İki erkeğe ait DNA bulundu, soruşturma genişletilmedi
- 09:13 7 Ekim 2026
- Hukuk
Pelşin Çetinkaya
AMED - Mercan Kaplan’ın şüpheli ölümüne ilişkin dosyada, vücudunda tespit edilen iki erkeğe ait DNA’nın kimlere ait olduğu hâlâ belirlenmedi. Avukat Zilan Esen, bir yılı aşkın süredir soruşturmanın genişletilmediğini belirterek, “Ağır bir hukuki ihmal ve cezasızlık politikasının sonucu olarak değerlendiriyoruz” dedi.
Amed’in Yenişehir ilçesinde 5 Eylül 2025’te halasının evine gitmek üzere evden çıkan Mercan Kaplan’dan bir süre sonra haber alınamadı. Mercan Kaplan, 6 Eylül’de Amed’in Eğil ilçesi yakınlarındaki bir sulama kanalında şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Cenazesi, otopsi yapılmak üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının kararıyla Adli Tıp Kurumu’na gönderilirken dosya, yetkisizlik kararı verilerek Eğil Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, Mercan Kaplan ile aynı araçta bulunan H.İ.’nin ifadesi alındı ve kendisi serbest bırakıldı. Şüpheli, olayın “kaza” olduğunu iddia etti.
Eğil Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasına, Diyarbakır Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi’nin raporu girdi. Raporda, Mercan Kaplan’ın vücudunda iki erkeğe ait DNA örneklerine rastlandığı belirtildi. DNA örneklerinin, araçta Mercan Kaplan ile bulunan H.İ.’ye ait olmadığı belirlenirken dosyada hâlâ bir ilerleme kaydedilmiş değil.
Konuya ilişkin konuştuğumuz baba, “Kızımın yanındaki kişinin ifadesi akla mantığa dayanmıyor. Şüphelinin verdiği ifadeyi kabul etmiyorum. Birçok şüphem var. Soruyorum: Neden o engelli çocuğu oraya götürdüler? Neden engelli çocuğu orada öldürdüler? Olayın ‘kaza’ olduğunu düşünmüyorum. Yanındakiler belki de kızımı öldürüp kaza süsü vermiştir. Davacıyım” dedi.
Mercan Kaplan’ın şüpheli şekilde yaşamını yitirmesinin üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen dosyada hâlâ soruşturmanın genişletilmediğine, delillerin toplanmadığına, faillerin tespit edilmediğine ve iddianamenin hazırlanmadığına dikkat çeken avukat Zilan Esen, soruşturmanın nitelikli kasten öldürme ve nitelikli cinsel saldırı suçları yönünden yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
‘Dosyadaki şüpheler göz ardı ediliyor’
Zilan Esen, Mercan Kaplan dosyasında soruşturmanın hâlâ “taksirle insan öldürme” kapsamında yürütüldüğüne dikkat çekerek, “Dosyanın son durumunu özetlemek gerekirse, olayın üzerinden bir yıl geçti. Buna rağmen dosyada hâlâ tek bir şüpheli bulunuyor. Dosyada bulunan tek şüpheliden DNA örneğinin olaydan 287 gün sonra alınmış olması, başlı başına çok ciddi bir hukuki ihmal niteliğinde. Daha önce de dosyaya çeşitli teknik raporlar ve Adli Tıp Kurumu raporları girdi. Soruşturma hâlâ ‘taksirle öldürme’ suçundan yürütülüyor. Ancak dosyada çok sayıda şüpheli durum bulunuyor. Şüphelinin ifadesi ile dosyaya giren Adli Tıp Kurumu ve teknik bilirkişi raporları arasında ciddi çelişkiler mevcut. Dolayısıyla soruşturmanın en başından itibaren taksirle insan öldürme kapsamında yürütülmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Nitekim ailenin beyanları da dosyada mevcut” dedi.
Şüphelinin hayatın olağan akışına aykırı ifadesi
Dosyadaki şüphelinin “kaza” yönündeki beyanlarının bilirkişi raporlarıyla uyuşmadığını belirten Zilan Esen, “Mercan, evinin yakınlarında kayboluyor ve daha sonra kendisiyle herhangi bir bağlantısı olmadığı belirtilen bir bölgede, bir sulama kanalında cansız bedeni bulunuyor. Dosyada bulunan tek şüphelinin beyanına göre ise aracın freni boşalıyor. Şüpheli, riske atmamak amacıyla tekerleğin önüne küçük bir taş koyduğunu söylüyor. Buna rağmen aracın bir anda hareket ederek suya düştüğünü ve Mercan’ın aracı kurtarmaya çalışırken boğularak yaşamını yitirdiğini iddia ediyor. Ancak şüphelinin verdiği bu ifade, tek başına dahi hayatın olağan akışına aykırı. Dosyanın başlangıcında şüphelinin beyanları alınmış, daha sonra bilirkişi raporları dosyaya dahil olmuş. Dosyaya giren teknik bilirkişi raporu, şüphelinin özellikle aracın freninin boşalmasına ilişkin beyanlarını tek başına çürütüyor” ifadelerini kullandı.
