Şemzinan katliamı açıklaması: 13 yıldır şiddet görüyormuş!

  • 19:16 14 Haziran 2026
  • Güncel
WAN - Hukuk örgütleri, Şemzinan’da fail uzman çavuş Musa Gezer’in kendisinden boşanmak isteyen Gülşen Gezer ve ailesini katletmesine dair yaptığı açıklamada, Gülşen Gezer’in 13 yıldır sistematik şiddete maruz kaldığı, taraf ailelerin daha önce bir araya girerek boşanmayı engellediği ve 10 gün önce boşanma davası açarak ailesinin yanına geldiği bilgisini paylaştı. 
 
Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi, Colemêrg Barosu ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Colemêrg Şubesi, Colemêrg’in (Hakkari) Şemzinan (Şemdinli) ilçesinde uzman çavuş Musa Gezer’in kendisinden boşanmak isteyen Gülşen Gezer ile annesi Habiba Demir ve kardeşleri Gürkan Demir ile Deniz Demir'i katletmesine dair dijital medya hesabından açıklama yayımladı. 
 
‘Cezasızlık bir devlet politikası olmaktan çıkarılmalıdır’
 
Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi, yaptığı açıklamada, katliamın bireysel bir suç değil, kadınların yaşam hakkını hedef alan sistemli bir şiddet sarmalının acı bir sonucu olduğunu vurguladı. Açıklamada, “Failin sahip olduğu ‘uzman çavuş’ sıfatı ve buna bağlı olarak silah erişim kolaylığı, failin toplum içindeki konumunu ve yararlandığı ‘dokunulmazlık’ algısını göstermesi bakımından kritiktir. Mevcut hukuk sisteminin en büyük yaralarından biri olan cezasızlık politikaları, faillere cesaret vermekte, mağdurların ise adalete erişimini imkansızlaştırmaktadır. Faili koruyan, şiddeti meşrulaştıran ve ‘üniforma’ ya da ‘görev’ üzerinden bir zırh oluşturan bu anlayış, hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Hukuk; katledilen kadınların, susturulan hayatların ve geride kalanların adalet arayışının teminatı olmak zorundadır. Kadın cinayetleri politiktir ve cezasızlık bir devlet politikası olmaktan çıkarılmalıdır. Van Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, Şemdinli’de yaşamını yitirenlerin yasını paylaşıyor; sorumluların cezalandırılması adına yürütülecek tüm hukuki süreçlerin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz” denildi. 
 
Katledilen kadın 10 gün önce boşanma davası açmış
 
Colemêrg Barosu ile ÖHD Colemêrg Şubesi ise yaptığı ortak açıklamada, katliamın kadına yönelik şiddetin, aile içi şiddetin ve erkek şiddetinin ulaştığı vahim boyutu bir kez daha gözler önüne serdiği belirtildi. Gülşen Gezer’in, yaklaşık 10 gün önce İstanbul'da boşanma davası açarak Şemzinan’da yaşayan ailesinin yanına geldiği bilgisine yer verilen açıklamada, “Boşanma süreci boyunca tarafların aileleri tarafından yaklaşık altı-yedi kez bir araya gelinerek tarafların barıştırılmaya çalışıldığı, olaydan bir gün önce gerçekleştirilen son görüşmede ise boşanma kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır. Uzman çavuş eş, bu görüşmenin ertesi sabahında Gülşen Gezer'in ailesinin evine gelerek saldırıyı gerçekleştirmiştir” ifadelerine yer verildi. 
 
13 yıl boyunca şiddet görmüş!
 
Gülşen Gezer'in yaklaşık 13 yıl süren evliliği boyunca sistematik şiddete maruz kaldığı ve defalarca fail uzman çavuş Musa Gezer’den ayrılmaya çalıştığı bilgisine yer verilen açıklamada, aile büyüklerinin müdahaleleri nedeniyle yeniden aynı yaşamın içine dönmek zorunda bırakıldığı belirtildi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Ayrıca uzman çavuş eşin, sahip olduğu üniforma ve kamu görevlisi sıfatının sağladığı gücü kullanarak Gülşen Gezer'i tehdit ettiği ve çeşitli zamanlarda silah çekerek baskı altında tuttuğu ifade edilmektedir. Bu katliam, kadınların boşanmak ve kendi yaşamlarına ilişkin kararlar almak istedikleri süreçlerde karşı karşıya kaldıkları ölümcül şiddetin bir sonucudur. Aynı zamanda silahlanmanın ve silahın gündelik yaşamın bir parçası haline getirilmesinin ne denli ağır sonuçlar doğurduğunu da bir kez daha göstermiştir. Şiddetin yaygın olduğu bir toplumsal ortamda bireylerin silahlandırılması, yaşam hakkını korumak yerine yeni hak ihlallerine ve geri dönülmez kayıplara zemin hazırlamaktadır. Kadınların ve toplumun güvenliği daha fazla silahla değil, etkili koruma mekanizmaları, toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları ve şiddeti önleyici tedbirlerle sağlanabilir. Yaşam hakkını korumak devletin en temel yükümlülüklerinden biridir. Bu nedenle yaşanan katliamın tüm yönleriyle bağımsız, tarafsız ve etkili bir soruşturma kapsamında aydınlatılması; olay öncesinde yaşanan şiddet, tehdit ve baskı iddialarının araştırılması, varsa ihmali ya da sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanması gerekmektedir. Hakkari Barosu ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Hakkari Şubesi olarak, soruşturma sürecinin takipçisi olacağımızı, olayın tüm yönleriyle açığa çıkarılması ve adaletin sağlanması için gerekli hukuki girişimleri sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.”