Cezasızlık politikasının sonucu: Kadın kırımına dönüşen katliamlar
- 09:01 29 Temmuz 2026
- Güncel
AMED- Haziran ayında en az 29 kadın katledilirken, 14 kadın ve 2 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Hukukçular, kadın katliamlarını derinleştiren cezasızlık politikalarının sona erdirilmesi ve devletin koruyucu yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Kadın katliamları her geçen gün erkek egemen aklın cezasızlık politikası ile derinleştiriliyor. JİNNEWS’in hazırladığı Haziran ayı şiddet çetelesine göre 29 kadın katledildi, 14 kadın ve 2 çocuk ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Bu verilere rağmen devlet, kadın katliamlarına karşı önleyici politikalar uygulanmak yerine kadınları şiddet sarmalı içerisinde bırakan aileci politikalar için çalışmalar gerçekleştiriliyor. Avukat Evin Korkmaz Ekinci ve Dêrsim Barosu çocuk ve kadın hakları komisyonu başkanı Reyhan Helin Bulut, yaşanan katliamlarını ve cezasızlık politikasını değerlendirdi.
‘Yaşam hakkı haksız tahrik indirimin arkasında kalmamalı’
Bir ay içerisinde 40'tan fazla kadın katliamı yaşandığını ifade eden avukat Evin Korkmaz Ekinci, “Kadının ekonomik geliri yok. Ev içerisinde çalışıyor ama ev içerisinde yaptığı iş de görülmüyor. Kadının ekonomisinin olmaması, onu bulunduğu şiddet ortamının içerisine hapsediyor. Kadın şiddet gördüğünde başvuracağı mekanizmaya da güveni olmuyor. Kalmak zorunda olduğu ortamda ya şiddet görüyor ya da yaşam hakkı elinden alınıyor. Yargıya da güven olmadığı için başvurmak dahi istemiyor. 'Yargı makamına sorunumu söylerim ama acaba bana güvenir mi?' diye bir düşüncesi var. Yargının haksız tahrik indirimi uygulaması var, bunu kabul etmiyoruz. Bu indirim uygulanmamalı çünkü yaşam hakkı çok daha önemli. Yaşam hakkı, haksız tahrik indiriminin arkasında kalmamalı. Devletin, kadının öldürülmesine göz yummaması; aksine koruyucu yükümlülüklerini uygulaması gerekiyor. 10-15 sene önceki kadın cinayeti dosyalarının yeni yeni açıldığını görüyoruz. Dosyalarda çok eksiklik olduğunu görüyoruz. Demek ki bu olay yaşandığında yargı buna göz yumuyormuş. İşin ucu başka birilerine dokunduğunda maalesef dosyalar kapatılabiliyor. Bizim amacımız, indirim uygulanmadan cezaların verilmesi” dedi.
‘Yaşananlar kadın kırımı’
“Kadınlar, eşleri ya da aileleri tarafından öldürülüyor. Böyle bir veriyi erkekler açısından bulamazsınız” ifadelerini kullanan Evin Korkmaz Ekinci, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın katliamlarının artmasına neden olduğunu belirtti. Evin Korkmaz Ekinci, “Yaşananlar adeta kadın kırımına dönmüş durumda. Devlet bu yaşananların önünü almak istemiyor. Aile Yılı'nı bir de ev içerisindeki kadına anlatmak lazım. Kadın kendini güvende hissetmiyorsa bir aileden söz edemeyiz. Kadın şiddet gördüğünde karakola gidiyor, orada 'Kocandır, barış, eve dön' diyorlar. Devletin aileyi koruma yükümlülüğü yok; vatandaşını koruma yükümlülüğü var. Kadının ekonomik özgürlüğünün artırılması, topluma daha fazla katılmasının önünün açılması gerekirken, aksine kadını evin içine kapatmaya çalışıyorlar. Bunu son yapılan nafaka düzenlemesinde de gördük. Biz bunları kabul etmiyoruz. Onlara göre kadın sadece doğurur, çocuğa bakar, evin temizliğini yapar; başka bir şey yapamaz” sözlerini dile getirdi.
‘Devlet istediğinde bir cinayeti bir günde çözebiliyor’
Dêrsim Barosu Çocuk ve Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Reyhan Helin Bulut ise devletin failleri koruduğuna ve cezasızlıkla ödüllendirdiğine dikkat çekerek şunları belirtti: “Üst düzey ya da bürokratik bağlantıları olan kişilerin soruşturmada adının geçeceği durumlarda devlet, delilleri karartma noktasında bütün imkânlarını kullanıyor. Emniyetinden jandarmasına, rektörlerine kadar birçok kurumu etkisi altına alıp delilleri nasıl yok ettiğini Gülistan Doku dosyasında gördük. Devlet istediği zaman cinayeti bir günde çözebilirken, istemediği kişilere dokunulduğunda ise dosyada etkin bir soruşturmanın yürütülmemesi konusunda insanları başka yöne yönlendiren çalışmalar yapılabildiği görüldü. Günün sonunda ailenin ve kadın örgütlerinin verdiği mücadele neticesinde dosya yeniden harekete geçti. Kadın beyanını esas almayan, eril anlayışla oluşturulan, kadını koruyacak önleyici tedbirleri uygulamayan bir yargı sistemi var. Yargı eliyle cezasızlık politikası yürütülüyor.”







