Cezaevi raporu: Her 5 çocuktan biri şiddete uğruyor

  • 16:59 5 Mayıs 2026
  • Hukuk
HABER MERKEZİ - Amed Barosu, cezaevindeki çocuklarla yaptığı görüşmenin raporunu açıklayarak, her 5 çocuktan birinin cezaevi personeli tarafından şiddette maruz bırakıldığını belirtti. 
 
Amed Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Diyarbakır Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan çocuklara yönelik hak ihlallerine dair hazırladığı raporu açıkladı. Raporun 2025 Nisan ile 2026 Nisan döneminde toplam 45 çocukla yapılan görüşme sonucu hazırlandığı belirtildi.
 
Raporda, çocukların tutulma koşulları, temel haklara erişimleri ve karşı karşıya kaldıkları hak ihlali risklerinin çok yönlü biçimde değerlendirildiği, görüşmeler ve gözlemler neticesinde elde edilen bulgular, çocukların maruz kaldığı ihlallerin münferit olmadığı, aksine süreklilik arz eden, yapısal ve kronik bir nitelik kazandığının açıkça ortaya koyduğu belirtildi. 
 
Raporda öne çıkan başlıklar şu şekilde sıralandı: 
 
"* Çocukların yüzde 40’ı koğuş içerisinde kavga veya ciddi sorun yaşandığını, yüzde 73,3’ü koğuş içerisinde mesul kişiler tarafından kurallar konulduğunu belirtirken yüzde 51,1’i ise bu keyfi kuralların zorbalık içerdiğini ve uyulmaması halinde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını ifade etmektedir. Kronikleşen akran zorbalığına ilişkin çocukların sadece yüzde 22,2’si kurumun bu kapsamda önlemler aldığını ifade etmektedir.
 
* Yaklaşık olarak her 4 çocuktan biri cezaevi personelinin onur kırıcı davranışta veya hakarette bulunduğunu ifade ederken her 5 çocuktan biri ise cezaevi personelinin şiddet uyguladığını ifade etmektedir.
 
* Çocukların yüzde 13,3’ü çıplak aramaya maruz kaldığını, yüzde 20’si arama süreçlerinde mahremiyet ihlali yaşadığını, yüzde 15,6’sı ise personelin mahremiyet ihlaline yol açabilecek fiziksel temasta bulunduğunu ifade etmiştir.
 
* Kanunda açık olarak yasaklanmasına rağmen çocukların yüzde 53’3 üne kuruma nakil, hastaneye sevk ve muhtelif zamanlarda kelepçe takıldığı anlaşılmaktadır.
 
* Eğitim hakkı bakımından; çocukların örgün ve yaygın eğitime erişiminde süreklilik sağlanamadığı, eğitim materyallerine erişimde sınırlılıklar bulunduğu ve kurum içi sosyal faaliyetlerin yeterli düzeyde sunulmadığı yönünde bulgular tespit edilmiştir.
 
* Sağlık hizmetlerine erişim bakımından çocukların yalnızca yüzde 26,7’si gerekli tedbirlerin ivedilikle alındığını belirtmiş; sevk ve tedavi süreçlerinde gecikmeler olduğu tespit edilmiştir.
 
* Psikososyal destek kapsamında çocukların yalnızca yüzde 28,9’u psikolog ile düzenli görüşebildiğini ifade ederken görüşme gerçekleştirebilen çocukların önemli bir bölümü ise görüşme sürelerinin yetersiz olduğunu ifade etmiştir.
 
* Haberleşme hakkı bakımından; çocukların aileleriyle düzenli ve etkili iletişim kurmalarını sağlayan mekanizmaların sınırlı olduğu, e- görüşme ücret tarifesindeki yüksek tutarların bu hakkın kullanılmasının önünde ciddi engeller oluşturduğu anlaşılmaktadır.
 
* Yargıya erişim bakımından; çocukların avukata etkin erişim, savunma hakkı ve yargısal süreçlere katılım açısından çeşitli zorluklar yaşadığı, özellikle tutukluluk ve sevk süreçlerinde hak ihlali risklerinin bulunduğu tespit edilmiştir.
 
