Mor Çatı Dayanışma Merkezleri konferansı: Kadınların kurtuluşu dayanışmadan geçiyor
- 11:22 10 Ekim 2026
- Güncel
İSTANBUL - “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Dayanışma Merkezleri” konferansında konuşan Mor Çatı gönüllüsü Selime Büyükgöze, kadın odaklı destek mekanizmalarının yetersizliğine dikkat çekerek, “İmkansızlıklara rağmen erkek şiddetine karşı dayanışma kurmaya devam edeceğiz” dedi.
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından İstanbul’da Nippon Otel’de düzenlenen “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Dayanışma Merkezleri - Uluslararası Deneyimler” konferansı, vakıf gönüllüsü Selime Büyükgöze’nin açılış konuşmasıyla başladı. Kadın dayanışma merkezlerinin önemine dikkat çeken Selime Büyükgöze, kadınların şiddetten uzaklaşabilmesi için feminist dayanışmanın güçlendirilmesi ve kadın odaklı destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti.
‘Kadınların yargılanmadan destek alabileceği yer’
Erkek şiddetine karşı mücadelenin Türkiye’de 1987’de Çankırı’da bir hakimin kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştıran kararına karşı kadınların sokağa çıkmasıyla görünürlük kazandığını hatırlatan Selime Büyükgöze, yüzlerce kadının katıldığı dayağa karşı yürüyüşün kamusal alanda erkek şiddetine karşı ses çıkarma eyleminin yanı sıra yürüyüşün feminist dayanışmanın ve örgütlü mücadelenin önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Dayağa karşı yürüyüşün 1990 yılında Mor Çatı’nın kurulmasına da vesile olduğunu kaydeden Selime Büyükgöze, “1990 yılından bu yana bu feminist örgütün bir parçası olan kadınlar olarak hem erkek şiddetine karşı kadından kadına dayanışma kuruyoruz hem de dayanışma merkezimizi ayakta tutmak için çalışıyoruz. Şiddetten uzaklaşmak isteyen kadınların biricik durumu göz önünde bulundurularak, onları yargılamadan, ayrımcılığa uğratmadan yaşadıklarının dinlendiği, saygın bir birey olarak kararları doğrultusunda destek alabilecekleri yerler dayanışma merkezleri. Tam da böyle olması çok önemli” dedi. Selime Büyükgöze, kadınların ihtiyaçlarının ve deneyimlerinin merkeze alınması gerektiğini ifade etti.
‘Kadınların kurtuluşu dayanışmadan geçiyor’
Kadın dayanışma merkezlerinin yalnızca hizmet sunulan yerler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Selime Büyükgöze, bu merkezlerde feminist yöntemlerle dayanışmanın hayata geçirildiğini kaydetti. Kadınların erkek egemenliğinin denetim ve kontrol mekanizmalarından kurtuluşunun ortak mücadeleyle mümkün olduğunu söyleyen Selime Büyükgöze, “Bu merkezlere dayanışma merkezi diyoruz. Çünkü kadınlar olarak her birimizin erkek egemenliğinden, onun kadınları kontrol etmek, denetlemek ve cezalandırmak için kullandığı erkek şiddetinden kurtuluşun hizmet sunmaktan değil, kadın dayanışmasından geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle de dayanışma merkezimizde feminist yöntemlerle bu dayanışmayı hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Kamu kadın odaklı destek hizmetlerini çeşitlendirmelidir’
Dayanışma merkezlerinde kadınların deneyimlerinden hareketle erkek egemenliğinin işleyişine ilişkin bilgi üretildiğini belirten Selime Büyükgöze, kadınların maruz kaldıkları ayrımcılığı, şiddetin farklı biçimlerini ve şiddetten uzaklaşmak için verdikleri mücadeleleri bu deneyimler üzerinden anlamlandırdıklarını söyledi. Kadınların yaşadıklarının dinlenmesinin, bireysel destek sunmanın yanı sıra toplumsal gerçekliğin görünür kılınması bakımından da önemli olduğunu kaydeden Selime Büyükgöze, “Bu bilgiyi de kadınların sessiz bırakılmış gerçekliklerini açığa çıkarmak için kullanıyoruz. Kadınların deneyimlerinden elde edilen bilgi kamu kurumlarının sorumluluklarına ilişkin taleplere de kaynaklık ediyor. Kadınları şiddetten korumakla yükümlü kurumların nasıl işlemesi gerektiğine dair öneriler de bu deneyimlerden besleniyor. Kamunun kadınları şiddetten koruma yükümlülüğünün yanı sıra kadın odaklı destek hizmetlerinin çeşitlendirilmesi ve niteliğinin artırılması gerekiyor” diye belirtti.
