Rojava için kriz masası: Avrupa karşı çıkmalı, ABD yol vermemeli
- 09:05 31 Ocak 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA - DEM Parti MYK üyesi Elif Bulut, Rojava için kurdukları kriz masasının birçok başlıkta çalışma yürüttüğünü belirtirken, saldırıların durdurulması için uluslararası aktörlere çağrıda bulundu. Elif Bulut, “Avrupa devletlerinin buna karşı çıkması gerekiyor. Amerika’nın buna yol vermemesi, Türkiye’nin ise bu meseleden elini çekmesi gerekiyor” dedi.
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı grupların Rojava’da halklara yönelik saldırıları ve Kobanê'nin kuşatılmasına karşı yaşanan insanlık krizine ilişkin İnsan krizine dair Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Merkez’lerinde kriz masası kuruldu. DEM Parti aynı zamanda Rojava gündemli, Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, MYK üyeleri Elif Bulut ve Öztürk Türkdoğan’dan oluşan heyet sivil toplum örgütleri ve sendikalar ile görüşme turu başlattı.
DEM Parti MYK üyesi Elif Bulut, kurdukları kriz masasının faaliyetlerini ve sivil toplum örgütleri ile başlattıkları görüşmelere ilişkin bilgilendirmede bulundu.
‘Uluslararası baskı oluşturulması için görüşüyoruz’
Rojava’da halklara karşı bir kırım politikasının yürütüldüğünü belirten Elif Bulut, savaş hukukunun dahi bölgede çiğnendiğini söyledi. Elif Bulut, “Diyaloğu ve bir yandan yürütülen çalışmaları kestiler ve bu artık başka bir çığlığa dönüştü. İnsanların, çocukların donarak öldüğü, savaş esirlerinin hukukunun gözetilmediği ve katledildiği bir sürece dönmüş durumda. Bir yanıyla da bu, sadece Kürt halkının tek başına yürüteceği bir mücadele değil. Kürt halkının tek başına sorunu değil; bu uluslararası bir sorun çünkü meselenin içinde çoklu aktörler var. Sorun, SDG ile Şam hükümeti arasında bir sorun gibi lanse edilse de aslında öyle olmadığı, çoklu hukukun da içinde yer aldığı bir durum. Dolayısıyla biz hem ulusal hem de uluslararası alanda birçok kurum, siyasi parti, kuruluş ve yapıyla görüşerek ses çıkarmalarını, uluslararası baskı yürütmelerini, görüşme zemininin yeniden açılmasını müzakere ediyoruz. Çünkü bir süreç imza noktasına geldiğinde bitti. Tekrar bir görüşmenin, bir masanın kurulması için baskıların olması, diplomasi çalışmalarının artması için görüşmeler yapıyoruz” sözlerini kullandı.
‘Birçok kesimle görüşmeler sürüyor’
Türkiye’de ziyaret ettikleri kurumların birçoğunun uluslararası kurumlarla ortak çalıştığını söyleyen Elif Bulut, her kurumun eş güdümlü baskı yaptığında çözümün yaratılabileceğini ifade etti. Elif Bulut, “Bu işler maalesef bir gündem yaratmadan tek başına götürülemiyor. İkili bir ayağı var. Türkiye içerisinde de diplomasi çalışmaları, görüşmeler sürüyor. Kurumlarla ortak açıklamalar yapılıyor ya da kurumlar zaten kendileri de doğrudan reaksiyon gösterip açıklama yapmaya başladılar. Siyasi partiler, emek hareketi yapıyor. En nihayetinde sokaktaki eylemlilikler, halkın baskısı, öfkesi ve tepkisi sürüyor. Tüm sol-sosyalist yapılar, farklı birçok kesimden halklar, inançlar; Alevi kurumlarından diğer inanç kesimlerine kadar çeşitli alanlarla görüşmelerimiz sürüyor. Bunu yürütürken de tabii DEM Parti olarak bir kriz masası kurarak bu işi organize etmeye çalıştık. Sürecin başlamasıyla birlikte hemen bir kriz masası oluşturuldu. İlgili alanlarla görüşme ve çalışma yürütmek; bir yandan görüşme trafiği sürerken, bir yandan da sokaktaki hareketliliği gündeme taşımak eksenli bir çalışma yürütülüyor. Kriz masası her gün çalışıyor” diye belirtti.
