşamına katılımı etkiliyor. Şiddet ve eşitsizlik sarmalı, aile üzerinden kurulan baskılar ve ücret eşitsizliği kadınların istihdama katılımını olumsuz etkiliyor" diyerek sözlerini tamamladı.
 
‘Devletin sunduğu sosyal bir hak yok’
 
Ardından söz alan Avukat Candan Dumrul, yarı zamanlı çalışma koşullarına ilişkin yasal sürece değindi. Candan Dumrul, "Yarı zamanlı çalışma düzenlemesine dair bir haktan söz edebilmek için devletin de bir yükümlülük üstlenmesi gerekiyor. Ancak mevcut koşullarda devletin sunduğu bir hak yok, yalnızca bir seçenek var. Kadınlar ya çocuğa bakmak için evde kalacak ya da yarı zamanlı çalışarak maaşının yarısını alacak. Yarı zamanlı çalışma adı altında devletin sunduğu sosyal bir hak bulunmuyor" dedi.
 
Dumrul, "Devlet, 'Sen evde çocuğa bakarken maaşının yarısını alacaksın ya da bakıcı tutup maaşının yarısını ona harcayacaksın' diyor" ifadelerini kullandı.
 
‘Kadınların asli görevini annelik olarak görüyorlar’
 
Kadınların yarı zamanlı çalıştırılması yerine iş yerlerinde kreş açılmasını önerdiklerini belirten Candan Dumrul, şunları söyledi: "Kreş açılması için 50 çocuk şartı bulunuyor. Ancak kreş açmayan kurumlara yönelik herhangi bir yaptırım yok. Uygulanabilirliği olmayan bir kreş düzenlemesiyle karşı karşıyayız. Kamu kurumlarının hiçbirinde kreş hizmeti sunma yükümlülüğü üstlenilmiyor. Çocuk bakım yükü kadının sorumluluğu olarak görülüyor. Yarı zamanlı çalışma hakkının kapsamını bakanlıklar belirliyor. Kariyerinde yükselmiş kadınların yarı zamanlı çalışmadan yararlanma hakkı bulunmuyor. Biz ücretli doğum ve ebeveyn izinlerinin uzatılmasını öneriyoruz. Ebeveynlik izninden kadın ve erkek eşit şekilde yararlanmadığı sürece kadınların istihdamında eşitlik sağlanamaz. Kadınların asli görevini annelik olarak görüyorlar. Bu zihniyetin hukuka yansımasını görüyoruz."
 
Panel, konuşmaların ardından kadınların deneyimlerini paylaşmasıyla sona erdi.