Süreçte tek taraflı ilerleyiş sona erecek mi?

  • 09:08 6 Mayıs 2026
  • Güncel
Melek Avcı
 
ANKARA – “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kapsamında yapılan çağrı, fesih kararı ve silah yakma gibi kritik adımlar sahada önemli bir irade ortaya koydu. Bu adımların karşılığında atılacak hukuki ve siyasi düzenlemelere dair taslak tartışmaları var, ancak henüz net bir takvim bulunmuyor.
 
Son dönemde iktidarın hukuki ve siyasi adımlar atmaması nedeniyle durağan bir hal alan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”, Mayıs ayının başı ile birlikte yeniden hareketlilik kazandı. Sürece ilişkin hem Apocu Hareket, Kürt siyasal hareketi ve iktidar kanadından yapılan çeşitli açıklamalar ve eleştiriler, mevcut durumda her iki aktörün masada nasıl konumlandığını, söylem ile pratiğin kim tarafından nasıl hayata geçirildiğinin resmini çiziyor.
 
Özellikle Apocu Hareket ve KCK tarafından yapılan açıklamalar, “sürecin ilerlediği” yönündeki resmi söylemin aksine, ciddi tıkanma noktalarının nerede yaşandığına işaret ediyor.Devletin de “asıl muhatabımız” diye tariflediği baş müzakereci Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’ndaki statü belirsizliği, yasal ve siyasal adımların hayata geçirilmesindeki ağırdan alma hali ve negatif söylemler bu tıkanıklık noktalarını oluşturuyor.
 
Adım atmayan iktidara bir hatırlatma; atılan adımlar sıralandı
 
Özellikle 5-7 Mayıs PKK Fesih Kongresi yıldönümünde dün açıklama yapan Apocu Hareket Yönetimi, sürecin başlangıcından bu yana atılan adımları açık biçimde sıraladı. Yapılan açıklamada, adım atmama gerekçesini “güven sorunu” söylemi altına sıkıştıran iktidara, bu adımlar tek tek hatırlatıldı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrıları dikkate alınarak bu doğrultuda sahada pratik adımlar atıldığı vurgulanarak; 27 Şubat 2025’te yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı, ardından gelen fesih kongresi ve örgütsel fesih kararı, Süleymaniye’de silah yakma iradesi ve Türkiye sınırları içindeki silahlı güçlerin sınır dışına çekilmesi sürecin temel pratik adımları olarak hatırlatıldı.
 
Her söylem pratik adımla buluştu
 
Kürt Halk Önderi, “Şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” diyerek 27 Şubat 2025’te “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısını yaptı. Sürecin başlangıç noktası olan bu çağrı, yalnızca politik bir söylem değil, doğrudan sahada karşılık bulan bir yönelim olarak görüldü. Bu çağrının ardından gelen en kritik eşik ise PKK’nin 5–7 Mayıs tarihli fesih kongresi oldu.
 
Fesih kongresi Kandil’de ve Zap’ta iki farklı noktada eş zamanlı toplandı. Kongrede kararlar oybirliğiyle alındı: “Bu temelde PKK 12. Kongresi, pratikleşme süreci Önder Apo tarafından yönetilmek ve yürütülmek üzere PKK’nin örgütsel yapısının feshedilmesi ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırması kararlarını alarak PKK adıyla yürütülen çalışmaları sonlandırdı” denildi. Bu kongrede alınan fesih kararı, örgütsel yapının sonlandırılmasına yönelik tarihsel bir kırılma oldu. Bu adımın, dünya çatışma-çözüm deneyimlerinde en son atılması gereken adımlardan biri olduğu bilinirken, burada sürecin erken aşamasında atılmış olması dikkat çekti.
 
En üst düzey gerillalardan barış mesajı
 
Fesih kararının ardından süreç yalnızca karar düzeyinde kalmadı. Sahada pratik sürdürüldü. Bu kapsamda; 9 Temmuz’da Kürt Halk Önderi, “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinde ikinci çağrısını yaptı. Demokratik Toplum Manifestosu’nun 50 yıllık “Kürdistan Devriminin Yolu” manifestosunun yerini alacağını ve bölgesel-küresel barış için tarihi bir adım olacağını belirtti. Bu çağrı ile birlikte 11 Temmuz’da 15 kadın, 15 erkekten oluşan 30 kişilik “Barış ve Demokratik Toplum Grubu”, Cesene Mağarası’nda silah yakma töreni gerçekleştirerek tüm dünyaya barış mesajı verdi. Özellikle grupta KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat’ın da aralarında bulunması, bu sürecin sembolik ve politik açıdan en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıktı.
 
