Gabar’da petrol, Cudi’de maden: Botan’da yaşam kuşatma altında

  • 09:11 24 Ekim 2026
  • Ekoloji
Neslihan Kardaş 
 
ŞIRNEX - Köy boşaltmaları ve zorunlu göçle halkın topraklarından koparıldığı Botan’da, petrol ve maden faaliyetleri yaşam alanlarını daraltıyor. Cudi ve Gabar’da ağaç kesimleri, sondaj ve dinamit patlatmaları, ormanlarla birlikte su kaynaklarını ve yaban hayatını tehdit ediyor.
 
Kürdistan’da uzun yıllardır sürdürülen savaş politikalarının toplumsal ve ekolojik sonuçlarının en yoğun yaşandığı bölgelerden biri Botan. 1990’lı yıllarda köy boşaltmaları, zorunlu göç, yayla yasakları ve koruculuk sistemi, halkın yaşadığı topraklarla bağını ve geçim kaynaklarını hedef alırken, bölgenin toplumsal yapısında derin kırılmalar yarattı. 2015-2016 yıllarında ilan edilen öz yönetim süreçlerinin ardından kent yıkımlarıyla halk yeniden göçe zorlandı. Köylerden kentlere uzanan bu süreçte yerinden edilme, yaşam alanlarının yıkımı ve geçim olanaklarının daralması birbirini izledi. 
 
Sonraki yıllarda kalekol ve karakolların yaygınlaşması, özel güvenlik bölgesi ilanları ile yayla ve mera yasakları, halkın yaşam alanlarına erişimini kısıtlamayı sürdürdü. Cudi, Gabar ve Besta’da askeri faaliyetlere eşlik eden yol yapımları, enerji yatırımları, petrol ve maden çalışmaları ile ağaç kesimleri, ekolojik yıkımı derinleştirdi. 
 
Su kaynaklarının gördüğü zarar
 
Gabar, son yıllarda petrol çıkarma faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölgelerden biri oldu. Petrol çıkarma faaliyetleri, Gabar’da birden fazla ekolojik tahribata yol açıyor. Arama ve sondaj sırasında yer altına enjekte edilen kimyasallar ve petrol sızıntıları, yer altı su damarlarına karışarak içme ve sulama sularını zehirliyor. Sondaj kuyularının açılması sırasında yer altı suyollarının yön değiştirmesi ve yoğun su tüketimi nedeniyle bin yıllık kaynak suları kurumaya başlıyor ve çevre köylerde ciddi bir susuzluk sorunu baş gösteriyor.
 
Ağaç kıyımı
 
Sondaj kulelerinin kurulması, yeni arama sahalarının açılması ve ham petrolün taşınması için gereken geniş kara yolu ağlarının inşa edilmesi amacıyla Gabar Dağı ve eteklerindeki binlerce meşe, ceviz ve armut ağacı kesildi, bağlar tahrip edildi. Altyapı çalışmaları nedeniyle bakir doğal alanlar birbirinden ayrılıyor ve coğrafi yapı ciddi zarar görüyor.
 
Yaban hayatı tehlike altında
 
Gabar Dağı, nesli tükenme tehlikesi altında olan pezkovîlerin (dağ keçileri), ceylanların ve birçok endemik kuş türünün doğal yaşam alanı. Bölgede yürütülen sismik araştırmalar, dinamit patlatmaları, iş makinelerinin gürültüsü ve ağır araç trafiği, yaban hayvanlarını göçe zorluyor ve ekokırıma zemin hazırlıyor.
 
Hava kalitesi düşüyor
 
Öte yandan petrol çıkarma işlemleri sırasında çevreye yayılan gazlar ve sondaj sırasında açığa çıkan ağır metaller ile toksik kimyasallar hava kalitesini düşürüyor. Bu durumun uzun vadede bölgede yaşayan insanlarda ve diğer canlılarda kanser ve solunum yolu hastalıkları riskini artırma ihtimali de var.
 
