Şerin Hesen: Efrîn halkı evine dönme hakkından vazgeçmeyecek

  • 09:02 9 Mayıs 2026
  • Güncel
Gülistan Gülmüş
 
RIHA - Anlaşma kapsamında Efrîn’e dönüşlerin devam edeceğini söyleyen TEV-DEM Kadın Meclisi Sözcüsü Şerin Hesen, “Çetelerin, Efrînlilerin evlerinden çıkmalarına dönük görüşmeler sürüyor. Suriye’nin genelinde bir istikrar sağlanmalı. Demokratik bir Suriye için sorunlar dışarıda değil içeride çözülmeli” dedi.
 
Türkiye ve ona bağlı çeteler Efrîn’e  havadan ve karadan ağır silahlarla saldırdı. Saldırılarda onlarca kadın ve çocuğun da aralarında olduğu yüzlerce kişi katledildi. Saldırılara karşı 58 gün boyunca direnen Efrîn halkı, Özerk Yönetim tarafından Şehba’da kurulan kamplara yerleştirildi. Saldırılar sonucunda 18 Mart 2018 tarihine gelindiğinde ise on binlerce Efrînli göç etmek zorunda bırakıldı. 8 yıllık süreçte 700 kişi katledildi, bini kadın ve çocuk olmak üzere 10 bin kişi kaçırıldı. Efrîn’den Şexmeqsûd, Eşrefiyê mahalleleri, Hesekê, Derîk ve Qamişlo’ya sığınan Efrîn halkı burada da saldırılara uğradı. 
 
6 Ocak tarihinde Türkiye’ye bağlı çeteler ve HTŞ çeteleri sırasıyla Şexmeqsûd, Eşrefiyê mahallelerine devamında Kuzey ve Doğu Suriye kentleri ile Rojava’ya saldırı düzenledi. 29 Ocak tarihine gelindiğinde ise Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi ve HTŞ arasında bir anlaşma gerçekleştirildi. Anlaşmada yer alan maddelere göre zorla göçe maruz bırakılan Efrînlilerin evine geri dönmesiydi. Aradan geçen 8 yıldan sonra ilk kez 400 aileden oluşan bir Efrînli aile 8 Mart ve 4 Nisan 200 aileden oluşan ikinci kafilede ve 14 Nisan tarihinde ise 800 kişi Efrîn’e döndü.
 
Efrîn’e göçlerin hangi aşamada olduğuna dair Tevgera Civaka Demokratik (TEV-DEM) Kadın Meclisi Sözcüsü Şerin Hesen ajansımızda aktarımlarda bulundu.
 
58 günlük direniş ve göç
 
Şerin Hesen, Türkiye’nin 2018 yılında 72 uçakla Efrîn’e düzenlediği saldırıları hatırlattı. 58 gün süren saldırılara karşı büyük bir mücadele yürütüldüğünü söyleyen Şerin Hesen, “Çok ağır bedeller ödendi, çok sayıda şehit verildi, sivillere yönelik katliamlar yapıldı. Efrîn’in Cilbire köyünde, daha önce yaşanan savaşlardan sığınan aileler vardı, burası onlar için güvenli bir yerdi. Ancak o ailelere de soykırım yapıldı. Aynı zamanda Mahmudiye katliamı yapıldı, orada da çok sayıda şehit verildi. Efrîn’deki 58 günü değerlendirirsek direnişçi halk gerçekliği ortaya çıktı. Efrîn’in neresinde savaş yoğunlaşsa halk oraya gidiyor, koruyordu. Burada bir destan yazıldı. Şehbalı bir savaşçı vardı, adı Aylan’dı. 8 Mart’ta fedai bir eylem yaptı. Bıraktığı mesajda, ‘8 Mart’ı anneme, direnen, halkı için mücadele eden, küçük yaşlarda mücadeleye katılan kadınlara adıyorum’ demişti. Bu eylemle aslında ‘İrademizi kıramazsınız’ demek istedi. Aylan eylemiyle cevap verdi. Avesta diye bir arkadaş da fedai eylem yaptı, onlar gibi çok sayıda arkadaş fedai eylem yaptı” dedi.
 
