Gençlik örgütlerinden ekolojist Esra Işık için çağrı
- 16:41 3 Nisan 2026
- Ekoloji
ANKARA - Gençlik örgütleri, ekoloji aktivisti Esra Işık’ın tutuklanmasına tepki göstererek, doğayı savunmanın suç olmadığını vurguladı ve serbest bırakılmasını istedi.
Gençlik örgütleri, tutuklanan ekoloji aktivisti Esra Işık’ın serbest bırakılması için Limak Holding önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda gencin katıldığı açıklamada, “Doğayı savunmak suç değildir, Esra Işık serbest bırakılsın” pankartı açılırken, “Esra Işık onurumuzdur”, “Doğa için isyan et” ve “Zeytin dalında yaşam, holdinglerde talan var” dövizleri taşındı. Gençler holding önünde sık sık “Limak defol, bu topraklar bizim”, “Doğanın katili sermaye düzeni” ve “Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz” sloganları attı. Basın açıklamasını Gülefşan Alparslan okudu.
Muğla’nın Milas ilçesinin sınırları içinde yer alan ve sayısız canlı türüne ev sahipliği yapan Akbelen Ormanı’nın 2018’de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Limak Holding’e bağlı Yeniköy Kemerköy Enerji şirketine satıldığını hatırlatan Gülefşan Alparslan, bunun üzerine köylülerin hukuki ve fiili meşru bir direnişi başlattığını söyledi. Direniş süreci boyunca dört bir yandan yaşam savunucularının Akbelen’de bir araya geldiğini ve eylemler düzenlediğini ifade eden Gülefşan Alparslan, “30 Mart 2026 tarihinde ise Akbelen Ormanı çevresinde bulunan Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsel tarım arazisinin, 7554 sayılı işgal yasası kapsamında acele kamulaştırılmasına karşı açılan dava henüz sonuçlanmamışken; Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından söz konusu alanların değer tespiti ve el koyulmasına yönelik Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam eden dava kapsamında keşif gerçekleştirildi. Keşif sırasında Akbelen halkı, bu fiili toprak işgaline tepki gösterdi. İkizköylü Esra Işık da bölgede açıklama yaptı. Bu açıklamanın ardından 23.50’de Esra Işık gözaltına alındı. Ertesi gün sabah saatlerinde Milas Adliyesi’ne sevk edildi ve tutuklandı” şeklinde konuştu.
‘Doğaya yönelik saldırılar hız kesmeden sürüyor’
Limak Holding’in termik santrallere kömür sağlamak amacıyla yürüttüğü madencilik faaliyetleriyle yöre halkının sağlığını riske attığını belirten Gülefşan Alparslan, havayı kirleten, tarım arazilerine ve zeytinliklere zarar veren, enerji projeleriyle su döngüsünü bozan, tatil köyleri ve lüks otellerle halka ait olan kıyıları işgal eden, yerleşim yerlerini gasp ederek yöre halkını göçe zorladığını söyleyerek şöyle devam etti: “Dünya halklarının katili Birleşmiş Milletler’in Küresel Etki Girişimi’ne imza atıyor. Sürdürülebilir kalkınma raporları yayınlıyor. Bu yalanların hepsini reddediyoruz. Yeşil yıkamacı şirketlerin kârı uğruna yürütülen ‘kalkınma’ politikalarının doğa dostu olması mümkün değildir. Gerçekten doğa dostu, özgür ve adil bir yaşam, gençliğin, işçilerin, ezilen halkların birleşik mücadelesiyle kurulacaktır. Üstelik talana açılan tek yer Akbelen ormanları değil. Sermaye-devlet işbirliğiyle gerçekleştirilen doğaya yönelik saldırılar hız kesmeden sürüyor.
Geçtiğimiz dönemde madencilik yasası ile ÇED süreçleri kolaylaştırıldı, iklim yasası ile şirketlere para karşılığında karbon salma hakkı verildi, milli parklar yasası ile milli parklar ve tabiat parklarında turistik tesisler ve ticari işletmeler için özel sektöre kiralama imkânı getirildi. Bu yasaların yanı sıra yayınlanan kararlarla ormanlık alanlar orman kategorisinden çıkarıldı ve ranta açıldı. Geçim kaynağı tarım olan köylüler yerinden edildi ve yoksullaştırıldı. Kentlerde kuraklık riski yükseldi, kentsel dönüşüm adı altında mahalleli taşınmak zorunda bırakıldı, AVM tehdidiyle deprem toplanma alanları ve yeşil alanlar yok edildi.”
Hukuk, hakkını isteyen halka karşı kullanılıyor
Doğayı savunanların gözaltı, tutuklama gibi baskı araçlarıyla susturulmak istendiğine dikkat çeken Gülefşan Alparslan, Şubat ayında Polen Ekoloji Kolektifi ve Bakırtepe Çevre Platformu’ndan doğa savunucularının sürdürdükleri faaliyetlerin gerekçe gösterilerek tutuklandığını hatırlattı. Gülefşan Alparslan, “Akbelen’de yaşananların hukukun devlet eliyle hakkı olanı talep eden halka karşı araç olarak kullanılmasının bir parçasıdır. Bu koşullarda doğaya ve doğayı savunanlara verilen cevap fiziki şiddet, hukuk sopası ve toplumsal baskı oluyor. Bilinsin ki geri adım atmadık, atmayacağız! Gençlik olarak baskılar karşısında hiçbir zaman doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmedik. ODTÜ’de ormanın içinden geçen rant yoluna, Taksim’de imar izni olmadan ağaçların sökülmesine, emperyalist savaşlarda doğal kaynakların silah olarak kullanılmasına ve birçok ekolojik yıkıma karşı kampüslerde, köylerde, kentlerde doğa ve yaşam için mücadeleyi sürdürdük ve sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Açıklama, sloganlarla sona ererken, Limak Holding'in önün tepki olarak yeşil su döküldü.







