Öz savunmadan toplumsal dönüşüme: YPJ'nin hikayesi

  • 09:02 15 Haziran 2026
  • Güncel
Gülistan Gülmüş
 
RIHA - Kuzey ve Doğu Suriye'de savaşın derinleştiği koşullarda kurulan YPJ, kadınların öz savunma ihtiyacından doğdu. Kobanê direnişiyle dünya çapında tanınan YPJ, kadın özgürlüğü ve toplumsal dönüşüm tartışmalarının da önemli aktörlerinden biri haline geldi.
 
2011 sonrası derinleşen Suriye iç savaşı ve devamında gelişen Kuzey ve Doğu Suriye savaşı ile birlikte özellikle kadınlar; göç, katliam, kaçırılma, zorla evlendirme ve cinsel şiddet gibi ağır saldırılarla karşı karşıya kaldı. Sayısız kadın ve çocuk katledilirken, bugün hâlâ kayıp olan birçok kadının akıbeti bilinmiyor. Adeta bir kara bulut gibi tüm dünyaya tehdit oluşturan DAİŞ’in kadınları hedef alan politikaları, bölgede kadınlar açısından öz savunma tartışmalarını daha görünür hale getirirken, birçok kadın yalnızca yaşadığı alanları değil, kendi kimliğini ve iradesini de savunabilmek için örgütlenme arayışına yöneldi. Bu anlamda kadın savaşçılar ve diğer kadınlar bir araya gelerek Yekîneyên Parastina Jin’i (YPJ) oluşturdu. 2013 yılında kurulan YPJ, sadece Kürt kadınlarından oluşmadı; Araplardan, Türklerden ve yabancı ülkelerden katılım sağlayan birçok kadını da bünyesinde barındırdı.
 
Abdullah Öcalan’ın paradigması ile oluşan bir birlik
 
Kadınların savunma alanında bağımsız bir yapı kurma tartışmaları ise yalnızca savaş koşullarıyla sınırlı kalmadı. Abdullah Öcalan’ın yıllardır geliştirdiği kadın özgürlükçü paradigması, bu süreçte kadınlar açısından temel referans oldu. Abdullah Öcalan’ın “Kadın özgür olmadan toplum da özgür olmaz” yönündeki değerlendirmeleri, kadınların yalnızca destekleyici bir güç değil doğrudan özne olması gerektiği düşüncesini de beraberinde getirdi.
 
 Kadın özgürlüğü ekseni öz örgütlenme
 
İlk etapta karma savunma güçleri içerisinde yer alan kadınlar, zamanla kendi karar mekanizmalarını oluşturabilecek bağımsız bir yapılanmanın gerekli olduğuna karar kıldı. Erkek egemen zihniyetin yalnızca toplumsal yaşamda değil, örgütlü yapılarda da yeniden üretilebileceğine dikkat çeken kadınlar, bu nedenle ayrı bir kadın örgütlenmesine ihtiyaç olduğunu savundu. 2013 yılında resmi olarak kuruluşunu ilan eden YPJ, bu yönüyle yalnızca askeri bir güç değil, kadın özgürlüğü eksenli bir öz örgütlenme modeli olarak öne çıktı.
 
Askeri eğitimler değil, birçok anlamda eğitimler verildi
 
YPJ’nin iç işleyişinde de kadın özgürlüğü paradigmasının etkileri hissedildi. Yapı içerisinde yalnızca askeri eğitimler değil; kadın tarihi, toplumsal cinsiyet, kolektif yaşam, ortak karar alma mekanizmaları ve öz savunma anlayışı üzerine eğitimler verildi. Öz savunma ise yalnızca silahlı mücadele olarak değil, kadınların kendi kimliğini, kültürünü, emeğini ve yaşamını koruma biçimi olarak ele alındı.
 
Örgütlü yaşam içerisindeki duruş 
 
Birçok YPJ’li, ilk dönemlerde kadınların silahlı alanda yer almasının toplumda şaşkınlıkla karşılandığını anlatırken, zamanla bu bakışın değişmeye başladığını belirtiyor. Özellikle kadınların savaş alanındaki direnişi kadar, örgütlü yaşam içerisindeki duruşu da genç kadınlar üzerinde etkili oldu. Kadınların kamusal alanda daha görünür hale gelmesi, siyasete ve toplumsal çalışmalara daha aktif katılması da bu sürecin sonuçları arasında gösterildi.
 
Kobanê zaferi ile ‘Kadın devrimi’ olarak zirveye çıktı
 
2014 yılında Kobanê’de DAİŞ’e karşı verilen direniş ise YPJ’nin dünya çapında tanınmasını sağlayan dönüm noktalarından biri oldu. Kadın savaşçıların direniş görüntüleri dünya basınında geniş yer bulurken, YPJ uluslararası kamuoyunda “kadın direnişi”nin simgelerinden biri haline geldi. Bu direniş ve Kobanê zaferi, dünyada “Kadın devrimi” olarak nitelendirildi. Bölgede yaşayan birçok kadın açısından YPJ’nin anlamı yalnızca askeri başarıyla sınırlı kalmadı. Yapı, aynı zamanda kadınların kendi iradesiyle yaşamın her alanında söz kurabileceği bir toplumsal dönüşüm deneyimi olarak değerlendirildi.
 
Paradigmanın sahadaki en örgütlü modeli: YPJ
 
Bugün YPJ, kuruluşunun üzerinden geçen yıllara rağmen yalnızca savaş süreciyle değil; kadın özgürlüğü, öz savunma ve toplumsal dönüşüm tartışmalarıyla birlikte çalışmalarına aralıksız devam ediyor. YPJ, başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok yerinde Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlükçü paradigmasının sahadaki en görünür örgütlenme modellerinden biri olarak değerlendiriliyor.