3 kelimenin gücü: Barış ve Demokratik Toplum
- 09:02 27 Şubat 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geçtiğimiz yıl kamuoyu ile paylaşılan "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısının etkisi günden güne artıyor.
Bundan tam bir yıl önce bir çağrı tarihin akışını değiştirdi. Kürt halkına dayatılan imha konseptine karşı halkların bir arada yaşamasının perspektifini ortaya koydu. Bir yıldan bu yana bu çağrı konuşuluyor, tartışılıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Meclis’teki bir selamlaşma, kürsüden yapılan bir çağrıyı büyük bir çözüm manifestosuna dönüştürdü. Ve 27 Şubat 2025 tarihinde bunu halklara, dünya kamuoyuna iletti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, İmralı Adası'na giden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti ile yaptığı görüşmede 27 Şubat’ta bir tarihi eşiğe işaret etti. Heyette bulunan Tülay Hatimoğulları, Pervin Buldan, Ahmet Türk, Tuncer Bakırhan, Cengiz Çiçek ve Faik Özgür Erol tarihi bir mesajın dünya kamuoyuna taşıyıcısı oldu. Kürt Halk Önderi’nden getirilen “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının işaretini verdi. Görüntüsü çekilen ancak yayınlanmayan, kamuoyuna bir kare fotoğrafla yansıyan çağrı aradan geçen bir yıl içerisinde tüm dünyanın gündeminde.
Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı
“PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.
Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.
Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.
Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.
Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.
Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.
Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.
Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.
Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.
Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.
Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim.
25 Şubat 2025
Abdullah Öcalan"
'Hukuki boyut tanınmalı’
Heyette bulunan Sırrı Süreyya Önder, yapılan açıklamadan sonra, Abdullah Öcalan'ın heyete söylediği "Şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir" cümlesini paylaştı.