Dinamit kullanılıyor
 
Cudi Dağı ise yoğun madencilik faaliyetlerinin odağında. Bu madencilik faaliyetleri de bölgede birçok ekolojik tahribata yol açıyor. Açık ocak madenciliğiyle yerin yüzlerce metre altındaki kömüre ulaşılmak isteniyor. Bu süreçte dağın zirvelerinde ve yamaçlarında tonlarca dinamit patlatılıyor. Bu kazı yöntemi, bölgedeki devasa tepelerin yapısını tamamen bozdu ve uzaktan bakıldığında dahi çıplak gözle görülebilen derin ve devasa çukurlar bıraktı.
 
Orman kıyımı ve endemik bitki kayıpları
 
Maden sahalarının genişletilmesi, şantiye alanlarının kurulması ve ağır iş makinelerinin geçeceği yolların açılması için Cudi Dağı eteklerindeki binlerce meşe ve meyve ağacı kesildi. Cudi, Ortadoğu florasına özgü birçok endemik bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Yoğun hafriyat ve toprak sıyırma işlemleri, bu nadir bitki topluluklarının yaşam alanlarını tamamen yok ederek nesillerini tehlikeye atıyor.
 
Yaban hayatına verilen zarar
 
Cudi Dağı da tıpkı Gabar gibi nesli tükenmekte olan birçok canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Dağ keçilerinin, çizgili sırtlanların ve nadir kuş türlerinin en önemli yaşam alanlarından biri de Cudi. Sürekli patlatılan dinamitlerin yarattığı şiddetli sarsıntılar ve gürültü, ağır araç trafiği ve toz bulutları, hayvanların üreme ve beslenme alanlarını parçalayarak onları göçe zorluyor. Hayvanları göçe zorlamak ise onları doğrudan ölüme itmek anlamına geliyor.
 
Su kaynaklarına ve havaya verilen zarar
 
Yine maden faaliyetleri kapsamında patlatılan dinamitler, doğal su kaynaklarına zarar veriyor ve bu kaynakların kurumasına neden oluyor. Cudi Dağı’ndan çıkarılan asfaltit kömürü, bölgedeki termik santralleri beslemek için kullanılıyor. Bunların başında ise Silopi Termik Santrali geliyor. Maden çıkarma sırasında havaya yoğun toz partikülleri salınırken bu kömürün işlenmesi ve yakılması sırasında da çevreye kükürt, karbonmonoksit ve ağır metaller yayılıyor. Bu durum, Cudi’nin atmosferini kirletmenin yanı sıra çevredeki yerleşim yerlerinde solunum yolu hastalıkları ve kanser vakalarında artış yaşanması riskini doğuruyor.
 
2020 ile 2022 yılları raporu 
 
Şirnex’in tarihinde, kültüründe ve yaşamında önemli bir yer edinen Cudî Dağı maden arama, Gabar Dağı ise petrol çıkarma faaliyetleriyle talan ediliyor. Gerçekleştirilen ekolojik tahribata dair net bir veri olmamakla birlikte Şirnex Barosu Çevre ve Kent Komisyonu, Şirnex’te ormanlık alanlarda yapılan ağaç kesimlerine dair bir rapor yayımladı.
 
2020 ile 2022 yılları arasında yayımlanan bu raporda yer alan tespitler şu şekilde:
 
*Son bir yılda orman kesimleri yoğun bir şekilde devam etmektedir.
 
*Ağaç kesimleri, ağırlıklı olarak Şırnak il merkezinin yüksek kesimlerinde ve Şırnak-Siirt arasındaki dağlık bölgelerde yapılmaktadır.
 
*İdil-Midyat arasında da kısmen orman kesimi yapılmıştır.
 
*İhaleler, yasal usuller işletilmeden belli kişilere verilmek suretiyle hukuka aykırı biçimde yapılmaktadır.
 
*Ormanlar kesildikten sonra ağaçlar, 20-25 tonluk kamyonlarla Cizre ilçesi üzerinden piyasa değerinin çok altında çevre illere ve Kayseri, Gaziantep, Osmaniye gibi başka illere gönderilmektedir.
 
*Temmuz 2022’de 14 yeni bölgede de ağaç kesimine başlanmıştır.
 
*Yaz mevsimi itibarıyla bu kesimler ve tahribatlar hızla artmakta, her gün yüzlerce ton endemik ve tarihî ağaç yok edilmektedir.