Gazze’de gebelikler yüksek risk altında: Düşük vakaları katlandı
- 09:03 24 Ağustos 2026
- Sağlık/Spor
ANKARA - Gazze’de 2026’nın ilk 6 ayında 3 bin 958 kadın düşük yaşarken, her bin canlı doğuma düşen düşük sayısı 64’ten 208,5’e yükseldi. Gebe kadınların yüzde 57,1’inde anemi tespit edilirken, SES Genel Kadın Sekreteri Nursel Yücesoy, “Artan düşük vakalarının en büyük etkeni tabii ki de savaştır” dedi.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve ablukası, kadınların yaşam hakkıyla birlikte üreme sağlığını da tehdit ediyor. Açlık, sürekli yerinden edilme, ağır fiziksel koşullar, temiz su ve hijyen malzemesi yokluğu ile ilaç ve sağlık hizmetlerine erişememe, kadınların gebelik süreçlerini ağır sağlık riskleri altında sürdürmesine neden oluyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Gazze’de her üç gebelikten birinin yüksek riskli olduğunu belirtiyor.
Filistin Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Birimi’nin verilerine göre, Ocak-Haziran 2026 döneminde 3 bin 958 kadın düşük yaşadı. Her bin canlı doğuma düşen düşük sayısı, 2025’in ikinci yarısındaki 64’ten 208,5’e yükseldi. Aynı veriler, 2025 yılında kayıt altına alınan gebe kadınların yüzde 57,1’inin anemi yaşadığını ortaya koydu.
Düşük vakalarındaki artışın savaş ve abluka koşullarından bağımsız ele alınamayacağını belirten Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Kadın Sekreteri Nursel Yücesoy, bu koşulların kadın ve çocukların sağlığı üzerindeki etkilerine değindi.
‘Savaş politikalarından bağımsız düşünemeyiz’
Artan düşük vakalarının Gazze’deki şartlardan bağımsız ele alınamayacağına dikkat çeken Nursel Yücesoy, “Her ne kadar enfeksiyon, ilaca erişememe ya da genetik faktörler gibi tıbbi etkenler olsa da biz bu durumu orada yürütülen savaş politikasından bağımsız düşünemeyiz. Savaş politikaları, kadın ve çocuklar başta olmak üzere tüm toplumun sağlıklı gıdaya erişimini, temiz suya erişimini ve sağlıklı barınma ortamlarına erişimini yok etmektedir. Dolayısıyla artan düşük vakalarının en büyük etkeni tabii ki de savaştır” dedi.
Savaş koşullarında bebeklerin sağlıklı doğmayacağını vurgulayan Nursel Yücesoy, canlı doğsa dahi sağlıklı bir yaşam sürme ihtimalinin düşük olacağını belirtti. Bebeklerin anne karnındayken yeterli ve dengeli beslenemediğini söyleyen Nursel Yücesoy, “Doğan bebekler de sağlıklı bir şekilde doğmayacak ve yaşamını savaş koşullarında sağlıklı bir şekilde yürütemeyecektir.
Bu bebeklerin yaşam koşulları; sağlıklı suya, gıdaya erişemedikleri gibi yeterince eğitim ve sağlık hizmetlerinden de yararlanamıyor. Aynı zamanda yerinden edilmelerle birlikte birçok problem ortaya çıkacak. Sağlıklı bir nesil de beklemek çok mümkün değil. Savaş, kadın ve çocuklar başta olmak üzere tüm toplumun var olan yaşam hakkını engellemekte” diye belirtti.
Artan aneminin temel nedenleri
Kadınlarda artan anemi vakalarının nedenlerine değinen Nursel Yücesoy şöyle devam etti: “Temel nedenler, yeterli beslenememe, yerinden edilme, sağlık hizmetlerine ulaşamamanın yanında gebelik öncesi ve gebelik süresince yeterli sağlık hizmeti alamadığı, ilaca erişemediği için anemik olmaları artıyor” dedi.
‘Sağlık hakkı da bir insan hakkıdır’
Gazze’de yaşatılan ablukaya dikkat çeken Nursel Yücesoy, “Dünyada yaşam hakkı olduğu gibi sağlık da bir insan hakkıdır. Tıpkı yaşam hakkı gibi vazgeçilmezdir. Savaş ne zaman ki barışa dönüşürse o zaman insanlar sağlıklı bir yaşama ulaşacaktır. Bu ablukanın kaldırılması, savaşın sona ermesiyle birtakım elzem olan ihtiyaçlara ulaşılabilir. Ancak barış sürecinde yaşamlarını yürütebilmek için ihtiyaç olan temiz suya, ilaç ve gıdaya ulaşılabilir. Savaş devam ettiği sürece kadınların ve çocukların yaşam hakları ellerinden alınmakta. Bu süreçte kadın bedenine dönük inanılmaz bir saldırı gerçekleşmekte” diye belirtti.
Sağlık örgütleri bu yaşananları duyurmalı
Sağlık örgütlerinin Gazze’de yaşananlara karşı ses yükseltmesi gerektiğini vurgulayan Nursel Yücesoy, “Bunu duyurmalıyız. Savaş şartlarında dahi en temel dokunulmaması gereken yer, sağlık hizmeti sunan birimlerdir. Buralarda çalışan sağlık emekçileri de savaştan etkilenmekte ve halkın karşılaştığı sorunlarla sağlık çalışanları da karşılaşmakta. Savaşta sağlık hizmeti veren kurumlara saldırmak suçtur. Savaş suçu işliyorlar. Gazze’ye baktığımızda birçok kurum savaşta yok edilmiş, var olanlar da çok hizmet verebilecek durumda değil” şeklinde konuştu.









