Türkiye, 'umut hakkı' kararlarını uygulamamakta ısrarcı
- 09:01 2 Haziran 2026
- Güncel
Dilan Babat
HABER MERKEZİ - AİHM’in 2014 yılında verdiği “umut hakkı” ihlal kararının üzerinden yıllar geçmesine rağmen Türkiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına ilişkin yeniden inceleme mekanizmasını oluşturmadı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ise 2021’den bu yana Ankara’ya yasal düzenleme çağrısını sürdürüyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) “umut hakkı” kapsamında Türkiye hakkında verdiği ihlal kararlarının üzerinden yıllar geçmesine rağmen gerekli yasal düzenlemeler hayata geçirilmedi. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AKBK) ise 2021 yılından bu yana aldığı kararlarla Türkiye’ye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen kişilerin cezalarının belirli bir sürenin ardından yeniden değerlendirilmesini sağlayacak bir mekanizma oluşturması çağrısında bulunuyor.
Türkiye hakkında “umut hakkı” kapsamında verilen ilk AİHM kararı, 18 Mart 2014 tarihli Abdullah Öcalan/Türkiye (No.2) kararı oldu. Mahkeme, tahliye imkânı ya da belirli bir süre sonunda yeniden inceleme olanağı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3’üncü maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Daha sonra verilen Kaytan, Gurban ve Boltan kararlarında da benzer ihlaller tespit edildi. Bu dosyalar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından “Gurban Grubu Davaları” başlığı altında izlemeye alındı.
Komite sorunu ‘yapısal’ olarak tanımladı
Bakanlar Komitesi, dosyayı bireysel başvurularla sınırlı bir mesele olarak değil, Türkiye’nin infaz sisteminden kaynaklanan yapısal bir sorun olarak değerlendirdi. Komite belgelerinde, ağırlaştırılmış müebbet cezasına mahkûm edilen bazı kişilerin herhangi bir aşamada tahliye umuduna ya da cezalarının yeniden değerlendirilmesine erişemediği vurgulandı.
Komite’ye göre AİHM kararlarının merkezinde, mahpusların belirli bir süre sonunda cezanın hâlâ gerekli olup olmadığının objektif kriterlerle değerlendirilmesini sağlayacak bir mekanizmanın bulunmaması yer alıyor. Mahkeme, böyle bir imkândan yoksun bırakılmanın insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağını ihlal ettiğini belirtiyor.
Türkiye’nin savunması kabul edilmedi
Türkiye, Bakanlar Komitesi’ne sunduğu görüşlerde, 5275 sayılı İnfaz Kanunu kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların kural olarak 30 yıl sonra şartlı tahliye başvurusu yapabildiğini savundu. Ancak aynı kanunda yer alan istisnalar nedeniyle “terör”, “devlet güvenliği”, “anayasal düzen” ve “milli savunmaya karşı suçlar” kapsamında ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar bu haktan yararlanamıyor.
Bakanlar Komitesi de AİHM kararlarının uygulanmasının önündeki temel engelin bu istisnalar olduğuna dikkat çekti. Komite ayrıca Cumhurbaşkanı’nın sağlık, engellilik veya yaşlılık gerekçesiyle cezaları hafifletme yetkisi ile genel af uygulamalarının “umut hakkı” kapsamında gerçek bir tahliye perspektifi oluşturmadığını kaydetti.
2021’den beri aynı çağrı yapılıyor
Bakanlar Komitesi, Aralık 2021’de yaptığı değerlendirmede Türkiye’den yasal değişiklik yapmasını istedi. Komite, yeniden inceleme mekanizmasının tahliye garantisi anlamına gelmediğini, yalnızca belirli bir sürenin ardından cezanın sürdürülmesinin gerekli olup olmadığının değerlendirilmesini öngördüğünü vurguladı.
Eylül 2024’te yapılan değerlendirmede ise Türkiye’nin önceki çağrılara rağmen hiçbir ilerleme kaydetmediği belirtildi. Komite, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan herkesin yeniden inceleme mekanizmasına erişimini sağlayacak düzenlemelerin yapılmasını, AİHM standartlarına uygun bir yasal çerçevenin oluşturulmasını ve konuya ilişkin istatistiklerin açıklanmasını istedi.
2025’te ara karar alındı
Bakanlar Komitesi, 17 Eylül 2025 tarihinde aldığı ara kararla dosyayı yeni bir aşamaya taşıdı. Kararda Türkiye’ye, AİHM kararlarının uygulanması için gerekli yasal ve diğer önlemleri daha fazla gecikmeden hayata geçirme çağrısı yapıldı. Ayrıca Türkiye’den Haziran 2026’ya kadar atılan adımlara ilişkin bilgi sunması talep edildi.
Komite, uluslararası hukukta müebbet hapis cezalarının en geç 25 yıl sonra yeniden incelenmesini öngören uygulamaların yaygınlaştığına işaret ederken, Türkiye’nin hâlâ bu doğrultuda bir mekanizma kurmadığını belirtti. Komite ayrıca ağırlaştırılmış müebbet cezası alıp yeniden inceleme hakkından yararlanamayan kişi sayısına ilişkin kapsamlı veri paylaşılmadığını kaydetti.
Yasa teklifleri sonuçsuz kaldı
Komite belgelerine yansıyan sivil toplum bildirimlerinde ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ilişkin infaz rejiminin değiştirilmesi amacıyla verilen çeşitli yasa tekliflerinin Meclis gündemine alınmadığı ya da komisyonlarda bekletildiği aktarıldı. Sivil toplum örgütleri bu durumu, ihlallerin giderilmesine yönelik siyasi irade eksikliği olarak değerlendirdi.
AİHM’in 2014 yılında verdiği kararlarla başlayan “umut hakkı” tartışması, aradan geçen 12 yıla rağmen Türkiye’de yasal karşılığını bulmuş değil. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 2025 yılında aldığı ara karar sonrasında gözler, Türkiye’nin Haziran 2026’ya kadar atacağı adımlara çevrildi.







