Ayşegül Doğan: Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğü olumlu etki yaratacak

  • 13:04 22 Eylül 2026
  • Siyaset
ANKARA - Önümüzdeki günlerde silahsızlanmaya dair gelişmeler göreceklerini söyleyen DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Pratik olarak alanda yürütülen çalışmaların karşılık bulması için Sayın Öcalan'ın söz konusu kurulda Silahsızlanma ve Siyasallaşma Koordinatörü olarak çalışmalara resmen başlaması son derece olumlu bir etki yaratacaktır” dedi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere ilişkin Genel Merkez binalarında basın toplantısı düzenledi. Bugün Manisa’daki okul saldırısına değinerek başlayan Ayşegül Doğan, bu saldırıların münferit olmadığını, alınmayan önlemlerin bir şiddet döngüsüne sürüklediğini söyledi. 
 
Yeni dönemde mücadele hattı
 
Ardından MYK gündemlerine ve yeni döneme ilişkin çalışmalara dair aktarımlardan bulunan Ayşegül Doğan, “Parti Meclisimiz’de 6 Eylül Kongresi sonrasında hemen Parti Meclisimiz toplandı ve MYK’mızı belirledi. Ve o kurul ilk toplantısını dün gerçekleştirdi. Halkların ortak geleceği, demokratik bir toplum ve kalıcı bir barış için örgütlenmeye, mücadele etmeye ve çalışmaya devam edeceğiz. Yeni döneme sadece itiraz eden değil, sadece muhalefet eden değil, ülkeyi yönetmeye, demokratik değişim ve dönüşümü başarmaya kararlı bir kurucu siyasi özne olma iddiasıyla hazırlanıyoruz. Önümüzdeki dönemin tüm planlaması, hazırlıkları, Merkezi Örgütlenme Komisyomuz'un başta olmak üzere diğer tüm komisyonlarımızın çalışmaları da bu iddiaya uygun ve yaraşır bir şekilde hazırlanıyor. Kimliği, inancı, dili, kültürü, cinsel yönelimi, yaşam biçimi ya da herhangi bir başka farklılığı nedeniyle ayrımcılığa maruz kalan, haksızlığa uğrayan her kim olursa olsun, hangi toplumsal kesim olursa olsun onlarla yan yana gelmeye ve onlarla mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz” dedi. 
 
‘Önümüzdeki günlerde gelişmeler göreceğiz’
 
Meclis’te çıkan çerçeve yasanın sürecin ilk adımı olarak önemin altını çizen Ayşegül Doğan, İmralı’da yapılan son görüşmede de çeşitli tartışmaların yürütüldüğünü belirterek, “DEM Parti İmralı Heyeti'nin son olarak Sayın Öcalan'la yaptığı görüşme bu kanundan sonraki ilk görüşmeydi. O görüşme sonrası görüşmenin hem içeriğine ilişkin hem de Sayın Öcalan'ın mesajlarına ilişkin kamuoyuyla heyetimiz zaten gerekli açıklamayı yazılı bir biçimde paylaştı. Akabinde bu görüşmenin silahsızlanmaya dair ilgili taraflar arasında yani devlet yetkilileri, Sayın Öcalan ve Hareket Yönetimi arasındaki temaslar sürüyor. Tarafların zaman zaman konuya dair yaptıkları açıklamalardan da bu temasların ve silahsızlanmayla ilgili çalışmaların sürdüğünü görmek mümkün. Önümüzdeki günlerde yine silahsızlanmaya dair önemli gelişmelerin olmasını bekliyoruz. Çünkü silahsızlanmaya ilişkin saha çalışmaları karşılıklı bir şekilde yürütülüyor. Yani bunun için kurulu mekanizma çalışıyor. Kamuoyuyla paylaşılabilecek somut gelişmeler olduğunda silahsızlanmaya ilişkin bunlar kamuoyuyla paylaşılacaktır” sözlerini kullandı.
 
Kürt Halk Önderi’nin aktörlüğü
 
“Pratik olarak alanda yürütülen çalışmaların karşılık bulması ve etkin bir şekilde devam edebilmesi için Sayın Öcalan'ın söz konusu kurulda Silahsızlanma ve Siyasallaşma Koordinatörü olarak çalışmalara resmen başlaması son derece olumlu bir etki yaratacaktır” diye devam eden Ayşegül Doğan, “ Silahsızlanma ve siyasallaşma çalışmalarına böylelikle katkı sunacak birtakım çalışma gruplarına da ihtiyaç olacak. Onların da belirlenebilmesi için, oluşturulabilmesi için ve hızla bu çalışmaların sonuca doğru ilerleyebilmesi için önemli olacak bu gelişmeler. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın rolünü konuştuğumuz zaman tek boyutlu değil, çeşitli boyutlarıyla birlikte konuşmak gerekiyor. Bir yandan silahsızlanma bir yandan da siyasallaşma. Çünkü bu süreç, çatışmadan demokratik siyasete kalıcı bir biçimde geçiş süreci. Tüm mekanizmaların da buna uygun bir şekilde çalışması gerekiyor. Yasa sonrası kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu neticesinde biz bugün bu tartışmaları yürütebiliyoruz. Yasanın da öngördüğü Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk toplantısını 24 Ağustos'ta yapmıştı. Biz de akabinde yaptığımız bir basın toplantısında Merkez Yürütme Kurulumuz sonrasındaki tartışmalarla beraber şunu ifade ettik. Bu kurulun hızlı bir biçimde oluşturulmuş olması, toplanmış olması, çalışmalarına başlamış olması, sahada çalışmaların yürütüyor olması, bunların öneminin özellikle altını çizdik. Ve bu kurulun dört alt kurulu vardı. Ancak henüz kurulan bu dört alt komisyonun kimlerden oluşacağına ve nasıl çalışacağına dair kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmadı ya da bu konuya ilişkin herhangi bir bilgilendirme yapılmadı. Biz DEM Parti olarak bu kurulların etkin bir biçimde eş güdümlü, birbiriyle koordineli bir şekilde çalışmasının çok önemli olduğunu düşündüğümüzü daha önce de ifade etmiştik” diye belirtti. 
 
