Meral Danış Beştaş: Komisyon hemen çalışmaya başlamalı
- 09:04 28 Eylül 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL - Kök Yasanın ardından oluşturulması kararlaştırılan alt kurulların henüz çalışmaya başlamadığına dikkat çeken Meral Danış Beştaş, sürecin temel siyasi aktörü olan Abdullah Öcalan’ın rolünün hukuki bir statüye kavuşturulması gerektiğini belirterek komisyonların bir an önce çalışmaya başlaması gerektiğini söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile başlayan, PKK’nin fesih ve silahsızlanma kararlarıyla yeni bir aşamaya geçen süreç, “Kök yasa” olarak tanımlanan çerçeve yasanın yürürlüğe girmesiyle uygulama aşamasına taşındı. 24 Ağustos’ta yapılan ilk toplantıdan sonra ise Takip ve Değerlendirme Kurulu, Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon, İzleme ve Tespit, Sosyal Uyum ve Bütünleşme ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon olmak üzere dört alt komisyon oluşturdu. Komisyonların yapısı, çalışma takvimi ve üyeleri henüz kamuoyuna açıklanmazken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ise siyasi koordinatör olması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum 17 Eylül’de Abdullah Öcalan’ın komisyonda yer alacağını belirtirken, Meclis tarafında ise komisyon çalışmalarının 1 Ekim sonrasına, hatta kasım ayına kadar uzayabileceği yönündeki açıklamalar yapıldı.
Kamuoyunda kurulların nasıl çalışacağına ilişkin merak ve beklenti artarken, Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun dört alt koordinasyon kurulunun oluşturulmasına karar verilmesine rağmen işleyişin henüz başlamaması tepkilere neden oluyor.
Konuya dair konuşan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Böyle bir süreçte, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde işleyişin daha istikrarlı olması lazım. Daha güven verici adımların atılması lazım” dedi.
‘İşleyişin daha istikrarlı olması gerekiyor’
Meral Danış Beştaş oluşturulması kararlaştırılan kurulların ne zaman çalışmaya başlayacağının beklendiğini ifade ederek, “Takip ve Değerlendirme Kurulu dört alt koordinasyon kurulunun oluşturulmasına karar verdi, ancak karar henüz pratiğe dönüşmedi. Böyle bir süreçte; Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde, işleyişin daha istikrarlı olması lazım. Daha güven verici adımların atılması lazım. Alt kurulların kimlerden oluşacağı, çalışma takviminin ne olacağı, sahada nasıl çalışacakları konusunda çok sayıda soru bulunuyor” diye belirtti.
‘Abdullah Öcalan koordinatördür’
Kamuoyunun bildiği tek somut gelişmenin dört alt koordinasyon kurulunun oluşturulması kararı olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, “Bir tanesi siyasallaşma ve silahsızlanma koordinasyonu. En önemli alt koordinasyonlardan bir tanesi. Sayın Öcalan’ın orada siyasallaşma koordinatörü olarak görev yapması bekleniyor. Bu baştan beri konuşulan, tartışılan ve olgunlaşan bir olgu. Bu kurul da henüz oluşturulmadı” ifadelerini kullandı.
‘Mesele konut değildir'
Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki yaşam alanına dair tartışmaların asıl gündemi gölgelediğini dile getiren Meral Danış Beştaş, “Sorun yerleşke değil, sorun konutun kaç metrekare olduğu değil. Sorun, bu kadar hayati ve yüzlerce yıllık bir problemin çözümünde görev alacak temel siyasi aktör olan Abdullah Öcalan’ın nasıl çalışacağı, hangi koşullarda çalışacağı, yanında kimlerin bulunacağı ve dış dünyayla iletişiminin nasıl olacağıdır” dedi.
‘Statünün hukuki zemini olmalı’
Abdullah Öcalan’ın sürecin temel siyasi aktörü olduğunu belirten Meral Danış Beştaş, “Bu nedenle gerek İmralı’dan gerek hepimiz tarafından hukuki zeminin önemli olduğu ifade edildi. Kürtlerin hukuk alanının dışında bırakılmasını istemiyoruz. Çerçeve yasa eksik ve eleştirilebilir yönleri bulunan bir düzenleme. Buna rağmen hukuki bir çerçevenin oluşturulması önemli. Sorun ev, konut değil. Sorun statü. Hangi statüyle, hangi hukuki zeminle yer alıyor? Bunun siyaseten ifade edilmesi, hukuken de yazılması gerekiyor. Söz uçar, yazı kalır. Bu yönüyle kesinlikle Sayın Öcalan’ın statüsünün hukuki ve siyasi olarak bir zemine oturması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Meclis sorumluluk almalı’
Çerçeve yasada yer alan Meclis İzleme Komisyonu'nun kurulması gerektiğini belirten Meral Danış Beştaş Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un komisyonun 1 Ekim sonrasında kurulacağı yönündeki açıklamasına atıfta bulunarak “1 Ekim’i beklememize gerek yok. 1 Ekim’den önce partili üyelerle görüşmeler yapılabilir, verilecek üyelerin sayısı ve oranlar tespit edilebilir. Hangi partilerin yer alacağı önce netleştirilmeli. Meclis’in rolü izlemekle sınırlandırılmamalı. Meclis aynı zamanda bu sürecin yürüyüşünü denetleyecek, gözetleyecek, öneri yapacak, katkı sunacak olan yürütücü olmak durumunda. Sadece izlemek kavramı asla yeterli değil. Meclisin sürecin aktif, istikrarlı ve tutarlı biçimde ilerlemesinde sorumluluk üstlenmesi gerekir” diye belirtti.
