‘Bekleyen değil ortak mücadele hattının ittifakı olunmalı’

  • 09:07 21 Ekim 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin şeffaf yürütülmediğini belirten SYKP’li Çağla Özgençtürk,  çözümün toplumsallaşmadan geçtiğine dikkat çekilerek, "Bekleyen ya da izleyen taraf değil, ortak mücadele hattının ittifakı olunmalı" çağrısında bulundu.
 
Türkiye’de Kürt sorununun demokratik çözümü ve toplumsal barışın tesisi için yürütülen "Barış ve Demokratik Toplum Süreci", iktidar tarafından silahsızlanma ve güvenlik politikaları kıskacına sıkıştırılmak istense de kadınlar, ezilen halklar, sol-sosyalist  ve toplumsal muhalefet tarafından radikal bir demokrasi mücadelesi olarak ele alınıyor. İktidarın süreci şeffaf yürütmekten kaçınarak ve toplumsallaşmasını engelleme çabalarına karşı; başta kadınlar olmak üzere tüm dinamikler, süreci izleyici pozisyondan çıkarıp ortak mücadele hattını ve eşit yurttaşlık zeminini büyütmeyi hedefliyor.
 
Kürt sorununda yürütülen tartışmalar, yaşanan tıkanıklık ve demokratik çözüm imkanlarına dair değerlendirmelerde bulunan Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) üyesi Çağla Özgençtürk, sürecin gidişatını ve atılması gereken adımları anlattı. 
 
‘Süreç şeffaf yürütülmeli’
 
Sürecin yavaş ilerlemesinin en temel nedenlerinden birinin şeffaflık eksikliği olduğuna vurgu yapan Çağla Özgençtürk, şeffaflık sağlansaydı adımların daha hızlı atılabileceğini belirtti.  Çağla Özgençtürk, "İki sene kısa bir zaman değil, ağır ilerleyen bir süreç ve bir tıkanıklık söz konusu. Süreç başlarken meselenin muhataplarından tıkanıklık yaşanmaması adına şeffaflık uyarıları yapılmıştı. Sürecin şeffaf ilerletilmemesi temel bir sıkıntıdır. Şeffaf ilerleyebilseydi daha hızlı adımlar atılabilirdi ancak rejim bunu istemedi. Diğer taraf ise şeffaf olunmaması halinde aksamalar yaşanacağı uyarısını yapmıştı" ifadelerini kullandı.
 
'Toplumsallaşma engelleniyor'
 
Aksamaların diğer bir nedeninin toplumsallaşmadaki gecikme olduğunu belirten Çağla Özgençtürk, toplumsal dinamizmin sürece yansıtılmasının engellendiğini kaydetti. Çağla Özgençtürk, "Siyasi iktidar meseleye kendi bakış açısından ve kendi ajandasından bakıyor. Muhatap olduğu halkın haklı ve doğuştan sahip olduğu taleplerini görünür kılmak yerine; meseleyi çatışmanın durması, silahsızlanma ve güvenlik kavramlarına sıkıştırarak ilerletmek istiyor. Yaklaşan seçim sürecinde toplumsal algıyı kendi lehine çevirme hesabı yapıyor" dedi.
 
100 yıllık sorun
 
Sorunun tarihsel boyutuna dikkat çeken Çağla Özgençtürk, güvenlikçi politikaların çözümsüzlük ürettiğini ifade etti. Çağla Özgençtürk, "100 yıldır devam eden bir sorunun çözümünü sadece bir silah bırakma ve güvenlik meselesinin içerisine almak kendi içinde bir paradoks yaratıyor. Bu sorunu ortaya çıkaran koşulların tespiti ve giderilmesiyle devam edecek demokratik ve siyasi bir çözüm talebi gereklidir. Ancak rejim güçleri olaya buradan bakmıyor, medyalarıyla da topluma böyle yansıtmıyorlar. Süreci tamamen kendi kontrollerinde tutmak istiyorlar” diye konuştu.
 
‘Bu hafıza silinmez’
 
İktidarın mücadele hafızasını yok etme temennisinin boşa düşeceğinin altı çizen Çağla Özgençtürk, "Bir mücadelenin haklılığından oluşan bilgi, birikim, deneyim ve geleceğe aktarılacak programatik hafızanın toplumdan silinmesi imkansızdır. Bu durum insanın varoluş tabiatına aykırıdır. Bilgi kuşaklar arası aktarılır. Bir halkın kendi kaderini tayin etme hakkı ve bunun entelektüel ile pratik çıktılarının önüne geçilemez. Zamana da yaysalar bu hafıza silinemez" dedi.
 
‘Ortak ve ittifakın bir parçası olmalıyız’
 
Sürecin iki temel başlıkla başladığına değinen Çağla Özgençtürk, ortak mücadele hattının önemini şu sözlerle vurguladı: "Bu süreç bir müzakere süreci ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin öz dönüşüm süreci olarak başladı. Silahlı mücadele zemininden başka bir mücadele zeminine geçişle birlikte; barış ve demokratik toplum çağrısı tüm ezilen kesimlerin haklı taleplerini ortak bir hatta toplama fırsatıdır. Türkiye halklarının kendi dillerinde eğitim hakkı, eşit yurttaşlık, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü, cinsel kimliklerin özgür ve güvende hissettiği bir toplum yaşamı, emekçilerin mücadelesi, gençlerin, akademisyenlerin ve KHK’lıların haklı talepleri birleştirilmelidir. Buradaki yol haritası izleyici olmak değil, bu mücadele ortaklığının ve ittifakının bir parçası olmaktır."
 
Ortak tutum ve kararlılık çağrısı
 
Çerçeve yasa tartışmalarına ve meclis düzeyindeki sorumluluklara değinen Çağla Özgençtürk, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Süreçte aksamalar ve duraksamalar yaşansa da çözüm tüm toplumu ilgilendiren bir meseledir. Meclis ve toplumun tüm kesimleri 'artık görevini yapmalısın' diyerek iktidara karşı ortak bir itiraz ve baskı mekanizması oluşturmalıdır. Zaman zaman demoralize hissetsek de haklılığımızdan aldığımız iradeyle birbirimizi sürecin aktif öznesi kılmalıyız. Yalnızlaştırılma duygusundan çıkıp ortak hattı ve müşterek haklılığı oluşturarak kararlılıkla devam etmek önemlidir."