Nitelikli cinsel saldırı ve nitelikli kasten öldürme ihtimali
Zilan Esen, Mercan Kaplan dosyasında soruşturmanın taksirle insan öldürme kapsamında yürütülmesine tepki göstererek, “Bunun yanında aracın, araç trafiğine kapalı ve tek yönlü bir bölgeye park edildiği belirtiliyor. İnsan hareketliliğinin de oldukça sınırlı olduğu bu alan ve ailenin Mercan’ın kaybolduğuna ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde, dosyanın ciddi biçimde ele alınması gerektiği açık. Bütün bunlar, dosyada nitelikli cinsel saldırı ve nitelikli kasten öldürme ihtimalini güçlendiriyor. Buna rağmen tüm itirazlarımıza karşın soruşturma hâlâ taksirle insan öldürme kapsamında yürütülüyor. Taksirle insan öldürme suçunun yaptırımı da nitelikli cinsel saldırı ve nitelikli kasten öldürme suçlarının yaptırımları kadar ağır değil. Bunun dışında soruşturmada herhangi bir ilerleme sağlanamıyor. Soruşturmanın genişletilmesi talebimizi defalarca hem sözlü hem de yazılı olarak savcılığa ilettik. Ancak tüm ısrarlarımıza rağmen soruşturma genişletilmiyor” dedi.
Etkin araştırma yapılmadı
Mercan Kaplan dosyasında HTS, MOBESE ve kamera kayıtları gibi delillerin hâlâ dosyaya dahil edilmediğini dile getiren Zilan Esen, “Dosyada hâlâ toplanmayan ve eksik kalan deliller var. Üstelik bu aşamadan sonra bazı delillere ulaşmak da mümkün olmayabilir. Mercan’ın kaybolduğu bölgeden bulunduğu bölgeye kadar olan kamera görüntülerinin toplanması gerekirken hiçbiri dosyada bulunmuyor. Mercan evinin yakınındaki bir bölgeden kayboluyor, daha sonra vücudunda iki erkeğe ait DNA tespit ediliyor. Dosyadaki tek şüphelinin beyanları ise çelişkili ve bilirkişi raporlarıyla örtüşmüyor. Olayın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen eksik deliller hâlâ tamamlanmış değil. Son Adli Tıp Kurumu raporu kapsamında dosyadaki tek şüpheliden olaydan 287 gün sonra DNA örneği alındı. Ancak bu kişinin DNA’sı, Mercan’ın vücudunda tespit edilen iki erkeğe ait DNA örnekleriyle örtüşmüyor. Bu durum kesinlikle dosyadaki şüpheyi ortadan kaldırmıyor. Aksine birçok ihtimali gündeme getiriyor. En önemlisi, Mercan’ın vücudunda tespit edilen DNA’ların sahipleri hâlâ belirlenmiş değil. Dolayısıyla dışarıda dolaşan ve kimliği tespit edilmemiş failler olabileceği ihtimali bulunuyor” şeklinde konuştu.
Dosyada 3 ihtimal
Zilan Esen, Mercan Kaplan dosyasındaki bulguların kaza ihtimalini zayıflattığını söyleyerek, “Dosyadaki mevcut bulgular üç önemli ihtimali güçlendiriyor. Birincisi, olayın bir kaza olmadığı yönündeki şüphe. Mercan’ın vücudunda bulunan DNA örnekleri ve dosyadaki diğer raporlar, nitelikli cinsel saldırı ve nitelikli kasten öldürme ihtimalini güçlendiriyor. Bu nedenle soruşturmanın kasten öldürme ve nitelikli cinsel saldırı kapsamında yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Mercan’ın zihinsel engeli bulunduğuna ilişkin raporlar da dosyada mevcut. Dolayısıyla burada rıza tartışmasının yapılamayacağı, gerçekleşen eylemin nitelikli cinsel saldırı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. İkinci ihtimal ise olayın birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmiş olması. Mercan’ın vücudunda iki farklı erkeğe ait DNA bulunması, dosyada üç, dört veya daha fazla failin olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Dolayısıyla iştirak halinde işlenmiş bir cinayet ve cinsel saldırı ihtimali üzerinden de dosyanın değerlendirilmesi gerekiyor. Üçüncü olarak ise soruşturmanın derhal genişletilmesi gerekiyor. Bunu daha önce de defalarca hem yazılı hem sözlü şekilde savcılık makamına ilettik. Ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen soruşturma hâlâ genişletilmiş değil” ifadelerini kullandı.
‘Ağır hukuki ihmal ve cezasızlık söz konusu’
Dosyada somut deliller bulunmasına karşın koruma tedbirlerinin uygulanmadığına dikkat çeken Zilan Esen, “Bir yıl geçmesine rağmen ortada yaşamını yitirmiş, zihinsel engeli bulunan bir kadın var ve hâlâ tespit edilmiş tek bir fail bulunmuyor. Bu durum, devletin yaşam hakkını korumaya yönelik pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğinin açık göstergesi. Bunu yalnızca bir gecikme olarak tanımlamak mümkün değil; ağır bir hukuki ihmal ve cezasızlık politikasının sonucu olarak değerlendiriyoruz. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, ortada katalog suçlardan biri ve somut deliller varsa tutuklama tedbirinin uygulanması gündeme geliyor. Nitelikli kasten öldürme ve nitelikli cinsel saldırı da bu kapsamda değerlendiriliyor. Dosyamızda ise somut deliller mevcut. Bu nedenle, her şeyden önce delillerin karartılmaması ve yok olmaması için gerekli koruma tedbirlerinin uygulanması gerekiyordu. Ancak dosyada herhangi bir tedbir uygulanmadı; hatta gözaltı dahi gerçekleştirilmedi” ifadelerini kullandı.







