Emek Gençliği’nin anketi: Üniversiteliler borç ve yoksulluk kıskacında

  • 09:09 29 Ekim 2026
  • Güncel
İSTANBUL- Emek Gençliği’nin 877 öğrenciyle yaptığı anket, ekonomik sorunların öğrencileri çalışmaya ve borçlanmaya sürüklediğini ortaya koydu. Üniversite öğrencileri İpek Keleş ve Nazlıcan Çelik, genç kadınların çalışma yaşamında ve kampüslerde taciz, mobbing ve şiddetle karşı karşıya kaldığını belirterek ortak mücadele çağrısı yaptı.
 
Emek Gençliği, üniversite öğrencilerinin yaşam koşullarını, karşı karşıya kaldıkları sorunları ve taleplerini ortaya koymak amacıyla 877 öğrenciyle yüz yüze gerçekleştirdikleri “Üniversite Öğrencilerinin Yaşam Koşulları Anketi”nin sonuçlarını açıkladı. Anket sonuçlarına göre ise, katılımcıların üçte ikisinin aylık geliri 20 bin TL'nin altında. Üniversitelilerin yüzde 82,2'si ekonomik nedenlerle çalışmış, çalışıyor ya da çalışmayı düşünüyor. Öğrencilerin yüzde 42,1'i borçlu, çalışan üniversitelilerde bu oran yüzde 63,8'e yükseliyor. Öğrenci evinde kalanlar için yalnızca barınma ve beslenme giderleri aylık ortalama 27 bin 400 TL'ye ulaşıyor.  Katılımcıların yüzde 61,5'inin yaşam koşullarından memnun olmadığı anket sonuçlarına da yansıdı.  
 
Emek Gençliği’nden üniversite öğrencileri İpek Keleş ve Nazlıcan Çelik anket sonuçlarına dair değerlendirmelerde bulundu.  
 
‘Gençler öğrenci kimliğinden uzaklaşıyor’
 
Öğrencilerin vakit geçirebilecekleri sosyal alanlardan yoksun olduğunu ve bu alanların çoğaltılmasını talep ettiklerini vurgulayan Nazlıcan Çelik, güvenli bir yaşama, kampüse ve mahallelere kavuşmanın ancak bir araya gelmek ve ortak mücadele etmekle mümkün olduğunu ifade etti. Nazlıcan Çelik, “Okurken çalışan kadınların giderek öğrenci kimliğinden uzaklaştığı bir tablo var. Kadınlar bir yandan şiddet, yoksulluk ve taciz cenderesinde yaşarken diğer yandan sistem dört koldan kadınların hayatlarını kontrol altına almaya çalışıyor. Çalıştığı yerde tacize ve mobbinge uğrayan, okula geldiğinde de tacize ve şiddete maruz kalan ve bunlara karşı hukuki yollara başvurduğunda bile sonuç alamayan birçok kadın var. Bu yüzden üniversiteler başta olmak üzere Cinsel Tacizi Önleme Komisyonlarını (CİTÖK) aktif hale getirmek zorundayız. Bugün hayatımızda karşılaştığımız pek çok sorun var. Şiddet, yoksulluk ve taciz bunlardan en önemlileri ve bunlara karşı mücadele etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
 
‘Mücadeleden başka çaremiz yok’
 
İktidarın bütçe tercihlerinde kadınlara yeterli pay ayrılmadığını belirten Nazlıcan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: “İktidarın bütçe ayırdığı kesimler sermaye kesimleri ve patronlardır; kadınlar, aydınlar, öğrenciler, işçiler veya emekçiler değildir. Hem eğitime hem kadınlara hem de çocuklara bütçe ayrılması taleplerimizin yerine getirilmesi için mücadele etmekten başka çaremiz yok.”
 
‘Çalışmak zorunda kalan gençler eğitimden uzaklaşıyor’
 
İpek Keleş ise ekim ayında yaptıkları anketin, kadın öğrencilerin günlük ve yarı zamanlı işlerde yoğun biçimde çalıştığını ortaya koyduğunu belirtti. İpek Keleş, “Bu çalışma koşullarında hem tacize hem mobbinge maruz kalıyor hem de uzun saatler çalışıyorlar. Uzun çalışma saatleri nedeniyle okula gelemedikleri, derslerde yeterince motive olamadıkları ya da dersleri doğru düzgün dinleyemedikleri durumlarla karşılaşıyoruz” diyerek öğrencilerin ekonomik zorluklar nedeniyle akademik ve sosyal yaşamdan koparıldığına dikkat çekti.
 
KYK bursları yetersiz
 
Öğrencileri bu koşullarda çalışmaya zorlayan nedenlerin başında borçlanmanın ve KYK bursları ile kredilerinin yetersizliğinin geldiğini ifade eden İpek Keleş, burs alabilmek için yüksek not ortalaması şartı aranmasının da öğrencileri çıkmaza sürüklediğini vurguladı. İpek Keleş, “Yüksek not ortalaması isteniyor ama bunun için okula düzenli gidilmesi gerekiyor. İnsanlar çalıştıkları için düzenli olarak okula gidemiyorlar. Okurken çalışmak zorunda kalan genç kadınların yaşadığı en büyük sorunlar, borçlanma ve ekonomik koşulların kötülüğü” ifadelerini kullandı.
 
‘Bütçe genç kadınlara değil, savaşa ve sermayeye harcanıyor’
 
Genç kadınlara ve üniversite öğrencilerine ayrılan bütçenin yetersizliğine işaret eden İpek Keleş, geçen yıl kişi başına düşen bütçe payının düşük olduğunu ve 2027 bütçesinde bu payın daha da azalabileceğini belirterek bütçe kaynaklarının gençler ve kadınlar için kullanılmadığını vurguladı. İpek Keleş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bütçe bizlere, genç kadınlara ya da öğrencilere ayrılmazken savaşa, NATO’ya ya da sermaye gruplarına harcanabiliyor. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan sel felaketi yurtlardaki koşulları ortaya koydu. Davutpaşa, Cevizlibağ ve Merter başta olmak üzere çeşitli yurtlarda, özellikle kadın yurtlarında su baskınları yaşandı. Bu düzen bizleri borçlanmaya, yoksulluğa ve kötü yaşam koşullarına sürüklüyor. Kapitalizm dediğimiz bu düzene karşı, başta kendi bulunduğumuz alanlar olmak üzere örgütlülüğümüzü daha çok büyütmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu mücadelenin işçi sınıfıyla birleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak beraber bir mücadele hattı örersek daha iyi yarınlara ulaşabiliriz.”