TJA aktivisti: Kadınlar bugünden sonra itici güç olmalı

  • 14:41 27 Şubat 2026
  • Güncel
Melek Avcı
 
ANKARA - Kürt Halk Önderi’nin mesajını değerlendiren TJA aktivisti Gülbahar Alpsoy, “Kadınlar demokratik toplumun itici gücü olacak denildi. Kadınlar demokratik toplum, demokratik birlik sürecinin her zaman öncü gücü oldu ancak bugünden itibaren sadece öncü gücü değil, aynı zamanda itici gücü olabilmesi gerekiyor” dedi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın yıldönümü, Ankara Yılmaz Güney Sahnesi’nde gerçekleştirilen etkinlikle karşılandı. Etkinliğe Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, bileşen parti temsilcileri, TJA, emek örgütleri, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, İnsan Hakları Derneği, TİHİV, Özgür Hukukçular Derneği, Uluslararası Hukukçular, MEBYA-DER’in yanı sıra 150’den fazla uluslararası basın ve yerel kuruluş temsilcisi ile çok sayıda şahsiyet katıldı.
 
Burada Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yıldönümü mesajı ve yeni fotoğrafı paylaşıldı.
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Gülbahar Alpsoy, Kürt Halk Önderi'nin çağrının birinci yıldönümünde gönderdiği mesaja ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Adımların atılmasının evresidir’
 
Gülbahar Alpsoy, Demokratik Toplum ve Barış Çağrısı’nın ardından geçen bir yılda bugün yapılan barış çağrısının da çok önemli olduğunu söyledi. Gülbahar Alpsoy, “Aslında bir yılı geride bıraktığımızda çok ciddi adımlar da atılmadı. Bu adımların atılmasının evresidir diyebiliriz. Demokratik entegrasyona geçiş aşamasıdır. Bu demokratik entegrasyon sürecine daha yoğun çalışılması gereken bir süreçtir aynı zamanda. Çağrıda çok önemli vurgular vardı. Çok önemli değerlendirmeler vardı. Sayın Abdullah Öcalan’ın demokratik toplum, demokratik birlik üzerine yıllardır yapmış olduğu çağrılar var. Ancak bu dönemde daha fazla bunun üzerinde duran bir yerdedir” dedi.
 
‘Kadınlar bugünden sonra itici güç olmalı’
 
Bunları sadece bir çağrı olarak ele almamak gerektiği ve pratiğe geçilmesi gerektiğini söyleyen Gülbahar Alpsoy, “Özellikle çağrıda kadına dönük vurgu vardı. ‘Kadınlar demokratik toplumun itici gücü olacak’ denildi. Kadınlar demokratik toplum, demokratik birlik sürecinin her zaman öncü gücü oldu ancak bugünden itibaren sadece öncü gücü değil aynı zamanda itici gücü olabilmesi gerekiyor. Demokratik toplumun gerçekten gelişebilmesi için hem kadınlar olarak hem gençler olarak hem tüm toplum olarak bunun öncülüğünü güçlü yaptığımız takdirde sonuca ulaşacağımıza inanıyorum. Devletten beklentiler var, çağrılar da var ama biz devletten bekleyen durumu aşmak zorundayız. Devleti de beklemeden, devletin atması gereken çok adımlar var ancak biz bu adımların atabilmesi için bu çalışmaları çok güçlü yürütmemiz gerekiyor” diye konuştu.
 
‘Öncülük kadına düşüyor’
 
“Kadınlar olarak da demokratik toplum, sivil toplum kuruluşlarının örgütlendirilmesinden tutalım birçok boyuta kadar daha fazla öncülük yapmamız gerekiyor” diyen Gülbahar Alpsoy, “Çünkü çağrıda şöylesi bir şey de vardı. Tüm köleliklerin temeli kadından başlıyor. Gerçekten toplumun sorunlarını, köleliği, baskıyı, şiddeti ortadan kaldıracak olan, bu çağrı aynı zamanda kadının özgürlüğü için de bir çağrı. Kadının kurtuluşu için de bir çağrı. Bunun öncülüğü de elbette biz kadınlara düşüyor. Komisyonun raporunda aslında süreci karşılayacak bir sonuç yok. Özellikle onu ifade edeyim. Bundan kaynaklı komisyonun değil de Meclis’in de gerçekten rolünü oynaması gerekiyor. Ancak raporun sonucu, atılacak adımlar, bunlar önemli olsa da önemli olan kadınların ne yapacağını bilmesi ve buna dönük pratiğe geçmesi gerekiyor” diye belirtti.
 
‘Demokratik bir toplumu yaşamsal kılacak olan güç kadındır’
 
TJA olarak programları olduğunu ve hiç durmadan çalıştıklarını ifade eden Gülbahar Alpsoy şu sözleri kullandı: “Hem kadının özgürlüğü için hem de toplumun özgürlüğü için her zaman bir plan program içerisinde örgütlülüğümüzü sürdürdük. Sadece bunu Kürt kadın hareketi olarak değil, Kürt özgür kadın hareketi olarak değil, Türkiye'de bulunan tüm kadın hareketleri, platformları, feministler tüm kadınlarla birlikte bu süreci örmemiz gerekiyor ve biz bu temelde çalışma yürütüyoruz. Sadece bir eksende yürüyen bir mücadele gerçekliğimiz yok. Bugün Barışa İhtiyacım Var’dan tutalım tüm kadın hareketleriyle ortak bu süreci tartışıp götürmeye çalışıyoruz. Çünkü gerçekten en fazla barışa ihtiyacı olan kadınların kendisidir. Çünkü savaşın en çok bedelini ödeyen kadınlardır. Biz savaşa artık dur diyecek ama dur derken de gerçekten savaşı ortadan kaldıracak demokratik bir toplumu yaşamsal kılacak olan güç kadının kendisidir. Bunun bilinciyle çalışmalarını yürütüyor.
 
8 Mart’a çağrının gücüyle gireceğiz
 
Şu an 8 Mart'a doğru da gidiyoruz. Bu eksende 8 Mart'a giderken de temel yaklaşımımız özgürlük yaklaşımıdır. 8 Mart'la başlayan ve ilerleyen süreçlerin tümünde özellikle bugün yapılan çağrının öncülüğünü daha güçlü yapacağımızı da ifade edebilirim. Program ve planlamalarımız zaten yıl içerisinde de pratik anlamda da açığa çıkacak. Aslında kadın hareketi olarak sözü pratikleştirme halindeyiz. Pratik mücadelesini yürüten haldeyiz.
 
Elbette bunun pratik hali de görülecektir. Göreceksiniz. Hep birlikte yapacağız. Biz başaracağımıza inanıyoruz. Başarıya inanıyoruz. Kazanan halklar olacak. Kazanan özgürlük olacak.”