İran’da baskı dalgası: İki aktiviste 53 yıl hapis
- 19:02 23 Mayıs 2026
- Dünya
HABER MERKEZİ - İran’da artan güvenlik operasyonları kapsamında iki kadın aktiviste toplam 53 yıl hapis cezası verildi; gözaltı ve yargı baskısının genişlediği belirtiliyor.
İran’da son dönemde artan güvenlik operasyonları ve sert yargı kararları dikkat çekiyor. Sivil toplum aktivistleri, gazeteciler ve dijital medya kullanıcılarına yönelik gözaltı ve tutuklama dalgası sürerken, iki kadın aktiviste toplam 53 yıl hapis cezası verildi.
Simnan eyaleti başyargıcı, Leyla Ramazani ile Fatıma Malik Ahmedî’nin “düşmanla bağlantılı iç unsurlara karşı yürütülen güvenlik operasyonları” gerekçesiyle tutuklandığını açıkladı.
Yargı makamları, iki kadının muhalif medya kuruluşları ve İran karşıtı ağlarla bağlantı kurarak “sabotaj faaliyetlerine yön verecek bilgileri aktardığını” iddia etti. Açıklamaya göre Leyla Ramazani’ye 26, Fatıma Malik Ahmedî’ye ise 27 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme ayrıca kamu hizmetlerinden men, yurtdışı çıkış yasağı ve siyasi parti ile sivil toplum faaliyetlerine katılım yasağı gibi ek yaptırımlar da uyguladı.
Gözaltı dalgası büyüyor
İnsan hakları örgütlerine göre son haftalarda çok sayıda yurttaş; “düşmanla iş birliği”, “yabancı medya ile bağlantı” ve “ulusal güvenliğe karşı faaliyet” suçlamalarıyla gözaltına alındı ya da ifadeye çağrıldı.
Hak savunucuları, davaların büyük bölümünün ağır güvenlik koşulları altında ve şeffaflıktan uzak yürütüldüğünü belirtiyor. Açıklamalara göre hakkında gözaltı ya da tutuklama kararı bulunanlar çoğu zaman bağımsız avukat seçme ve açık yargılanma gibi temel haklardan mahrum bırakılıyor.
Bazı dosyalarda hapis cezalarına ek olarak mal varlığına el koyma, çalışma yasağı ve toplumsal dışlama gibi yaptırımların da uygulandığı aktarılıyor.
‘Muhalif sesleri susturma aracı’
İran’da güvenlik kurumlarının, yabancı medya ile iletişim kurulmasını sık sık “düşmanla iş birliği” kapsamında değerlendirdiği bilinirken, bu suçlamaların muhalif sesleri bastırmak ve toplumda korku atmosferi yaratmak amacıyla kullanıldığı belirtiliyor.
İnsan hakları kuruluşları, artan cezaların ve operasyonların, kamusal alan üzerindeki denetimi artırmaya ve toplumsal hoşnutsuzluğun yayılmasını engellemeye yönelik daha geniş bir politikanın parçası olduğunu ifade ediyor.