* Barınma koşulları bakımından çocukların yüzde 68,9’u koğuş kapasitesinin aşıldığını belirtmiştir.
 
* Beslenme hakkı bakımından çocukların yüzde 80’i günde üç öğün yemek verilmediğini ifade etmiştir.
 
Elde edilen veriler doğrultusunda özellikle;
 
* Personel tarafından uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddet iddialarının,
 
* Çocuklar arasında yaygın biçimde gözlemlenen akran zorbalığının,
 
* Kelepçe kullanımının ölçüsüz ve keyfi şekilde uygulanmasının,
 
* Eğitim ve sağlık hakkına erişimde yaşanan ciddi aksaklıkların,
 
* Avukata erişim ve savunma hakkının etkin kullanımının engellenmesinin yaygın ve kronik hale geldiği tespit edilmiştir."
 
'Adalet sistemi cezalandırmaya dayalı."
 
Son dönemlerde “Suça Sürüklenen Çocuklar” konusunun uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer aldığı ifade edilen raporda, "Bu tartışmalar çoğu zaman salt cezaların artırılması yönünde çözümden uzak popülist bir söylem etrafında şekillenmektedir. Oysa çocuk adalet sistemi yalnızca cezalandırmaya dayalı bir yaklaşım üzerine kurulamayacaktır. Adaletin cezalandırıcı yönü kadar onarıcı yönünün de güçlendirilmesi gerekmektedir" denildi. 
 
Akran zorbalığı 
 
Raporun ceza infaz kurumlarının onarıcı işlevi yerine getirmekten uzak olduğunu gösterdiği belirtilerek, şu hususlara yer verildi: "Akran zorbalığı başta olmak üzere kronikleşen hak ihlalleri, çocukların hem kendilerine hem de topluma olan güven ve saygılarını zedelemekte; onları toplumsal hayattan daha da uzaklaştırmakta ve suç çevrelerine yeniden yönelme riskini artırmaktadır. Bu koşullar altında ceza infaz kurumları, çocukların daha derin bir biçimde sistem dışına itildiği mekanlara dönüşmektedir.
 
Sorunlara bütüncü çözüm
 
Öte yandan, çocukların devletin kontrolü altında bulunduğu bu süreçte, onları suça sürükleyen nedenlerin tespiti ve ortadan kaldırılması için bilimsel ve düzenli çalışmalar yürütülmesi gerekmektedir. Düzenli psikolog görüşmeleri, sosyal inceleme süreçleri ve bireysel destek mekanizmaları bu sürecin vazgeçilmez unsurlarıdır. Ancak yaptığımız görüşmeler, bu alanda ciddi bir eksiklik bulunduğunu ve çocukların rehabilitasyonuna yönelik bütüncül bir yaklaşımın hayata geçirilmediğini göstermektedir.
 
Çocuklar şikayet edemiyor!
 
Ziyaret süreçlerinde dikkat çeken önemli bir diğer husus ise çocukların maruz kaldıkları hak ihlallerini dile getirme ve şikayet etme konusunda ciddi bir çekince içerisinde olmalarıdır. Çocuklar, soruşturma süreçlerinin gizlilik ve güvenlik esasıyla yürütülmemesi sebebiyle avukat görüşmeleri sonrasında şikayet ettiği personellerle doğrudan ilişki içerisinde kalacak olmaları ve şikayetleri nedeniyle zor durumda kalacakları düşüncesiyle şikayette bulunmaktan kaçınmakta; bu durum ihlallerin görünmez kalmasına ve devam etmesine zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle, çocukların güvenliğini esas alan, gizlilik temelli ve bağımsız başvuru mekanizmalarının oluşturulması acil bir ihtiyaçtır.
 
Adalet sistemine güç verecek düzenlemeler yapılmalı
 
Bu noktada, Meclisi’n de suça sürüklenen çocuklara ilişkin kurulan araştırma komisyonunun yürüttüğü çalışmalar ve raporlama süreci büyük önem taşımaktadır. Sahadan elde edilen bu verilerin dikkate alınması; çocuk adalet sisteminin onarıcı yönünü güçlendirecek ve özellikle ceza infaz kurumlarında uygulanacak politikalara yön verecek düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir."