‘Kalıcı barış için İmralı tecridi kaldırılmalı’
- 09:02 23 Temmuz 2026
- Güncel
İSTANBUL- DEM Partili kadınlar kalıcı barışın kadınların sürece dahil olması ile gerçekleşebileceğine vurguda bulundu. Kadınlar aynı zamanda sürecin devam etmesi için de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın özgür çalışma ve müzakere koşullarına kavuşmasının gerekliliğine dikkat çekti.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci bir buçuk yılı geride bırakırken İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit politikası hala devam ediyor. Uluslararası hukukun gereği olan ‘Umut Hakkı’ tanınmamasına dair düzenlemeler de hala yerine getirilmiş değil. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) kadın siyasetçiler, Abdullah Öcalan'ın müzakerenin asli tarafı olarak toplumun tüm kesimleriyle özgürce görüşebileceği çalışma koşullarının sağlanmasının, barışın toplumsallaşması ve demokratik çözümün inşası açısından acilen yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti.
DEM Parti yöneticileri ve kadın siyasetçiler sürecin kalıcı hale gelmesi için atılması gereken adımlara dikkat çekti. Ortak vurgu, sürecin yalnızca taraflar arasında yürütülen bir müzakereyle sınırlı kalmaması; hukuki güvenceler, demokratikleşme ve kadınların aktif katılımıyla toplumsallaşması gerektiği yönünde oldu.
‘Abdullah Öcalan tüm kesimlerle görüşebilmeli’
DEM Parti Ümraniye İlçe Eşbaşkanı Ayten Bingül, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için öncelikle hukuki zeminin oluşturulması gerektiğini belirterek, Abdullah Öcalan'ın sürecin yürütücüsü olarak toplumun tüm kesimleriyle görüşebilmesinin önünün açılması gerektiğini söyledi. Ayten Bingül, "Toplumun bütün kesimleriyle görüşebilmeli, müzakereyi toplumla birlikte yürütebilmelidir. Çünkü sürecin baş müzakerecisi ve taraflarından biri kendisidir. Kürt sorunu elbette Kürt halkının temel sorunudur ancak bu mesele yalnızca Kürtlerle çözülemez. Sürecin başarıya ulaşması için toplumun tamamının bu sürecin parçası olması gerekiyor" diye konuştu.
Hukuki adımlar atılmalı
İlk adımın hukuki düzenlemeler olması gerektiğini dile getiren Derya Göral, cezaevlerinde bulunan siyasetçiler ile gerillaların sürece katılımını sağlayacak yasal düzenlemelerin vakit kaybedilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
‘Umut hakkı tanınmalı’
DEM Parti İstanbul İl Yöneticisi Derya Göral ise, partinin yıllardır halkların eşit ve özgür yaşamını savunan bir siyaset yürüttüğünü belirterek, bugün gelinen aşamanın bu mücadelenin devamı olduğunu söyledi. Abdullah Öcalan'ın siyaset üretebileceği özgür çalışma koşullarına kavuşmasının demokratikleşme açısından belirleyici olduğunu dile getiren Derya Göral, "Halkların barış içinde yaşayabileceği bir ortamın kurulabilmesi için Sayın Abdullah Öcalan'ın dört duvar arasında değil, kendi halkıyla buluşarak siyaset üretebilmesi gerekiyor. 25 yıldan fazla bir süre oldu sayın Abdullah Öcalan için umut hakkının tanınması gerekiyor. Bu bir lütuf değil evrensel hukuk kapsamında bir hak. Bu coğrafyada demokratikleşme isteniyorsa bunun yolu buradan geçiyor" diye belirtti.
‘Halklar için yeni bir yaşamın kurulması zorunlu’
Yalnızca Kürt halkı için değil Türkiye'de yaşayan bütün halklar açısından yeni bir yaşamın kurulmasının zorunlu olduğunu söyleyen Derya Göral, "Kürtler, Aleviler, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Êzidîler ve bütün halklar barış içerisinde birlikte yaşayabilir. Milliyetçi ve kutuplaştırıcı siyasetin yerine halkların ortak yaşamını esas alan demokratik bir anlayışın inşa edilmesi gerekiyor” dedi.
'Kadınlar barışın öznesi olmalı'
Kadınların sürecin asli aktörlerinden biri olması gerektiğini belirten Derya Göral, "Kadın hem evde görünmeyen emeği üstleniyor hem çalışma yaşamında sömürülüyor. Buna rağmen kadın cinayetlerinin her geçen gün arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Demokratikleşme kadın emeğinin sömürülmesini de, kadınlara yönelik şiddeti de ortadan kaldıracak bir dönüşümü beraberinde getirmelidir. Toplumdaki çürüme kadınları doğrudan etkiliyor. Kadın cinayetleri, artan şiddet demokratikleşme ihtiyacını daha da görünür hale getiriyor. Kadın vicdanı barıştır. Erkek egemen sistem savaşları ve çatışmayı büyüttü. Bu nedenle kadının sözü siyasette de barış süreçlerinde de iki kat önemlidir" diye konuştu.
'Silahların susması tek başına barış değildir'
DEM Parti Parti Meclisi Üyesi Gonca Yangöz ise silahların susmasının tek başına barışı getiremeyeceğini belirterek, “Eğer gerçek bir barış kurulacaksa kadınların sözüyle kurulmalı. Barış sonrasında kadınların nasıl bir yaşam kuracağı, eşit temsilin nasıl sağlanacağı da konuşulmalıdır. Kadınlar savaşın en ağır yükünü taşıyanlardır. Kadınlar hem yoksulluk hem ayrımcılık hem de savaş politikalarının sonuçlarıyla yüz yüze kalıyorlar. Bu nedenle kadınların kendi sözünü kurduğu bir barışın toplumsal eşitliğin temel koşuludur. Kadınlar parti içinde ve toplumsal alanda barış çalışmalarını sürdürüyor. Bağımsız kadın örgütleri, barış inisiyatifleri bu nedenle çok önemli” şeklinde ifade etti.
'Müzakerenin tarafının özgür çalışma koşulları sağlanmalı'
Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini belirten Gonca Yangöz, "İlk görüşmelerde çatışmalı ve hukuksuz sistemi değiştirebileceğini söyledi ve bu doğrultuda önemli adımlar atıldı. Bundan sonra söylediklerini hayata geçirebilmesi için özgür çalışma koşullarının oluşturulması gerekiyor. Bu yalnızca fiziki özgürlük tartışması olarak ele alınamaz. Barışı örmek, müzakereleri yürütmek ve süreci başarıya ulaştırmak için görüşmelerini özgürce yapabileceği koşullar sağlanmalıdır. Bu mücadele yalnızca Kürt halkının değil, Türkiye'de yaşayan bütün halkların demokratikleşmesini ve özgürleşmesini sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.
‘Abdullah Öcalan özgür olmadan Kürtler özgür olamaz’
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) üyesi Kamile Sağba da Abdullah Öcalan özgür olmadan Kürt halkının da özgür olamayacağını belirterek, “Onun özgür olması sürecin daha verimli ilerlemesi demek. O özgür olmadan Kürt halkı da iyi olamaz. Çözüm diyorlar ama onun hala salınmaması aslında çözümde samimi olmamaktır. Ancak biz yine de müzakerelerde elimizden geleni yapacağız” şeklinde dile getirdi.








