Arife Çınar: Sürecin toplumsallaşması için çalışmalıyız

  • 09:05 11 Ağustos 2026
  • Güncel
Elfazi Toral
 
İSTANBUL - Çerçeve yasaya dair konuşan DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, yasanın Kürt halkının varlığını kabul ettiğini belirterek, "Sürecin toplumsallaşması için mücadele etmemiz gerekiyor. Önemli olan hep birlikte sürece sahip çıkmaktır. Değişimin olabilmesi, adalete ve demokrasiye dair adımların yasallaşması için birlikte yol yürümek gerekiyor" dedi. 
 
Kürt Halk Önderi  Abdullah Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” 12 maddelik kanun teklifi, 5 Ağustos’ta Meclis’e sunuldu. Oy çokluğuyla Adalet Komisyonu’nda kabul edilen yasa, Meclis Genel Kurulu’ndan geçti. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, çerçeve yasaya dair konuştu. 
 
Kürt varlığını kabul eden bir yasa 
 
Meclis'e sunulan çerçeve yasanın, yüz yıllık Kürt sorununun çözümü ve Kürt halkının varlığını kabul eden tarihsel bir başlangıç olduğunu söyledi. Arife Çınar, “Türkiye ve Orta Doğu için önemli bir taslak. Bu taslak yeni bir dönemin başlangıcını ifade ediyor. Kürt'ü yok sayan, kabul etmeyen bir devlet aklı vardı. Bugün gelinen aşamada ise Kürt sorununun bu topraklarda var olduğunu ifade eden bir taslak var. 
 
Bunu doğrudan metnin kendisinde ifade etmeseler de ve taslağın içeriğinde bununla karşılaşmasak da Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan'ın muhatap alınması ve baş müzakereci olarak taraf olması şunu gösteriyor; Bu topraklarda Kürt halkının varlığının kabul edildiği ve artık Kürt halkının yasal zemin üzerinden özne olmasını esas alan bir çerçeve yasa söz konusu” dedi. 
 
Yeni bir başlangıç 
 
Kürt halkının yürüttüğü mücadele sonucu yasanın mecliste geldiğini belirten Arife Çınar, yasadaki eksikliklere dikkat çekti. Arife Çınar, “Özellikle Sayın Öcalan'ın hâlâ yasal bir statü kazanmaması ve bunun kanunlaştırılmaması ciddi bir eksikliktir. Cezaevinden çıkacak olanlara denetimli serbestlik uygulanması da sıkıntılı bir durum. Çünkü burada bir suç unsuru yok. Kürt halkının kendi varlığını ortaya koymak için yürüttüğü bir mücadele var. Fakat metinde hâlâ ‘terör’ kelimesinin geçmesi, soruna köklü yaklaşılmadığını gösteriyor. Ancak bunun aşılacağını düşünüyorum. Bu yasayı önemli bir adım ve yeni bir başlangıç olarak görmek gerekiyor” diye belirtti. 
 
Ana mücadele başlıkları 
 
Ana dilde eğitim hakkı, kayyım uygulamalarının son bulması, eşit yurttaşlık ve hakikatle yüzleşme süreçlerinin ana mücadele başlıkları olduğunu aktaran Arife Çınar, "Bu yönüyle demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması konusunda ilk adım diyebiliriz. Ancak bundan sonraki sürecin kendisi ve bize düşen sorumluluklar daha önemlidir. 
 
Abdullah Öcalan istediğiyle görüşebilmeli
 
Sayın Öcalan ile görüşmeler devam edecek. Farklı heyetlerin Sayın Öcalan ile görüşmeleri sürdürmesi gerekiyor. Ana dilde eğitim hakkının verilmesi gerekiyor. Kayyum atanan illere yeniden DEM Parti bünyesinden başkanların seçilip yereli yönetmesi gerekiyor. Esas belirleyici konular bundan sonra gerçekleşecek” ifadelerini kullandı.  
 
'Süreç halka açık yürütülmeli'
 
Sürecin halka açık ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini kaydeden Arife Çınar, “Bu sürecin toplumsallaştırılması için çeşitli çalışmalar yürütmemiz gerekiyor. Önemli olan; Türkiye'deki halkların, farklı kimliklerin, aydınların ve Kürt halkının bu sürece sahip çıkmasıdır. Demokrasi sadece Kürtlerin veya Kürt kadınlarının sorunu değildir. Bugün Türkiye'de yaşanan katmerleşmiş ve derinleşmiş sorunlar varsa, bu sorunların temelinde 50 yılı aşkın süren savaştır. Toplum artık buradan bakmaya başlayacak” dedi.
 
'Sürecin toplumsallaşması için çalışmalıyız'
 
Arife Çınar son olarak şöyle konuştu: “Tüm sivil toplum kuruluşlar ve farklı toplumsal dinamiklerle yan yana gelip birlikte mücadele etmeliyiz. Türkiye'nin geleceğini sadece bir kesime bırakmadan Türkiye'yi demokratikleştirebiliriz. Tam da bu süreç bunu gerektiriyor. Bu sorumluluğu Türkiye halklarının her kesimi taşımalı. Türkiye'de değişimin olabilmesi, adalete ve demokrasiye dair adımların yasallaşması için farklı kesimlerle birlikte yol yürümek ve halkın içinde olmak gerekiyor. Dolayısıyla bu sadece Meclis ya da komisyonlarla sınırlı bir çalışma değildir; Biz de bu doğrultuda programlarımızı çıkarıp çalışmalarımızı yürüteceğiz."