Devamında ise Ayşegül Doğan şunları ifade etti: 
 
Bu kurullarla birlikte çalışmasını beklediğimiz bir başka kurulda Meclis’te kurulacak olan izleme komisyonu. Çatışmanın kalıcı olarak sona erdirilmesi, demokratik siyasetin güçlenmesi ve siyasallaşmanın önündeki engellerin kaldırılması için Meclisin çok önemli sorumlulukları var. Tüm siyasi partilerin ve tabii ki meclis başkanlığının da özel olarak yapabileceği çok kritik işler var. Yeni yasama dönemine ilişkin biz de hazırlıklarımızı tamamlamaya çalışıyoruz. Yoğun bir dönem olacak. Çerçeve yasaya göre, Meclis başkanının da ifade ettiği üzere bir izleme kurulunun oluşması gerekiyor. Ve bu izleme kurulunun çalışmalarının da Meclis açıldıktan hemen sonra kuruluş çalışmalarının tamamlanması gerekiyor. Yine izleme komisyonu ile ilgili söylemek istediğimiz çok önemli bir not var. O da adil bir temsiliyetle üyeliklerinin oluşturulması. Kapsayıcılığın esas alınması gerektiğini düşünüyoruz. 
 
Demokratikleşme adımları
 
Bir de demokratikleşme başlığımız var. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortak raporundan bu yana gündeme alınan beklenen ve uygulanması talep edilen bir başlık. Barış aynı zamanda insanların haklarının tanındığı, mağduriyetlerin giderildiği ve geleceğe güvenle bakabildikleri bir siyasal ve toplumsal düzeni ifade eder. Burada yargı meselesi de çok önemli bir başlık olarak karşımızda duruyor. Tartışmalı hale gelmiş bir yargıdan, adil işleyen tarafsız ve bağımsız bir yargıdan artık bahsetmemiz gerekiyor. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz bir biçimde uygulandığı, ivedilikle uygulandığı bir dönem olmalı bu dönem. Hukukun üstünlüğünün herkes için istisnasız bir biçimde işletilmesi gerekiyor. Farklı formatlarda, farklı biçimlerde, farklı şehirlerde Türkiye'nin dört bir yanında barışı ve demokrasiyi örgütlemeye en güçlü bir şekilde aynı zamanda da yeniden yapılanmaya ilişkin örgütleme çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. 
 
‘Sayın Öcalan’ın koşullarının hukuki olarak düzeltilmesi kritik’
 
Yine bu süreçte birtakım tartışmalar; özellikle Sayın Öcalan'a ilişkin tartışmalar var. Sayın Öcalan'ın rolü etkin liderlik hakikati hepimizin malumu artık. Türkiye'de yıllardır tartışılagelen bir konu ama son yıllarda kendi liderlik gücü, etkisi, kapsamı zaten herkesçe görülüyor. Dolayısıyla bu süreçte Sayın Öcalan'ın fikirlerini kamuoyuyla doğrudan paylaşabilmesinin hep söylenegeldiği üzere gazetecilerle farklı toplumsal kesimlerle hak savunucularıyla, siyasetçilerle, akademisyenlerle her kimle görüşmek istiyorsa sürecin etkin bir biçimde işleyebilmesi için iletişim olanaklarının sağlanabilmesi ve bu koşulların oluşturulabilmesinin öneminin altını bir kez daha çizdik. Bunun açık, şeffaf ve hukuki bir zemine kavuşturulmasının ne kadar kritik olduğunu biliyoruz. Birlikte deneyimledik. Bu anlamda son dönemde kullanılan dil yalnızca Sayın Öcalan’a dönük değil. Genel olarak kullanılan dilin değişmesi gerektiğine ilişkin çok tespit yaptık. Fakat tespit yapmak yetmiyor. Yeni cümlelere, yeni kelimelere ihtiyacı var. Bu ihtiyacı karşılayabilecek şey bu yeni dili yaratmak konusunda ortak bir çabaya sahip olmakla mümkün olur.  Biz artık bu uyarıları yapmak yerine yeni dili nasıl oluşturabiliriz gayretinde ortaklaşmak istiyoruz. O yüzden tekrar ediyoruz. Barış gibi tarihsel öneme sahip bir mesele karalama, spekülasyon ve manipülasyonla değil hakikate dayalı sorumlu bir dille yapılmalı.”