‘Nüfus arttı, hava çok soğuk, kış koşulları inanılmaz olumsuz’
“Görüşmelerin ve gidişatın uluslararası alanda ya da Türkiye tarafında nasıl gittiğinin ve nasıl çalışmalara ihtiyaç olduğunun pratiğini birlikte paylaşarak raporlaştırıyoruz; her gün neler olduğunu da kayıt altına alıyoruz” diyen Elif Bulut, şu ana kadar kriz masası olarak birçok kurumla görüştüklerini ve görüşmelere devam edeceklerini söyledi. Elif Bulut, “Bizim genel talebimiz, bu konunun gündemleştirilmesi, uluslararası alanda ses verilecek bir noktaya getirilmesi ve sorunun çözülmesi için bir an önce baskı oluşturulmasıdır. Bu, kriz masasının bir ayağı. Bir diğer ayağı da pratik sorunlarla karşı karşıya olmamız. İnternetten tutun da en temel ihtiyaçlar olan su ve elektriğe kadar her şey kesildi, özellikle Kobanê halkının. Savaş nedeniyle yerinden edilen birçok insan güvenli bölgelere sığınmaya başladı. Nüfus arttı, hava çok soğuk, kış koşulları inanılmaz derecede olumsuz. İhtiyaçlar çok artıyor. Su ve elektrikten kaynaklı birçok sorun yaşanıyor. Sağlık hizmetleri ciddi biçimde aksadı, dolayısıyla ilaç ihtiyacı var. Yaralılar geliyor ancak hastanelerde elektrik olmadığı için hızlı müdahale edilemiyor. Bunlar pratik ve ciddi sorunlar. Bunun çözümlerinden biri yardımı artırmak ama bu, sadece bir şeyler göndermekle çözülebilecek bir yardım değil” ifadelerini kullandı.
‘Savaşın etkilediği bir bölgede kapalı tutmak insanlık dışıdır’
Suruç’taki Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması ve buradan ihtiyaçların hızlıca tespit edilip geçişinin sağlanması için insani koridorun oluşturulması gerektiğini söyleyen Elif Bulut, şöyle devam etti: “Bizim şu an yoğunlaştığımız en önemli konulardan biri bu. Sınır kapısı açıldığında, orada ihtiyaca göre sağlık, gıda, su ne gerekiyorsa hızlıca temin edilecek bir çalışma yürütülüyor. Bu çalışmanın merkezi Diyarbakır’da. Ortak birçok kurumun içinde yer aldığı bir platform kuruldu. Platform hızlıca görüşmeler yapıyor, belediyeler de gerekli desteği sağlayacaklarını belirttiler. Siyasi partilerle yapılan görüşmelerde de bu zaten ortak taleplerden biri oluyor. O kapı çoktan açılması gereken bir kapıydı ancak Türkiye orayı kapalı tutuyor. Savaşın etkilediği bir bölgede sınır kapısını kapalı tutmak insanlık dışıdır. Kriz masasının temel gündemlerinden biri de budur. Sınır kapısının açılması için diplomatik ve siyasi açıdan Meclis’teki partilerle görüşerek ortak bir tutum oluşturmak için çalışmalar yürütüyoruz. Tırları doğrudan götürmek varken dolaştırarak o noktaya getiriyorsunuz; tabii tırın başına bir şey gelmezse. Ne kadar ateşkes ilan edilmiş olsa da bu ateşkes tek taraflıdır. HTŞ’nin saldırılarıyla çatışma durumu devam ediyor. Oradan gönderilen yardımların ne kadarının ulaştığı kontrol edilemiyor, takibi yapılamıyor. Hangi mekanizmayla gideceği de belli değil. Bu yüzden diyoruz ki Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın.”
‘Endişe söyleminin gereği yapılmalıdır’
Çeşitli uluslararası kurumlar ve ülkelerle yaptıkları görüşmelerde söylem düzeyinde bu savaşa karşı çıkıldığını ancak bunun yeterli olmadığını belirten Elif Bulut, “Kürt halkının yanında durduklarını söylüyorlar. Ancak orada sadece Kürt halkı değil, tehdit altında olan birçok halk birlikte mücadele ediyor ve Rojava halkı topyekûn tehdit altında. Karşıt bir yerden durduklarını ifade ediyorlar, yanlışlığını vurguluyorlar ama bu yeterli değil. Yapılan haksızlığın, hukuksuzluğun ve usulsüzlüğün çok ciddi bir kıyıma dönüşebileceğine dair endişe dile getiriliyor. O zaman bunun gereğinin yapılmasını talep ediyoruz. Hem uluslararası alandaki ilgili kurumların, yardım kuruluşlarının hem de siyasi aktörlerin sorumluluk alarak harekete geçmesi zor değil. Yapılabilecek çok şey var ama bunun için gerçekten itici bir güç gerekiyor. Avrupa devletlerinin buna karşı çıkması, ABD’nin buna yol vermemesi, Türkiye’nin bu meseleden elini çekmesi gerekiyor. Ancak çoklu aktörlerin olduğu ve herkesin kendi hesabıyla hareket ettiği bir yerde süreci ilerletmek zorlaşıyor. Buna rağmen toplumsal duyarlılık oldukça yüksek. Birçok alanda kurumlar, yapılar ve örgütler destek açıklamaları yapıyor. Biz de bunu daha fazla büyütmek için çaba gösteriyoruz. Konuların uluslararası kamuoyunun dikkatinden kaçmaması ve gündemden düşmemesi gerekiyor. Bu tür başlıklar uzadıkça maalesef duyarsızlık da artıyor. Bu nedenle gündemden düşürmemek için tüm temasları ve ilişkileri zorluyoruz” diye belirtti.







