Fatma Ünsal Bostan: Barışın inşası demokratikleşmeden geçiyor
- 09:03 29 Haziran 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL – Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı'nı değerlendiren Fatma Bostan Ünsal, Türkiye'de farklı toplumsal kesimlerin yaşadığı mağduriyetlerin ortak nedeninin demokratikleşme eksikliği olduğunu belirterek, "Kürt meselesinin demokratik çözümü de, kadınların eşitlik mücadelesi de, toplumsal barışın inşası da demokratikleşmeden geçiyor" dedi.
İstanbul'da 13-14 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı, Kürt sorununun çözümü, demokratikleşme, kadın özgürlüğü ve toplumsal barış tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Konferansın toplumsal ve siyasal etkisini değerlendiren AKP'nin kurucu isimlerinden Fatma Bostan Ünsal, Türkiye'nin yüz yıllık tarihindeki farklı mağduriyet deneyimlerinin ortak zemininin demokrasi eksikliği olduğunu söyledi.
Fatma Bostan Ünsal, demokratik dönüşümün yalnızca devletin değil toplumun da sorumluluğu olduğunu vurguladı.
'Cumhuriyetin ilk yüzyılı farklı kesimlerin mağduriyetleriyle geçti'
Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fatma Bostan Ünsal, Türkiye'nin kuruluşundan itibaren çok farklı toplumsal kesimlerin benzer biçimlerde mağduriyetler yaşadığını ifade etti. Fatma Bostan Ünsal, Cumhuriyet tarihine bakıldığında yalnızca tek bir toplumsal kesimin değil, çok farklı çevrelerin baskılarla karşı karşıya kaldığını belirterek, "Cumhuriyetin ilk yüzyılında pek çok farklı kesim mağduriyet yaşadı. Mehmet Akif'in sürgünü de, Nazım Hikmet'in cezaevine girmesi de, Kürtlerin yaşadığı hak ihlalleri de, başörtülü kadınların maruz bırakıldığı yasaklar da aynı zeminde ortaya çıktı. Bunun temel nedeni Türkiye'nin yeterince demokratik olmamasıydı" sözlerine yer verdi.
‘En doğal talepler bile bastırıldı’
Demokratik taleplerin uzun yıllar güvenlik politikaları içerisinde değerlendirildiğini söyleyen Fatma Bostan Ünsal, "En doğal talepler bile bastırıldı. Kürtçe konuşmanın engellendiği dönemler yaşandı. İnsanlar ajan olmakla suçlandı, demokratik hak talepleri kriminalize edildi. Çok ağır travmalar yaşandı" dedi.
'Demokratikleşme olmadan çözüm mümkün değil'
Türkiye'nin bugün farklı bir siyasal dil geliştireceğine ilişkin açıklamalar yapıldığını ancak bunun uygulamaya yansımadığını belirten Fatma Bostan Ünsal, demokratikleşmenin ertelenemeyecek bir ihtiyaç olduğunu ifade etti. Fatma Bostan Ünsal, “Türkiye sorunlarını çözmek istiyorsa demokratikleşmek zorunda. Bu yalnızca Kürt meselesi için değil, bütün mağdur kesimler açısından geçerli. Demokratikleşme bütün kesimlerin yaralarını sarabilecek tek çözümdür" ifadelerini kullandı.
‘Gündelik yaşam da antidemokratikleşmeden etkileniyor’
Gündelik yaşamın da demokratikleşme eksikliğinden etkilendiğini belirten Fatma Bostan Ünsal, "İnsanların yaşam koşulları halen oldukça antidemokratik. Gözaltılar, baskılar, ifade özgürlüğü üzerindeki sınırlamalar devam ediyor. Demokratik dönüşüm söylem düzeyinde kalmamalı, somut adımlarla desteklenmeli" diye konuştu.
‘Kuruluşta Türklerle Kürtlerin birlikte yaşamı vurgulanıyordu’
Cumhuriyetin kuruluş sürecinde Kürtler ile Türkler arasında ortak bir siyasal tahayyülün bulunduğunu ifade eden Fatma Bostan Ünsal, esas kırılmanın daha sonraki dönemde yaşandığını dile getirdi. Fatma Bostan Ünsal, "Cumhuriyet kurulurken zamanın ruhu doğru okunmuştu. Halkların kendi kaderini tayin hakkı tartışılıyordu ve Türklerle Kürtlerin birlikte bir gelecek kuracağı vurgulanıyordu. Ancak çok kısa süre sonra tekçi politikalara yönelindi" diye konuştu.
'Farklı toplumsal kesimler temsilinden tekçiliğe’
İlk Meclis'in çoğulcu nitelikte olduğuna dikkat çeken Fatma Bostan Ünsal, "İlk Meclis farklı toplumsal kesimlerin temsil edildiği bir Meclisti. Sonrasında tek görüşün hakim olduğu bir yapı oluştu. Türkiye uzun yıllar vesayet demokrasisi içerisinde yaşadı. Askeri ve yargısal bürokrasinin siyasete sınırlar çizdiği bir dönemden geçtik" ifadelerini kullandı.