Durmayan pratikle süreçte asıl özne olma
 
Bu adımların ardından durmayan ve pratik eylemlerini sürdüren Apocu Hareket, 26 Ekim’de Türkiye’de sınır bölgelerindeki güçlerini çekeceğini duyurmuş, ardından 16 Kasım’da geri çekilmenin tamamlandığını belirtmişti. Yapılan açıklamada, “O tarihten bu yana ilgili organların yaptığı çalışmalar temelinde Zap alanında önemli bir sonuca ulaştık...” denilerek sürece katkı sunulduğu ifade edildi. Tüm bu adımların ortak özelliğinin, Apocu Hareketin süreçte asıl özne olduğu ve Kürt Halk Önderi’nin çağrılarına bağlı biçimde hareket ettiğini gösterdiği belirtiliyor.
 
‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’
 
Bu pratikler fesih kararının yıldönümünde tekrar iktidara hatırlatılırken, bu adımlara rağmen sürecin ilerlemesi için gerekli karşılığın verilmediği görülüyor. Özellikle kısmi tecridin devam ettiği ve Kürt Halk Önderi’nin statüsünün hâlâ netleştirilmediği belirtiliyor. Bu açıklamaya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yanıt verdi. Bahçeli, sürecin hukuki ve siyasi boyutlarının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” önerisini yaptı.
 
Sürecin şartları üzerine farklı yaklaşımlar
 
Ancak sahadan gelen açıklamalar ile iktidar cephesinden yapılan değerlendirmeler arasında belirgin bir yaklaşım farkı da bulunuyor. Apocu Hareket Yönetimi tarafından yapılan açıklamada, sürecin ilerlemesinin “silah bırakmanın tespit ve teyidine bağlanması” yaklaşımının gerçeği yansıtmadığı açık biçimde ifade edilerek eleştirildi. Demokratik siyasetin önünü açacak ifade ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alan yasal düzenlemeler yapılmadan silahsızlanmanın tamamlanmasının beklenmesinin gerçekçi olmadığı belirtildi. Bu yaklaşımın kamuoyunda kafa karışıklığı yarattığı ve sürecin güvenilirliğini zedelediği ifade edildi. Buna paralel olarak DEM Parti de Meclis komisyonlarının toplanması ve özel bir yasa hazırlanması çağrısı yaptı.
 
İktidar takvimini bir türlü netleştiremiyor
 
Sürecin ilerlediğine dair açıklamalara rağmen sahadaki uygulamalar bu söylemle örtüşmeyen bir tablo ortaya koyuyor. Kayyım atamalarının devam etmesi ve AİHM-AYM kararlarının uygulanmaması, demokratikleşme söylemi ile pratik arasındaki açığı büyütüyor. İktidara yakın basın organları, MİT tarafından sürece ilişkin bir sunum yapıldığı ve özellikle silah bırakma sonrası süreç ile “doğrulama ve teyit mekanizması” üzerine çalışmalar yürütüldüğünü duyurmuştu.
 
Ancak bu başlıkların hiçbirine dair net bir içerik, takvim ya da somut uygulama ortaya konulmaması, süreçte belirsizlik politikasının işletildiğini gösteriyor. “Süreçte sorun yok”, “umarız yakında gelişmeler olacak” ya da “kendi takvimimize göre ilerliyoruz” şeklindeki söylemler tekrar edilirken, pratikte ne yasal düzenleme adımlarının atıldığı ne de demokratikleşme alanında bir değişimin gerçekleştiği görülüyor. İktidarın tüm bu yöndeki genel ifadeleri, Kürt halkının beklentisini karşılamakta yetersiz kalıyor.
 
Partilerin taslak hazırlığı
 
Yanı sıra kulislere yansıyan bir diğer mesele ise AKP-MHP’nin yasal sürece ilişkin bir taslak hazırladığı ve bu taslağın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan onayından geçtiğine yönelik iddialar. AKP-MHP kendi hazırlıklarını sürdürürken, diğer siyasi partilerin de komisyona sundukları raporlar çerçevesinde yasa taslakları üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Bununla birlikte en son 27 Mart’ta Kürt Halk Önderi ile görüşen DEM Parti İmralı Heyeti’nin, hazırlanan bu taslakları tartışmak üzere yeni bir ziyaret gerçekleştirmesinin öngörüldüğü ifade ediliyor.