‘Bilimsel veri olmadan kadınların hakları sınırlandırılmaz’
- 09:03 17 Temmuz 2026
- Hukuk
İSTANBUL- Anayasa Mahkemesi'nin "süresiz nafaka" kararının ardından başlayan tartışmalarda KCDP, dört bakanlığa bilgi edinme başvurusu yaptı. Avukat Cansu Albayrak, "Bilimsel veri olmadan kadınların hakları sınırlandırılamaz" dedi.
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), nafaka hakkını düzenleyen Medeni Kanun'un 175'inci maddesindeki "süresiz" ibaresini iptal etmesinin ardından başlayan tartışmalar sürüyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarına başvuruda bulunarak nafaka hakkına ilişkin sorular yöneltti ve veriler talep etti.
Konuya dair KCDP temsilcisi Avukat Cansu Albayrak, değerlendirmelerde bulundu.
'Karar kadınlar açısından tehlikeli'
AYM’nin kararının ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, “vatandaşlardan gelen yoğun tepkiler ve sahadaki araştırmalar” doğrultusunda evlilik süresiyle orantılı nafaka düzenlemesi yapılacağını açıkladığını hatırlatan Cansu Albayrak, bu yaklaşımın kadınlar açısından ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Kararın kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacağını vurgulayan Cansu Albayrak, "Nafakanın süresiz düzenlenmesi, devletin eşitlik ilkesi doğrultusunda oluşturduğu bir hükümdü. Kanun herhangi bir cinsiyet belirtmiyor, boşanmayla yoksulluğa düşecek tarafın korunmasını amaçlıyor. Ancak 'süresiz' ibaresinin kaldırılması, kadınları şiddet sarmalı içindeki evliliklere daha fazla mecbur bırakabilecek bir düzenleme. Biz bunun çok büyük bir risk olduğunu düşünüyoruz. Kadınlar nafaka talep ettikleri için de şiddete maruz bırakılıyor. Sahada bunu çok sık görüyoruz. Kadınlar, hakları olan nafakayı istediklerinde psikolojik, fiziksel ve ekonomik şiddete maruz kalabiliyor. Nafaka talebi, kimi zaman kadınlar açısından yeni bir şiddet sürecinin başlangıcına dönüşüyor" dedi.
Dört bakanlığa bilgi edinme başvurusu
Dört bakanlığa Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında başvuruda bulunduklarını aktaran Cansu Albayrak, özellikle İçişleri Bakanlığı'na yönelttikleri sorulara dikkat çekti. "Nafaka talebi ya da boşanma sürecinin kadına yönelik şiddet üzerindeki etkisine ilişkin herhangi bir araştırmanız var mı?” sorusunu yönlendirdiklerini dile getiren Cansu Albayrak, "Boşanma ya da nafaka talebi nedeniyle kadına yönelik şiddetin ne kadar arttığına ilişkin bir araştırma yapıldı mı? Kolluğa yansıyan olaylarda nafaka kaynaklı şiddetin oranı nedir? Bu verileri açıklayabilir misiniz, diye sorduk. Şu an bu sorularımıza yanıt bekliyoruz" dedi.
'Hangi bilimsel verilere dayanılıyor?'
Adalet Bakanlığı'nın açıklamasında “vatandaşlardan gelen yoğun tepkiler” ve “sahadaki gözlemler” ifadelerinin yer aldığını dikkat çeken Cansu Albayrak, kadın örgütlerinin ise karar alma süreçlerinin dışında bırakıldığını söyledi. Cansu Albayrak, "Biz kadın örgütleri olarak şunu merak ediyoruz; kadın örgütleri bu tartışmaların dışında tutulurken, hangi bilimsel verilere dayanarak erkeklerin nafaka mağduru olduğu sonucuna vardınız? Türkiye'de birkaç istisnai dosya sürekli gündeme getiriliyor. Ünlü isimlerin boşanma davaları örnek gösterilerek kamuoyunda bir erkek mağduriyeti algısı oluşturuluyor. Oysa resmî olmayan araştırmalar, nafaka ortalamasının oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Kadınların evlilik boyunca yaşadığı şiddet, emek sömürüsü ve ekonomik kayıplar düşünüldüğünde, verilen nafaka bu mağduriyetleri gidermeye yetmiyor. Aksine nafaka miktarları zaten çok düşük. Şimdi bir de süre sınırı getirilmesi, kadınların yaşadığı mağduriyeti daha da artıracaktır" ifadelerini kullandı.
'Verileri açıklayın'
Kararın hangi araştırmalara dayandırıldığının açıklanmasını isteyen Cansu Albayrak, "Bizim sorduğumuz temel soru şu: Bu düzenlemeyi hangi bilimsel veriye, hangi araştırmaya, hangi mahkeme istatistiklerine dayanarak hazırlıyorsunuz? Kadınlar bu kadar mağdur edilirken, bilimsel dayanağı olmayan gerekçelerle haklarının sınırlandırılması kabul edilemez. Bakanlıklardan bu soruların yanıtını bekliyoruz" dedi.
'Bilimsel veri olmadan düzenleme yapılamaz'
Cansu Albayrak, karar alma sürecinin bilimsel veriler yerine kamuoyu tartışmaları üzerinden yürütülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Cansu Albayrak, “Sahada çalışan kadın örgütleri olarak bugüne kadar bakanlıkların boşanmış ya da boşanma sürecindeki kadınlara yönelik kapsamlı bir çalışma yürüttüğüne tanık olmadık” diye belirtti.
'Boşanan kadınlar için hangi destek var?'
