TAJÊ: Şengal’in statüsü güvence altına alınmalı
- 12:19 6 Eylül 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ- TAJÊ Şûra Komitesi, dün gerçekleştirilen şûranın sonuç bildirgesini yayımlayarak, “Êzidî toplumunun inancını koruyabilmesi için kendi topraklarında yaşaması gerekiyor. Tüm esirler kurtarılıncaya, toplu mezarlar açılıncaya ve Şengal’in statüsü güvence altına alınıncaya kadar bu mücadele devam edecek” dedi.
Êzidî Kadın Özgürlük Hareketi (TAJÊ= “Adalet ve özgürlük için sen de Ferman esirlerinin sesi ol” şiarıyla başlattığı hamle kapsamında, dün Xanesor ile Sinûnê arasındaki “Birlikte Yaşam” salonunda bir şûra gerçekleştirildi. Şûraya kurtarılan Êzidî kadınlar, TAJÊ üyeleri ve yöneticileri ile Şengal’deki kadın kurumlarının üyeleri katıldı. Şûrada, Ferman esirlerinin kurtarılması için mücadeleyi sahiplenme ve büyütme konusu öne çıktı.
Şura’nın sonuç bildirgesi şöyle:
“Êzidî kadın örgütleri TAJÊ ve SMJ’nin ‘Adalet ve özgürlük için sen de Ferman esirlerinin sesi ol’ şiarıyla başlattığı hamle, bu yıl 17 Temmuz’da başladı. Özellikle Êzidî kadınların kurtarılması, kayıpların bulunması ve toplumumuza yönelik soykırımın uluslararası alanda ve Irak’ta tanınması için gündem oluşturuldu ve farkındalık yaratıldı.Özellikle Êzidî toplumuna karşı yürütülen politikaları tartıştık ve gerekli tutumu ortaya koyduk. Bu hamle ve hamle kapsamında gerçekleştirilen şûra büyük önem ve anlam taşıyor. Toplumumuzun en derin acısı ve yarası olan kurtarılmış esirlerimiz, dış güçlerin özel politikalarıyla kendi topraklarından koparılıyor. Esirler ve Şengal toplumu üzerinde özel politikalar ve beyaz savaş yürütülüyor.
Temel amaç, Irak devletinin bu Ferman’ı tanıması ve gerekli yasaları uygulamasıdır. Bu Ferman, Irak devleti tarafından soykırım olarak tanınmadığı sürece mücadelemizi sürdüreceğiz.
Êzidxan kadınlarının mücadelesinin öznesi olmalı
Avrupa devletleri soykırımı tanımış olsalar da Êzidî toplumu için herhangi bir adım atmadı. Hem Irak devleti hem de dış güçler Êzidî toplumunu parçalamak istiyor. Özellikle dış güçlere bağlı örgütler aracılığıyla büyük acılar yaşayan ailelerin kız çocuklarını ve çocuklarını kendi topraklarından ve ülkelerinden koparmak istiyorlar. Bu durum, ailelerin daha fazla içlerine kapanmasına ve kendi acılarıyla sınırlı kalmasına neden oluyor.Esir alınan ve kurtarılan Êzidî toplumu ile kadınların hukuki, toplumsal ve siyasi mücadelesinin sonuç alabilmesi için hukuki davalarını kararlılıkla ve sonuç alıcı biçimde sürdürmeleri gerekiyor. Fermanların bir daha yaşanmaması için bu vahşete maruz bırakılan esirlerin mücadelenin en önünde yer alması gerekiyor. Esirler, mağduriyet psikolojisinden kurtularak Êzidxan kadınlarının mücadelesinin öznesi olmalı. Yaşadıkları vahşeti Êzidî toplumu ve kamuoyuyla doğru biçimde paylaşarak, kadınların haklarını korumaya yönelik tepkileri canlı tutmalı.
Hukuk mücadelesine ihtiyaç var
Biz Êzidî kadınlar, hem eylemlerimizle hem de irademizle ortak mücadeleyi güçlendirelim. Çünkü yaşanan Fermanların yol açtığı kimi yaralar henüz iyileştirilmedi, kimileri de doğru anlaşılmadı. Ferman gerçeği hem Irak’ta hem de uluslararası alanda gerektiği biçimde tanınmadı. Bazı devletler tarafından tanınmış olsa da bunun gerekleri yerine getirilmedi. Bu, ancak güçlü ve hedefi olan bir hukuk mücadelesiyle güvence altına alınabilir. Irak devleti düzeyinde ise kurtarılan esirlere ilişkin çıkarılan yasa yürürlükte kalmalı, bu konuda herhangi bir değişiklik yapılmamalı ve yasanın bütün maddeleri uygulanmalı.
Êzidî toplumu, iç ve dış kamuoyunda ancak örgütlenerek, birliğini kurarak ve kendi kendini yöneterek varlığını kabul ettirebilir; bunu Irak hükümetine ve uluslararası güçlere de kabul ettirmelidir. Bunun için uzun soluklu ve güçlü bir hukuk mücadelesine ihtiyaç var. Hem uluslararası alanda hem de ülke içinde güçlü bir mücadele yürütülmesi gerekiyor. Özellikle kayıplar konusunda, hepsini kurtarıncaya kadar mücadelemizi durdurmayacağız. Kayıpların sayısını doğru belirleyebilmemiz için toplu mezarların açılması gerekiyor. Böylece kaç kaybımızın bulunduğunu öğrenebiliriz. Tahminlere dayanan mevcut sayıları kesin bir gerçek olarak kabul edemeyiz.
Mücadele devam edecek
Bu şûrayı gerçekleştirmek amacıyla Şengalli kadınlar ve bütün toplumsal kesimlerle toplantılar düzenledik, hamlenin desteklenmesini istedik. Talep ettiğimiz düzeyde destek verilmemiş olsa da onlar da bu tür şûralara katılıyor. Bu süreçte çok sayıda esirle bir araya gelerek tartışmalar yürüttük. Onların da bu hamleyi desteklemelerini ve yaşatılan vahşete karşı yürütülen mücadelenin bir parçası olmalarını istedik.Êzidî toplumunun inancını koruyabilmesi için kendi topraklarında yaşaması gerekiyor. Kendi topraklarının dışında kutsal değerlerini koruyamaz ve yeni nesillere aktaramaz. Hukuki ve anayasal bir mücadele yürütebilmek için Avrupa’da da Sîwan ile ortak çalışmalar gerçekleştireceğiz. Bu hamle beş ayla sınırlı kalmayacak. Tüm esirler kurtarılıncaya, toplu mezarlar açılıncaya ve Şengal’in statüsü güvence altına alınıncaya kadar bu mücadele devam edecek.”