‘Kadınların destek alabileceği merkezler oldukça sınırlı’
Türkiye’de kadınların erkek şiddetine karşı destek alabilecekleri merkezlerin yetersizliğine dikkat çeken Selime Büyükgöze, 2026 yılı itibarıyla kadın odaklı destek mekanizmalarının sınırlı kaldığını belirtti. 6284 sayılı Kanun kapsamında 2012 yılından itibaren kurulan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’ne (ŞÖNİM) değinen Selime Büyükgöze, bu merkezlerin yönetmelik gereği kadın dayanışma merkezlerine benzer biçimde işlemesi beklense de ŞÖNİM’lerin kadın odaklı olmaktan ve kadınları güçlendiren bir yaklaşım sunmaktan uzak kaldığını ifade etti. Selime Büyükgöze “Bu merkezlerin işleyişi de oldukça sınırlı. Kadınların şiddetten uzaklaşabilmeleri için ihtiyaç duydukları destek yalnızca kurumların varlığıyla sağlanamaz. Sunulan hizmetlerin kadınların ihtiyaçlarına yanıt vermesi gerekir. Şiddetle mücadele etmekle yükümlü bazı belediyeler bu görevlerini yerine getirmiyorlar, bazıları oldukça sınırlı destek sunabiliyor. Bununla birlikte, kadınlar için değişim yaratmaya çalışan ve destek hizmetlerini geliştirmek üzere çaba gösteren belediyeler de var ancak son dönemde artan siyasi baskılar bu çalışmaları ve destek mekanizmalarını olumsuz etkiliyor” şeklinde konuştu.
‘Kadın örgütlerinin çalışma alanı daraltılmaya çalışılıyor’
Temel demokratik hakların tehlikeye girdiği bir siyasal iklimde kadınların ihtiyaçlarının ve taleplerinin kolaylıkla göz ardı edildiğini belirten Selime Büyükgöze, kadın örgütlerinin çalışma alanlarının giderek daraldığını söyledi. Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik saldırıların, sağcı politikaların ve dünyanın çeşitli bölgelerinde devam eden savaşların kadınlara ayrılan kaynakları azalttığını ya da ortadan kaldırdığını ifade eden Selime Büyükgöze, bu koşulların kadınların destek mekanizmalarına erişimini de etkilediğini kaydetti. Selime Büyükgöze, “ ’Ailem Güvende’ operasyonu yapıldı ve LGBTİ+ örgütler hedefe konuldu. Arkadaşlarımız hapsedildiler. Bu saldırıların da erkek egemenliğinden azade, eşit ve özgür bir, yaşam talebi olan herkese karşı temel varoluşumuza karşı, örgütlenme hakkımıza karşı olduğunu da biliyoruz. Bugün bu iklimde dayanışma merkezlerini, kadın odaklı destek hizmetlerini konuşmak için bir aradayız. Çünkü aslında tam bu geri gidiş karşısında erkek şiddetine karşı mücadele etmenin yolunun en iyi bildiğimizi yapmaya devam etmekten yani erkek şiddetine karşı dayanışma kurmaktan, imkansızlıklara rağmen bunun alternatif yollarını aramaktan geçtiğini biliyoruz” şeklinde dile getirdi.
‘İmkânsızlıklara rağmen dayanışmayı sürdüreceğiz’
Kadın dayanışma merkezleri ve kadın odaklı destek hizmetlerinin konferansın temel gündemlerinden biri olduğunu belirten Selime Büyükgöze, erkek şiddetine karşı mücadelenin mevcut koşullarda dayanışmayı sürdürmekten ve yeni mücadele yolları geliştirmekten geçtiğini söyledi. Selime Büyükgöze, “Bugün bu iklimde dayanışma merkezlerini, kadın odaklı destek hizmetlerini konuşmak için bir aradayız. Çünkü aslında tam bu geri gidiş karşısında erkek şiddetine karşı mücadele etmenin yolunun en iyi bildiğimizi yapmaya devam etmekten, yani erkek şiddetine karşı dayanışma kurmaktan, imkânsızlıklara rağmen bunun alternatif yollarını aramaktan geçtiğini biliyoruz” dedi.
Konferans kapsamında Danimarka, Fransa, İtalya ve İspanya’dan örneklerin paylaşılacağını belirten Selime Büyükgöze, farklı ülkelerdeki deneyimlerin Türkiye’deki koşullar çerçevesinde değerlendirilmesinin önemine işaret etti. Selime Büyükgöze, uluslararası deneyimlerin tartışılmasının erkek şiddetine karşı mücadeleyi güçlendirmesini umduklarını belirterek, açılış konuşmasını tamamladı.
Ardından konferans, sunumlarla devam etti.