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na da kadınların sosyal ve ekonomik haklarına ilişkin sorular yönelttiklerini ifade eden Cansu Albayrak, nafaka hakkı sınırlandırılırken kadınları güçlendirecek politikaların bulunmadığını söyledi. Cansu Albayrak, "Kadınlar boşanıyor. Peki, boşanan kadınlara yönelik İŞKUR üzerinden sağlanan bir destek var mı? Nafaka hakkını sınırlandırıyorsunuz ama bunun yerine kadınların ekonomik eşitliğini sağlayacak hangi çalışmaları yürütüyorsunuz? Bugüne kadar kadın örgütleri olarak sahada böyle bir uygulamayla karşılaşmadık. Bakanlıklardan gelecek yanıtlara göre bu çalışmaların hayata geçirilmesini de talep edeceğiz" şeklinde konuştu.
'Karar hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı'
Anayasa Mahkemesi'nin kararını hukuka uygun bulmadıklarını dile getiren Cansu Albayrak, hukukun öncelikle mağdur olan tarafı koruması gerektiğini vurguladı. Cansu Albayrak, "Vatandaşlardan gelen tepkiler gerekçe gösterilerek, bilimsel veri olmadan böyle bir karar alınması hukukla bağdaşmaz. Hukukun daha mağdur olan tarafı gözetmesi gerekir. Nafaka miktarlarının zaten son derece düşük olduğu düşünüldüğünde, bu hakta yapılacak değişiklikler eşitlik ilkesine de aykırı olacaktır" sözlerini kullandı.
'Kadınları güçlendirecek politikalar geliştirilmeli'
Boşanmış kadınların iş yaşamında daha fazla ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını belirten Cansu Albayrak, devletin kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek politikalar üretmesi gerektiğini söyledi. Cansu Albayrak, "Kadın olarak iş bulmak zaten zorken, boşanmış kadınlar için bu daha da güçleşiyor. Bu nedenle Adalet Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve Aile Bakanlığı, kadınların yaşamını kolaylaştıracak politikalar geliştirmeli. Bugün kıdem tazminatı ve işsizlik maaşı gibi haklar da tartışılırken, kamu kaynaklarının kadınların lehine kullanılmadığını görüyoruz. Oysa çok daha düşük bütçelerle kadınların sosyal hakları güçlendirilebilir" şeklinde konuştu.
'Nafaka kadınları şiddetten uzaklaştıran güvencedir'
Nafakanın amacının boşanma sonrasında yoksulluğa düşen tarafın korunması olduğunu vurgulayan Cansu Albayrak, süre sınırı getirilmesinin kadınları yeniden şiddet ortamına mahkûm edeceğini ifade etti. Cansu Albayrak, "Nafaka, boşanmayla birlikte yoksulluğa düşecek tarafın eşitlik ilkesi gereği desteklenmesini amaçlayan hukuki bir kurumdur. Ancak süre sınırı getirilmesi, kadınların şiddet gördükleri evliliklerden çıkmasını zorlaştıracaktır. Kadın zaten çok düşük bir nafaka alacağını biliyor. Çocukların bakım yükü çoğunlukla yine kadının üzerinde kalıyor. Ev içi emeğinin hiçbir karşılığını almamış bir kadın, boşandıktan sonra kısa sürede iş bulamayacağını da biliyor. Bu nedenle birçok kadın şiddet gördüğü evlilikte kalmaya zorlanıyor” ifadelerini kullandı.
'Aileyi değil kadını önceleyen politikalar gerekli'
Aile odaklı politikaların kadınların yaşam hakkını gölgede bıraktığını belirten Cansu Albayrak, “Şiddet gören, küçük çocuğuyla yaşamını yeniden kurmaya çalışan bir kadın için boşanma zaten kolay alınmış bir karar değil. Buna rağmen nafakanın sınırlandırılması, düşük nafaka miktarları ve ekonomik güvencesizlik kadınları yeniden şiddet ortamına itiyor. Aileyi koruyan değil, kadınların yaşamını ve haklarını önceleyen politikalara ihtiyaç var” sözlerini kullandı.
'Nafaka kararlarının uygulanmasını da sorduk'
Adalet Bakanlığı'na mahkemeler tarafından hükmedilen nafaka miktarları ve bunların uygulanmasına ilişkin de sorular yönelttiklerini kaydeden Cansu Albayrak, uygulamada kadınların ciddi hak kayıpları yaşadığını ifade etti. Cansu Albayrak, "Mahkemelerin hükmettiği nafakaların asgari ücrete oranını ve bunların ne kadarının tahsil edilebildiğini sorduk. Çünkü sahada görüyoruz ki boşanma davalarının büyük bölümü adli yardımla açılıyor. Kadınların gelirleri olmadığı için barolar tarafından avukat atanıyor. Nafaka miktarları ise çoğu zaman temel market alışverişini bile karşılamayacak düzeyde kalıyor" şeklinde konuştu.
'Erkekler nafakadan kolayca kaçabiliyor'
Uygulamada erkeklerin gelirlerini düşük gösterdiğini, mal kaçırdığını ve nafaka ödememek için çeşitli yollara başvurduğunu belirten Cansu Albayrak, yaptırımların da etkili olmadığını söyledi. Cansu Albayrak, "Boşanma sürecinde mallar başkalarının üzerine geçiriliyor, yüksek gelirler asgari ücret gibi gösteriliyor. Hükmedilen nafakalar çoğu zaman icra yoluyla bile tahsil edilemiyor. Tazyik hapsi de caydırıcı olmuyor. Erkekler son aşamada küçük bir ödeme yapıp yeniden nafaka ödememeye devam ediyor. Bu nedenle kadınlar hem çok düşük nafakalara mahkûm ediliyor hem de bunları tahsil etmekte büyük zorluk yaşıyor" dedi.







