Havin Aşkan dosyası: İntihar değil, cinayet!

  • 14:55 26 Mart 2026
  • Güncel
İZMİR - ÖHD İzmir Kadın Komisyonu ve KCDP, Havin Aşkan’ın şüpheli ölümüne dair yaptığı açıklamada, ölümünün intihar değil, katliam olduğu vurgulandı.  
 
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Kadın Komisyonu ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Havin Aşkan’ın şüpheli ölümüne dair basın toplantısı gerçekleştirdi. ÖHD İzmir Şubesi binasında gerçekleştirilen basın toplantısına çok sayıda avukat ve Havin Aşkan’ın ailesi katıldı. Basın metnini ÖHD İzmir Kadın Komisyonu üyesi ve dosya avukatlarından Leyla Çelik Güneş okudu.
 
‘İntihar değil, cinayet’
 
Havin Aşkan’ın şüpheli ölümünün ilk aşamada intihar şüphesiyle değerlendirildiğini ancak yürütülen soruşturma kapsamında toplanan delillerin, bu ölümün intihar olmadığını ortaya koyduğunu ifade eden Leyla Çelik Güneş, “İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde, şüpheli eş hakkında kasten öldürme suçundan kamu davası açılmıştır. Bu gelişme en başından beri dile getirdiğimiz, Havin'in ölümünün ‘intihar değil cinayet’ olduğuna ilişkin iddiamızın ciddi bulgularla desteklendiğini göstermektedir. Dosyada yer alan adli tıp raporu, kriminal incelemeler ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, olayın aydınlatılması yönünde önemli bir aşamaya gelinmiştir. Ancak buna rağmen şüphelinin halen tutuklu olmaması, kamu vicdanını zedeleyen bir durum yaratmaktadır. Mahkemeden sanığın tutuklanması talebinde bulunulmuş; ancak mahkeme tarafından söz konusu talep gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiş ve sanık hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kamuoyuna yansıyan pek çok örnekte, farklı nitelikteki suçlamalar bakımından tutuklama tedbirine sıklıkla başvurulduğu görülürken; özellikle kadınların yaşamını yitirdiği veya şüpheli şekilde hayatını kaybettiği dosyalarda, bu tedbirin uygulanmasında daha temkinli davranıldığı yönünde ciddi bir algı oluşmuştur. Bu durum, benzer nitelikteki dosyalarda tutuklama tedbirine başvurulmasının istisna haline gelmesi riskini doğurmaktadır” dedi.
 
‘Olay ilk aşamada yeterli derinlikte soruşturulmadı’
 
Havin Aşkan’ın evli olduğu erkeğin uzman çavuş olmasının ve görev gereği silah kullanma yetkisine sahip olmasının mevcut riskleri daha da artırdığını vurgulayan Leyla Çelik Güneş, “Bu durum hem soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi hem de kamu güvenliği açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Öte yandan Havin'in ölümü münferit bir olay değildir. 2025 yılına ilişkin verilere göre Türkiye’de en az 294 kadın erkekler tarafından öldürülmüş, 297 kadın ölümü ise 'şüpheli' olarak kayıtlara geçmiştir. Şüpheli kadın ölümlerinin neredeyse tamamında, kadınların yaşamını yitirdiği sırada olay yerinde veya en son temas halinde oldukları bir erkek bulunduğu bilinmektedir. Buna rağmen, şüpheli kadın ölümlerine ilişkin birçok dosyada, olayın ilk aşamada yeterli derinlikte soruşturulmadığı, mevcut şüpheliler hakkında koruma tedbirlerinin uygulanmasında gecikmeler yaşandığı ve özellikle tutuklama tedbirine sıklıkla başvurulmadığı da ortadadır. Bu durum, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını zorlaştırmakta; delillerin kaybolması veya karartılması riskini artırmakta, toplumda cezasızlık algısının güçlenmesine neden olmakta ve açıkça kadın faillerini cesaretlendirmektedir” diye aktardı. 
 
‘Şüpheli hakkında adli muayene zamanında yapılmadı’  
 
Soruşturma sürecinde verilen gizlilik kararları nedeniyle, müşteki vekilleri olarak dosyaya etkin şekilde müdahil olma imkânlarının sınırlandırıldığını dile getiren Leyla Çelik Güneş, “Nitekim dosya kapsamında, Havin Aşkan'ın tırnak aralarından alınan örneklerde sanık İbrahim Tektaş’a ait DNA bulgularına rastlanmıştır. Bu bulgu, olayın niteliği bakımından son derece önemli olup, olay anında bir fiziksel temas ve muhtemel bir boğuşma ihtimalini gündeme getirmektedir. Ancak olayın ilk aşamasında ölümün şüpheli ölüm kapsamında değerlendirilmemesi nedeniyle, şüpheli hakkında derhal yapılması gereken adli muayene işlemleri zamanında gerçekleştirilmemiştir. Oysa bu tür vakalarda, şüphelinin vücudunda bulunabilecek darp, cebir veya boğuşmaya ilişkin izlerin tespiti bakımından erken müdahale hayati önemdedir. Şüpheliye yönelik adli muayenenin olaydan uzun bir süre sonra yapılmış olması, varsa fiziksel bulguların doğal süreç içerisinde kaybolmasına neden olmuştur. Bu durum, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını zorlaştıran ve telafisi mümkün olmayan bir eksiklik olarak değerlendirilmelidir” diye belirtti.
 
Kamuoyuna çağrı
 
Leyla Çelik Güneş, son olarak şu ifadelere yer verdi: “Soruşturma sürecinde hem gizlilik kararının yarattığı sınırlamalar hem de ilk aşamada gerekli adli işlemlerin zamanında yapılmamış olması birlikte değerlendirildiğinde, etkin ve eksiksiz bir soruşturma yürütülmesinin ne derece kritik olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Havin Aşkan'ın ölümü de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Nitekim ilk aşamada ‘intihar’ olarak değerlendirilen olay, gizlilik kararı altında da olsa delillerin toplanmasına ilişkin ısrarımızın Savcılık makamında sınırlı da olsa karşılık bulması sonucunda cinayet şüphesiyle kamu davasına konu olmuştur. Bu durum, şüpheli kadın ölümlerinin ne derece dikkatle ve derinlemesine incelenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu dava yalnızca bir yargılama süreci değil; aynı zamanda kadınların yaşam hakkının korunması, şüpheli kadın ölümlerinin etkin şekilde soruşturulması ve cezasızlık algısının ortadan kaldırılması açısından bir sınav niteliğindedir.Bu nedenle tüm kamuoyunu, bu davayı yakından takip etmeye; yargılama sürecinin şeffaf ve adil şekilde yürütülmesine katkı sunmaya davet ediyoruz”
 
‘Adalet istiyoruz’
 
Basın metninin ardından Havin Aşkan’ın abisi Bedirhan Aşkan söz aldı. Bedirhan Aşkan, “Kardeşim intihar etmedi, öldürüldü. Deliller bunu gösteriyor. Herhangi bir tutuklama yok. Bu kişi şu anda Van’da aktif görevini yapıyor. Biz adalet istiyoruz ve bu olayın peşini bırakmıyoruz” diye konuştu.