'Sessizlik suça ortak olmaktır’
- 09:05 1 Şubat 2026
- Güncel
Rozerin Gültekin
WAN - Rojava’daki saldırılarda çocukların yaşamını yitirmesine dair konuşan MEÇHAD Yöneticisi Psikolog Arya Yiğit, “Bir halkın kendi kaderini tayin etme hakkı elinden alınıyor ve bunun bedelini de çocuklar ödüyor. Ölümler karşısında sessiz kalmak bir tarafsızlık değil, suça ortak olmaktır.” çağrısında bulundu.
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin, 6 Ocak'tan bu yana Rojava’ya yönelik saldırılarına karşı Rojava’da halk özsavunmasını gerçekleştirirken, dört parça Kürdistan ve Avrupa’da direniş her geçen gün büyüyor. Ancak diğer yandan saldırılar sonucunda insani kriz de derinleşiyor. Bu krizden en çok etkilenen ise çocuklar oluyor. Saldırılar boyunca ulaşılan bilgilere göre 5 çocuk donarak yaşamını yitirdi ve birçok çocuk saldırılarda katledildi. Wan Çocuk Hakları Dayanışma Ağı ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Çocuk Hakları Komisyonu da geçtiğimiz günlerde bu konuya dikkat çekerek Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası kurumlara insani koridor açılması çağrısında bulundu.
Wan Çocuk Hakları Dayanışma Ağı içerisinde yer alan Medya ve Çocuk Hakları Derneği (MEÇHAD) Yöneticisi Psikolog Arya Yiğit, çocuklara yönelik saldırılara dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Çocuklar ambargo sonucunda öldü’
Rojava’da yaşanan saldırıların en yıkıcı ve kalıcı etkisini kadınların yaşadığını dile getiren Arya Yiğit, “Yıllardır kendi kendini yöneten, halk meclislerine dayanan yönetim şekliyle ilerleyen, kadın özgürlükçü ve çok kimlikli yapısı olan Rojava tekçi ve militarist düzenin alternatifidir. Tam da bu yüzden Rojava işgal altındadır. Geçtiğimiz günlerde 5 çocuk soğuktan hayatını kaybetti. Kurşunla, bombayla değil, yoksullukla, ambargo ile öldüler bu çocuklar. Bu ölümler kader değil ve bu ölümler hava koşullarının da suçu değil. Savaşlar başladığında ilk çocukların güvenlikleri ellerinden alınıyor. Daha sonra ise çocukların yaşam hakkı ellerinden alınıyor. Evleri, okulları yıkılan, göç yollarında kaybolan, travmayla büyümeye zorlanan hep çocuklar oluyor” ifadelerine yer verdi.
'Çocukların katledilmesi ‘terörize’ edilerek meşrulaştırılıyor'
Çocukların dahi “terörize” edildiğini ve ölümlerinin meşru kılınmaya çalışıldığını kaydeden Arya Yiğit, bu anlayışın nedeninin ise yıllardır sistem tarafından örgütlenen tekçi yaklaşım olduğunun altını çizdi. Arya Yiğit, “Bir halkın kendi kaderini tayin etmesi elinden alınıyor ve bunun bedelini de çocuklar ödüyor. Militarizm çocuklara ölümden başka bir şey vermiyor. Savaştan önce Rojava’nın yapısının kadın özgürlükçü ve çok kimlikli olması, çocuklar için oldukça sağlıklı bir ortamdı. Fakat şu an savaşla birlikte yaşam hakkı bile yok çocukların. Çocukların ölümüne sessiz kalınıyor, çocuklara sadece bir sayı olarak bakılıyor. Bu sessizliği Kürt düşmanlığı sağlıyor. Şu an çocuklar için hiçbir sözleşme uygulanmıyor. Çocuğun en temel haklarından biri barınma hakkıdır. Fakat şu an Kobanê'de çocukların barınma, giyinme, beslenme hakkı yok. Dünya üzerinde var olan tüm sözleşmelerde bunlar geçerlidir ama Kobanê'de beş çocuk yaşamını soğuktan yitiriyor. Bu sözleşmeleri uygulaması gereken devletler, bu savaşın içerisinde” diyerek çocukların katledilmesinin toplumu yok etmenin ilk adımı olarak uygulandığına dikkat çekti.
'Kürt çocukları birey olarak görülmüyor'
Wan Çocuk Hakları Dayanışma Ağı olarak geçtiğimiz günlerde insani koridorun açılması talebiyle yaptıkları çağrıya dair konuşan Arya Yiğit, “Çocuk her yerde çocuktur” ilkesinin unutulmaması gerektiğine işaret etti. Arya Yiğit, “Biz bu ağı kurduğumuzda, temel ilkemiz çocuğun her yerde çocuk olduğuydu. Ama maalesef ki şu an Kürt çocuğu yokmuş gibi davranılıyor. Buna karşı herkesin sorumluluk alması gerekiyor. Ama maalesef ki öyle bir konumdayız ki, Kürt çocukları birey olarak görülmüyor. Savaş, kuşatma altındaki insanlar hiçbir temel ihtiyaca sahip değiller. Bunun önüne geçilmelidir bunun için insani koridor önemli. Koridorun açılması ve bu sözleşmelerin bir an önce ciddi bir şekilde uygulanması gerekiyor. Süreç aslında toplumun artık elinde olan bir süreçtir. Kürdistan halklarının direniş göstermesi gayet umut vericidir. Biz çağrılarımızı yapmaya, dayanışma içerisinde bulunmaya çalışacağız. Kitlesel yürüyüşler, çağrılar, basın açıklamaları ile elimizden geldiğince önleyici çalışmalar yapmaya çalışacağız” dedi.
'Sessiz tarafsızlık değil, suça ortak olmaktır’
Arya Yiğit, son olarak şunları dile getirdi: “DAİŞ’in Türkiye’nin sınır komşusu olması bir kere Türkiye için de çok vahim bir durum. Maalesef ki kimse bunu gözetmiyor. DAİŞ’in geçmişine baktığımız zaman Türkiye'nin içerisinde de nelere yol açtığını, kimleri katlettiğini çok iyi biliyoruz. Bu tehlikenin, çocukların yaşadığı sorunların görülmesi gerekiyor. Eğer DAİŞ Türkiye’nin komşusu olursa bunun sancısını çocuklar, kadınlar yani tüm toplum çekecektir. Bu ölümler karşısında sessiz kalmak bir tarafsızlık değildir. Sessizlik bu suça ortak olmaktır. Tüm toplumları, dünyayı bu suça ortak olmamaya davet ediyorum.”