‘Efrîn’i ve doğasını kökünden çıkarmak isteyen bir zihniyetti’
 
İnsan hakları savunucularının bu süreçte “gözü kapalı” bir tavır sergilediğini kaydeden Şerin Hesen, daha sonrasında maruz kaldıkları göç sürecine dair aktarımlarda bulundu. Şerin Hesen, “16 Mart 2018’de Efrîn ve Dera Zor’dan çıktık. Ancak buradan bir kararla çıktık, daha büyük bir mücadele sergileyecektik. Ağaçları ve güzelliğiyle bilinen Efrîn’e adeta kara bulutlar çöktü. Her şey daha da zorlaşmıştı. Efrîn küçük bir şehir. Buraya 72 uçakla saldırı yapanların zihniyetinin işgalci bir zihniyet olduğu ortaya çıkıyor. Efrîn’i ve doğasını kökünden çıkarmak isteyen vahşi bir zihniyetti. Efrîn’den çıkarken geri dönme kararıyla çıktık. 8 yıl Şehba’da kaldık, daha sonra özerk yönetimin olduğu daha güvenli yerlere geçtik” ifadelerine yer verdi.
 
‘Efrîn’e dönüşler devam edecek, görüşmeler sürüyor’
 
HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin 6 Ocak’ta başlattığı saldırının bir komplo pratiği olduğunu belirten Şerin Hesen, “Rojava bu yıl daha büyük bir sınavdan geçti. Şexmeqsûd ve Eşrefiye’ye yapılan saldırılar, aslında güçlerimizin oradan çıkarılması için yapılmış bir komploydu. Daha sonra Şam Hükümeti ve QSD arasında bir anlaşmaya varıldı. Bu anlaşmaya göre göçmenler evlerine geri döneceklerdi. Özellikle Efrîn halkı kendini buna göre hazırladı. 8 Mart’ta 400 aileden oluşan bir kafile, 9 yılın ardından yola çıktı. 9 bin Efrînli aile burada yaşıyor. 400 aile geçti ancak bunun devamı da gelecek. Bu anlamda görüşmeler devam ediyor. Yapılan anlaşmaya göre aileler huzurla dönecek ve huzurlu bir şekilde yaşayacaklar ancak orada hem çeteler hem de Türkler henüz çıkmış değil. Hala korkular var, halka karışılmasın diye görüşmeler sürüyor. Çetelerin Efrînlilerin evlerinden çıkmalarına dönük görüşmeler de sürüyor. Suriye’nin genelinde bir istikrar sağlanmalı. Herkesin yerine dönmeye hakkı var” sözlerine yer verdi.
 
‘Sistemimiz, projemiz hazır; sorunu dışarıda değil, içeride çözelim’
 
Şerin Hesen, birçok kentten göçmen olduğunu, bu göçmenlerin yerlerine dönmesi gerektiğinin altını çizerken, Rojava modelinin demokratik Suriye için elzem olduğunu kaydederek şu şekilde konuştu: “Efrîn halkının, Girê Spî ve diğer halkların evlerine dönmesini istiyoruz. Sadece Rojava için değil, Suriye’nin tamamı için bir çözüm gelmesi gerekiyor. Suriye’nin demokratik bir Suriye olması gerektiği inancı ve kanaatindeyiz. Herkesin kendi dili ve kültürü ile yaşaması gerekiyor. Bir başka önemli konu kadın konusu. Rojava devrimi, kadın devrimi ile tanınır. YPJ ile askeri bir kadın gücümüz var. YPJ’li şehitlerimiz var, bizler ne yaptıysak kadınlar için yaptık. YPJ’nin kabul edilmesi gerekiyor. Demokratik bir Suriye olunması isteniyorsa kadın hakları tanınmalı, YPJ’nin özgünlüğü kabul edilmeli, tanınmalı. Kürtlerin hakları verilmeli. Bizler 14 yılda devrim yaptık, bir sistem kurduk, projemiz hazır. Özgürlük isteyenler, Suriye için çözüm istiyorsa sorunu içeride çözmeli, dışarıda değil. Katliamla, talanla sorunlar çözülmez. Sistemimiz var, bu sisteme göre beraber yaşayabiliriz.”