‘Parti-devlet uygulamalarını çağrıştıran bir iklim’
Türkiye'nin bugün yeniden merkeziyetçi ve parti-devleti uygulamalarını çağrıştıran bir iklimle karşı karşıya olduğunu söyleyen Fatma Bostan Ünsal, "Toplumun bütününü kapsaması gereken alanların belirli siyasal kimliklerle özdeşleşmesi demokratikleşmenin önündeki önemli engellerden biri" diye belirtti.
'Acıları yarıştırmamak gerekiyor'
Konferansın temel amaçlarından birinin farklı mağduriyet deneyimleri arasında ortak bir zemin oluşturmak olduğunu dile getiren Fatma Bostan Ünsal, toplumsal kesimlerin birbirlerinin acılarını görmesinin demokratik dönüşüm açısından belirleyici olduğunu belirtti. Fatma Bostan Ünsal, "Her mağdur kesim kendi yarasıyla ilgileniyor. Başkasının yaşadığı acıyı ya önemsemiyor ya da onu bir mağduriyet olarak kabul etmiyor. İlk adım herkesin acısını eşit görmek olmalı. Acıları yarıştırmamak gerekiyor. Adalet ve insan hakları ortak mücadele başlıklar. Asgari müşterekler etrafında buluşabilirsek herkesin yarası hafifler. Demokratikleşme dediğimiz şey de tam olarak budur" şeklinde belirtti.
'Siyaseti toplum zorlamalı'
Mevcut siyasal yapının demokratik dönüşüm konusunda yeterli iradeyi göstermediğini ifade eden Fatma Bostan Ünsal, toplumsal baskının önemine dikkat çekti. Fatma Bostan Ünsal, "Gönül isterdi ki siyasetçiler bu dönüşümü kendi inisiyatifleriyle gerçekleştirsin. Ancak görüyoruz ki özellikle son 15 yılda derinleşen bir adaletsizlik sarmalı içerisindeyiz. Bu nedenle artık ahalinin, yani toplumun, siyasal aktörleri zorlaması gerekiyor" diye konuştu.
‘Hukukun gereği yerine getirilmiyor’
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Fatma Bostan Ünsal, "Kararlar ortada duruyor ama uygulanmıyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala dosyalarında olduğu gibi pek çok konuda hukukun gereği yerine getirilmiyor. Hükümetin bunu yapması gerekiyor ama yapmıyor. O nedenle toplumsal baskı önem kazanıyor" diye belirtti.
'Kürt meselesi siyaseti de tıkıyor'
Kürt sorununun yalnızca bir güvenlik meselesi olarak ele alınmasının Türkiye'nin siyasal yaşamını da olumsuz etkilediğini ifade eden Fatma Bostan Ünsal, bu meselenin demokratik yollarla çözülmesinin ülkenin önünü açacağını söyledi. Fatma Bostan Ünsal "Kürt meselesi nedeniyle insanlar sürekli beka kaygısıyla hareket ediyor. Siyasi partiler birbirlerini terörle ilişkilendirerek suçluyor. Bu da demokratik siyasetin alanını daraltıyor. Birçok canımızı kaybettik. Eren Bülbül de bu çatışmalı ortam nedeniyle yaşamını yitirdi, Uğur Kaymaz da. Türkiye'nin ekonomik kaybı da çok büyük boyutlarda. Bu nedenle meselenin demokratik çözümü yalnızca Kürtler açısından değil, bütün toplum açısından önem taşıyor" şeklinde dile getirdi.
'Kadınların demokratik dönüşümde önemli rol üstlenebilir'
Kadınların demokratik dönüşüm süreçlerinde önemli bir rol üstlenebileceğini ifade eden Fatma Bostan Ünsal, kadın hareketinin tarihsel deneyiminin önemli bir birikim sunduğunu ifade etti. Fatma Bostan Ünsal, "Kadınlar yaklaşık 150 yıllık mücadele deneyimiyle bugün son derece doğal kabul edilen pek çok hakkı kazandı. Eğitim hakkı, mülkiyet hakkı, siyasal katılım hakkı kadınların mücadelesiyle elde edildi. Kadınlar statükoyla daha az bütünleşmiş bir toplumsal konumda. Bu nedenle adaletsizlikleri daha hızlı fark edebiliyorlar. İtiraz etmeye daha açık bir pozisyondalar. Kadın hareketinin başarıları bugün demokratik dönüşüm açısından umut verici bir örnek oluşturuyor" diye konuştu.
'Konferansın amacı kutuplaşmayı azaltmak'
Konferansın temel hedeflerinden birinin farklı kesimler arasında diyaloğu güçlendirmek olduğunu belirten Fatma Bostan Ünsal, Türkiye'de ortak kamusal alanların zayıfladığına dikkat çekti. Fatma Bostan Ünsal, "Bizim amacımız farklı kesimlere hitap etmek, kutuplaşmayı azaltmak ve insanların birbirlerini yeniden duymalarını sağlamak. Çünkü toplumun en önemli sermayesi güvendir. Birbirine güvenmeyen toplumlar sorunlarını çözemez. Özgür ve çoğulcu bir kamusal alanın inşa edilmesi gerekiyor. Türkiye'de herkesin kendisini ifade edebileceği, birbirini dinleyebileceği alanlara ihtiyaç var. Bunun için de özgür ve bağımsız bir basın büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.







