Evrensel bir çığlık: Elefteria Fortulaki
- 09:02 19 Mart 2026
- Güncel
Semiha Alankuş
HABER MERKEZİ - “Özgürlük” anlamına gelen adıyla Elefteria Fortulaki, Newroz ateşiyle birlikte halkların mücadelesinde evrensel bir çığlık, halkların kardeşliğine adanmış bir ruhun simgesi oldu
Newrozlarda yanan özgürlük ateşi yalnızca halkların değil, kadınların özgürlük mücadelesinin fitilini tutuşturdu. Tarihin her döneminde, Kürt kadınlar mücadeleye yön veren bir irade oldular. Mazlum Doğan’ın zindan karanlığında üç kibrit çöpüyle yaktığı ateş, Zekiye Alkan, Rahşan Demirel, Ronahi-Berivan, Sema Yüce’ni yaktığı alevlerle büyüdü.
Her biri, Newroz ateşiyle bir halkın ve tüm halkların özgürlüğü için kendi bedenini mücadeleye adadı. Onlar, sadece bireysel eylemler gerçekleştirmedi; tarihin rotasını değiştiren kadınlar olarak halkların ortak kaderine ışık tuttular. O kadınlardan biri de Elefteria Fortulaki.
‘Başkan Apo’nun özgürlüğü tüm halkların özgürlüğü’
Yunanistanlı olan Elefteria, isminin taşıdığı özgürlük anlamını Newroz’un ruhuyla birleştirdi. 24 Mart 2006’da, Atina’daki Aios Agios Milanos Kilisesi’nin bahçesinde bedenini ateşe verdi. O an, yalnızca bir bireyin fedakârlığı değil, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin uluslararası bir boyut kazandığının da kanıtıydı. Elefteria, eylemiyle Kürt halkının direnişini evrenselleştirirken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlüğüne dair geliştirdiği paradigmanın dünya kadınları tarafından sahiplenildiğini vurguladı. Mektubunda ise şu sözlerle seslendi: “Kürt halkı ve Başkan Apo’nun özgürlüğü, tüm dünya halklarının özgürlüğüdür.” Bu sözleriyle yalnızca bir halkın değil, tüm insanlığın kurtuluşuna işaret etti.
‘Kürdistan’ı da kendi yurdum gibi seviyorum’
Elefteria Fortulaki, eyleminden önce yazdığı mektubunda, kararının ardındaki nedenleri sade ama sarsıcı bir dille anlattı: “Dostlarım, bu eylemi gerçekleştirmek için burayı seçmemin sebebi, Heval Rohat’ın da burada bedenini ateşe vermiş olmasıdır. Annem bana Yunanistan’ı sevmediğimi, bu yüzden Kürtçe konuştuğumu söylüyor. Ama anneciğim, ben Yunanistan’ı seviyorum, burası benim vatanım. Ve ben Kürdistan’ı da kendi yurdum gibi seviyorum. Yunan dilini sevdiğim gibi, Kürtçeyi de anadilim gibi seviyorum. Anne, anneciğim, halkların kardeşliği çok güzel bir şeydir.”
Bu satırlarında, halkların ortak mücadelesini bir sevda gibi yüreğinde taşıdığını gösteriyordu. O, halkların eşitliği, anadilde eğitim hakkı ve insanca bir yaşam için Kürt halkının mücadelesine ses oldu. Onun için halkları ayıran sınırlar anlamsızdı. Özgürlüğü sadece bir millet için değil, tüm insanlık için istiyordu. Bedeniyle yaktığı Newroz ateşiyle tıpkı Zekiye Alkan gibi, Sema Yüce gibi, Ronahi, Berivan ve Rahşan Demirel gibi özgürlük meşalesini daha zirvelere taşıdı.
Adıyla özdeşleşen mücadele ruhu bıraktı
Eylemini “biraz geç” olarak nitelendiren Elefteria, aslında tarihin en doğru anında, en anlamlı notunu düştü. Newroz’dan üç gün sonra, 27 Mart’ta yaşamını yitirdi. Ancak arkasında, adıyla özdeşleşen bir mücadele ruhu, halkların ortak kurtuluşuna işaret eden bir özgürlük çizgisi bıraktı. Elefteria Fortulaki, Newroz kadınlarının, “ateşin sırrına erenlerin” safında, halkların kardeşliği uğruna yanan bir meşale olarak kaldı.
O ateş, “Jin jiyan azadî” diyerek yanmaya devam ediyor.










