6 Ocak'tan 30 Ocak'a: Direniş kazandı!
- 13:29 30 Ocak 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - 6 Ocak’tan bu yana HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin saldırıları, kuşatma, zorla göç ve güvenlik risklerini derinleştirirken, Rojava’dan dünyaya uzanan halk ve kadın direnişi, öz savunma ve dayanışma hattıyla saldırıları boşa çıkardı.
HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin 6 Ocak’tan itibaren Halep ve Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı saldırılar, yalnızca askeri bir süreç olarak değil; Kürt halkının varlığına, statüsüne ve kazanımlarına dönük kapsamlı uluslararası komplo olarak gelişti. Ancak bu saldırılar, halkın örgütlü direnişi, öz savunma güçleri sayesinde boşa çıkarıldı.
6–8 Ocak: Saldırı dalgası başladı, halk mevzilenmeye geçti
6 Ocak’ta HTŞ ve Türkiye destekli çetelerin Halep kırsalı, Şehba hattı ve Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarını yoğunlaştırdı. Kara saldırıları, topçu atışları ve SİHA’larla yürütülen bu hamle, sivil yerleşimleri ve altyapıyı hedef aldı. Saldırıların ilk günlerinden itibaren halk, mahalleler ve köyler düzeyinde öz savunma refleksi geliştirdi. Yerel meclisler, komünler ve savunma güçleri koordinasyon sağlarken, siviller güvenli bölgelere yönlendirildi.
9–11 Ocak: Kobanê kuşatması ve direnişin sembolleşmesi
9 Ocak itibarıyla Kobanê kuşatma altına alındı. Elektrik, su ve iletişim hatları kesildi ya da zayıflatıldı. Kentte yaşam koşulları ağırlaştı. Ancak Kobanê, bir kez daha direnişin sembolü haline geldi. Halk, kuşatma koşullarına rağmen kenti terk etmedi. Kadınlar, gençler ve yaşlılar, mahalle dayanışmalarıyla yaşamı sürdürmeye çalıştı. Kobanê’de geliştirilen bu tutum, saldırıların psikolojik hedeflerini de boşa çıkardı.
Cezaevlerinde kaçışlar 19–20 Ocak’ta başladı
19 Ocak’tan itibaren bölgede artan saldırılarla birlikte bazı cezaevlerinde güvenlik zafiyetleri yaşandığı bildirildi. 20 Ocak’ta, DAİŞ’li çetelerin cezaevlerinden kaçtığı yönünde bilgiler paylaşıldı. Kaçışların, çatışmalar nedeniyle oluşan güvenlik boşlukları sırasında gerçekleşti.
Hol Kampı’nda aileler kaçtı
27–29 Ocak tarihleri arasında ise Hol Kampı’nda DAİŞ’li ailelerin kamptan kaçtı. Görgü tanıkları ve yerel kaynaklar, kamp çevresinde yaşanan hareketlilik ve güvenlik zafiyetlerinin firarlara zemin hazırladığını aktardı.
QSD güçlerini çekti
QSD DAİŞ’lilerin tutulduğu bazı cezaevlerinde güçlerini geri çekmek durumunda kaldı. Yetkililer, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıların cezaevi ve kamp güvenliğini zayıflattığını, bunun da DAİŞ’in yeniden örgütlenmesine zemin oluşturduğunu vurguladı. Bölgedeki yerel yönetimler ve güvenlik güçleri, saldırıların durdurulması ve kampların güvenliğinin sağlanması için acil çağrı yaparken,
12–14 Ocak: Ateşkes girişimleri ve ihlaller
Artan direniş ve uluslararası tepkiler üzerine ateşkes açıklamaları yapıldı. Ancak bu ateşkesler sahada karşılık bulmadı. SİHA saldırıları ve topçu atışları sürdü. Bu süreçte halk, ateşkesin yalnızca kâğıt üzerinde kaldığını, gerçek güvenliğin ancak öz savunma ve örgütlü duruşla sağlanabileceği çağrıları yaparken, Kobanê’den 6 çocuğun soğuktan yaşamını yitirmesi halkta büyük tepkiye neden oldu.
15–18 Ocak: İnsani kriz derinleşirken dayanışma büyüdü
Kobanê ve çevresinde gıda, ısınma ve sağlık krizi ağırlaştı. Yerinden edilenlerin sayısı on binleri buldu. Okullar, yarım kalmış yapılar ve açık alanlar geçici barınma alanlarına dönüştü. Kadın örgütleri, sağlık çalışanları ve yerel inisiyatifler, sınırlı imkanlara rağmen insani ihtiyaçları karşılamaya çalıştı. Bu süreçte kadınların öncülüğü, hem yaşamı örgütleme hem de direnişi sürdürme açısından belirleyici oldu.
19–22 Ocak: Direniş sınırları aştı
Saldırıların sürmesiyle birlikte direniş yalnızca sahayla sınırlı kalmadı. Kürdistan’ın dört parçasında, Türkiye’de ve Avrupa’da eylemler başladı. Mêrdin, Riha ve Sîlemani’de bulunan Kürt halkı sınırlardaki tel örgülerini atarak, seferberlik çağrısına katıldı. Kobanê kuşatması, Efrin’deki soykırım politikaları ve zorla göç dünya kamuoyunun gündemine taşındı. Kadınlar, gençler ve sivil toplum yapıları, “savaşa hayır, barış hemen şimdi” çağrılarıyla sokaklara çıktı.
Saç örme eylemi
Saldırıların derinleştiği sırada çetelerden birinin dijital medyada savaşçı bir kadının örgülü saçlarının kestiğine dair paylaştığı video kadınlardan tepki aldı. Kadınlar, “KeziyenMeTirsaWe” kampanyası başlatarak saçlarını ördüğü videolarıyla kampanyaya destek oldu. Saç örme eylemi sınırları aştı.
23–26 Ocak: Uluslararası baskı ve politik teşhir
Avrupa’da #RiseUp4Rojava çağrısıyla eylemler yaygınlaştı. Medya kuruluşları, parlamentolar ve insan hakları çevreleri Rojava’daki gelişmeleri tartışmaya başladı. Bu süreçte özellikle gençler, Rojava’ya dönük saldırıları meşrulaştıran medya dilini teşhir etti. Hamburg’da SPIEGEL merkezinin işgal edilmesi, direnişin politik ve ideolojik boyutunu görünür kıldı.
30 Ocak: QSD-Şam anlaşması
Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Basın Bürosu, QSD’nin Şam ile yaptığı görüşmeye dair hesabından yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Suriye hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (QSD) arasında kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde ateşkes sağlandığı belirtildi.
Saldırılar sürüyor, direniş kalıcılaşıyor
Ateşkes söylemlerine rağmen saldırı tehdidi tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak ortaya çıkan tablo netleşti: Kürt halkı, bu süreci geri çekilerek değil, direnerek ve örgütlenerek karşıladı. Kobanê’den Halep kırsalına, Rojava’dan Avrupa sokaklarına uzanan bu direniş hattı, Kürt halkının kazanımlarını savunmakla kalmadı; aynı zamanda direnişin sonuç vermesini sağladı.