‘Demokratik inşa başlamalı'
Sürecin toplumsallaşması açısından cezaevlerinde bulunan tutsaklar, cezasızlık ve kayyım politikaları gibi başlıkların toplumun gündeminde olduğunu hatırlatan Meral Danış Beştaş, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci sadece bir silahsızlanma süreci değil. Silahı, itirazı, isyanı, şiddeti ortaya çıkaran sebepleri ortadan kaldırmamız lazım. Buna da demokratikleşme diyoruz, demokratik toplum diyoruz. Demokratik toplum inşasının başlaması gerekiyor. Çerçeve yasa dışında kalan konular da hayata geçirilmesi gerekir. Kayyımlar devam ediyor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmadı. Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'la ilgili çok acil kodlu aslında alarm düzeyinde bir karar verildi, derhal serbest bırakın diye. Peki neyi bekliyorlar? Siyasi partiler yasası, infaz yasası, Terörle Mücadele Yasası'ndaki şiddet unsuru gibi birçok öneri var orada. Bu önerilerin de bir an önce hayata geçmesi gerekiyor ama bunun yerine toplumsal muhalif kesimlere yönelik operasyonlar arttırılıyor, erişim engelleri getiriliyor. Aksine bir tablo oluşunca ‘Nerede demokratik toplum, nerede demokrasi?’ deniyor. Biz demokrasiye evrilmek gibi bir zorunlulukla karşı karşıyayız. Çünkü tek başına negatif barış bu talepleri karşılamaz ve o itirazın zeminini de ortadan kaldırmaz. Bundan dolayı biz bunu mücadele süreci olarak tanımlıyoruz” şeklinde konuştu.
‘Kadınlar kurucu unsur’
Kadınların sürecin merkezinde olması gerektiğini vurgulayan Meral Danış Beştaş, “Toplumun yarısı kadınlar. Kadınlara yönelik ayrımcılık, ötekileştirme, eşitsizlik ve erkek egemenliği bütün ağırlığıyla varlığını sürdürüyor. Bu nedenle kadınların demokratik toplum ve barış sürecinde asli unsur, öncü güç olarak yer alması gerekiyor. Kadınların sadece savaştan etkilenen, mağdur olan değildir. Aynı zamanda kendi mücadelesini yürüten, öncülüğünü yapan ve örgütlülüğünü de yürüten bir kadın hareketi var. Kadınlar bu konuda asli kurucu unsurlardır. İradeleriyle, varlıklarıyla, mücadeleleriyle bu sürecin yürütücüleridir” ifadelerini kullandı.
‘İzleyen değil, mücadele eden olmalıyız’
Sürecin eleştirilmekle sınırlı kalınmaması, barışın toplumsallaştırılması için mücadele edilmesi gerektiğini belirten Meral Danış Beştaş “Kimse sadece ‘Ben izliyorum, güvenmiyorum, çalışmayacağım’ gibi sorular yerine soran, sorgulayan, tartışan, bunun içinde yer alan, bunu talep eden ve bunun mücadelesini veren bir pozisyona evrilmeli” çağrısı yaptı. Araştırmalarda sürece yönelik desteğin yüzde 85 düzeyinde olduğunun görüldüğünü belirten Meral Danış Beştaş süreci provoke etmek isteyen kasıtlı veya kasıt dışı sabote etmek isteyen ırkçılıktan, Kürt düşmanlığından ve önyargılardan beslenen süreç karşıtlarına mahal verilmemesi çağrısında bulundu. Meral Danış Beştaş “Biz bu süreci destekleyenler olarak daha çok çalışalım, mücadele edelim. Yarattıkları algılar ve gündemler üzerinden tartışmayalım. Bizim asıl gündemimiz bu ülkeye demokrasiyi, barışı getirmek ve herkesin bu meselenin merkezinde olduğu realitesini anlatmak” diye belirtti.







