Dağları hatırlamak, Sarya’yı anmak
- 09:09 7 Ekim 2026
- Kadının Kaleminden
"Çünkü Sarya, korkuyla sarılmış küçücük yüreklerimizin içinde, korkuya inat cesaretiyle bize umut olmak istedi hep."
Nimet Ölmez
Bize bir yaşam şansı daha verilseydi, Sarya ve yoldaşlarının nerede olacağını, neyin uğruna çetin bir kavga vereceklerini düşünüyorum.
İkimiz de Zap Suyu’nun kıyısına kurulmuş köylerde büyüdük. Çocukluğumuz dağların, ovaların, ağaçların, kuşların içinde geçti. Sarya’nın doğaya olan sevgisi de o yıllardan kalmaydı. Dağı, ovayı, ağacı, kuşu bu kadar seven başka bir insan tanımadım. Doğduğu toprakları hep çok seven, hep onlara doğru koşan bir çocuktu Sarya…
İlkokulu bitirip ortaokula geçtiğimizde Sarya da doğada yetişen bir çiçek gibi, çiçeklerin en güzelinden kopup gelmişti Hakkâri’nin kız yatılı okuluna. Köylerden, dağlardan, özgürce koştuğumuz kırlardan koparılmış, buz gibi yurt duvarlarının arasına girmiştik. Ama Sarya, geldiği doğanın neşesini de beraberinde getirmişti. Onun, daha görür görmez havayı değiştiren neşesini, kahkahasını ve sıcaklığını hissedebiliyorduk. İnsana bir yerin yurt olma hissini veriyordu. On iki, on üç yaşlarındaki kız çocuklarının birbirine nefes, birbirine yol arkadaşı olduğu; çocukluktan yetişkinliğe hızla büyüdüğümüz bir çağdan söz ediyorum. Bir yandan birbirimize tutunarak büyürken, diğer yandan devletin en soğuk yüzüyle buz gibi yurt duvarlarının arasında tanışıyorduk.
Her şey, Kürt çocuklarını asimile etmek, hizaya getirmek için kurulmuş bir yatılı okulun içinde yaşanıyordu. İstikbalimiz, İstiklal Marşı’nı en güzel okuyana bağlanmıştı. Ama biz, o duvarların arasında da başka bir hayat kurmanın yolunu buluyorduk. Okulun kapısından içeri girdiğimizde kendimizi bir nar bahçesine çıkmış gibi hissetmek istiyorduk. Onlar, “Askerî sıraya girin, nizamı bozmayın, hizaya girin!” diye emrederken biz omuz omuza halay çekiyorduk. Onlar gökyüzümüze tel örgüler çekiyor, biz her fırsatta gökyüzüne merdiven dayıyorduk. İşte o günlerde Sarya’nın kim olduğunu daha yakından tanımaya başladık. Öncümüz, en cesurumuz, en güzelimiz, en zekimiz Sarya’ydı. Hiç kimsenin cesaret edemediklerine cesaret eden bir berfin; zemherinin ortasında açan bir berfin çiçeği… Şarkı söyler, resim çizer, matematik sorularını çalışmadan çözerdi. Okul neyi emrettiyse Sarya tersini yapardı. Biz korktuğumuzda o, gülen yüzüyle bize cesaret verirdi. Karlı yolları en önde yürüyerek açardı. Bazen onun cesaretine bakıp bizim de korkumuzu geride bıraktığımızı hatırlarım.
Çünkü Sarya, korkuyla sarılmış küçücük yüreklerimizin içinde, korkuya inat cesaretiyle bize umut olmak istedi hep. Arkadaşları olarak onun herhangi bir şeyden korktuğuna şahit olmadık. Fakat onun direnişi, yalnızca günlük hayatımızdaki küçük başkaldırılarla sınırlı değildi. O yaşta, tüm gücüyle erkek şiddetine, eril zihniyete ve kendisine pranga vuran devlet politikalarına karşı da direniyordu. Yaşadıkları, onun dünyaya ve içinde bulunduğu sisteme bakışını daha o yıllarda değiştirmişti.
Kimsenin kolay kolay ulaşamadığı bir politik bilince Sarya o yıllarda erişmişti. Hakkâri’de, 2005’li yıllarda öğrencilerin asker gibi zorla götürüldüğü “bayrak” yürüyüşlerine katılmamıştı. Okulun bütün baskısına rağmen bu yürüyüşlere katılmayacağını söylemiş, gerekirse kendisini okuldan atmaları gerektiğini belirtmişti. O günlerde henüz çok gençti ama neye karşı durduğunu, neyi savunmadığını biliyordu.
Zaman geçtikçe, yatılı okulun duvarları arasında büyüyen o kız çocuğu kendi yolunu bulmaya başladı. Bir insanın elinden her iş gelir mi? Gelirmiş; bunu Sarya’da gördük. Direnen, çalışan, yeniden yaratan bir kadındı Sarya. Çocukluğundan beri dönüp dolaşıp geldiği o dağlara, ovalara, ağaçlara ve kuşlara doğru yeniden yürümek istediğinde de hiç tereddüt etmedi. 2005 yılında tuttuğu dağ yolunda, on sekiz yıl boyunca dağların süvarisi, şairi, bilgesi oldu.
Zap’tan Garê’ye, oradan Dersim’e uzanan yolculuğunda ayak basmadık toprak bırakmadı Sarya. Dersim’de büyüdü; yitirdiği yoldaşlarının ardından şiirler yazdı, onların anılarını omuzlarında taşıdı. Sarya Rûgeş, hakikatini Dersim’in dağlarına, Munzur’un suyuna anlattı. Dersim’in dağlarına kök salarken Sarya ve yoldaşları, gelin ve damat konvoylarına, yolcu minibüslerine, öğrencilere her fırsatta mücadeleyi, Dersim’deki asimilasyon politikalarını ve dağların hakikatini anlattı. Sarya, 2023 yılında hakikatin süvarisi gibi binlerce yoldaşıyla sonsuzluğa yürüdüğünde, ardında koca bir miras ve hiç tükenmeyen bir mücadele bıraktı.







