‘Göçmenlerin ve mültecilerin hakları güvence altına alınmalıdır’

  • 14:03 18 Mart 2026
  • Güncel
                  
İSTANBUL – Göçmen Mülteci Ağı, ırkçılığın yalnızca hedef aldığı topluluklara zarar vermediğini belirterek, “Toplumun barış içinde birlikte yaşama kapasitesini de zayıflatır. Göçmenlerin ve mültecilerin hakları güvence altına alınmalıdır” denildi.  
                                                                       
Göçmen Mülteci Ağı,  21 Mart Uluslararası Irk Ayrımcılığı ile Mücadele Günü kapsamında Beyoğlu’nda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantının yapıldığı salona “21 Mart Uluslararası Irk Ayrımcılığı ile Mücadele Günü’nde ırkçılığa karşı birlikteyiz göçmenlerle dayanışmadayız!” pankartı asıldı. Toplantıya çok sayıda hak savunucusu katıldı.
 
‘120 milyon insan yerinden edildi’
 
Basın metnini okuyan Göçmen Mülteci Ağı üyesi Ruken Kalın, 21 Mart 1960’ta Güney Afrika’da apartheid rejimine karşı barışçıl protesto düzenleyen 69 kişinin polis tarafından katledildiğini anımsatarak, bu katliamın ardından Birleşmiş Milletler’in 21 Mart’ı Uluslararası Irk Ayrımcılığı ile Mücadele Günü ilan ettiğini belirtti. Aradan geçen on yıllara rağmen ırkçılık ve ayrımcılığın dünyanın birçok yerinde hâlâ ciddi bir insan hakları sorunu olmaya devam ettiğini dile getiren Ruken Kalın, “Birleşmiş Milletler’in 1965 tarihli Irk Ayrımcılığının Her Türlü Biçiminin Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi, ırkçı öğretilerin bilimsel olarak temelsiz, ahlaken kabul edilemez ve toplumsal açıdan tehlikeli olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Türkiye bu sözleşmeye taraftır. Buna rağmen ayrımcılığı kapsamlı biçimde yasaklayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 12 No’lu Ek Protokolü hâlâ onaylanmamıştır. Bugün dünyada savaşlar, çatışmalar ve ekonomik krizler milyonlarca insanı yerinden etmektedir. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre bugün dünyada 120 milyona yakın insan zorla yerinden edilmiş durumda ve bu sayının 2026’da 130 milyonu aşması bekleniyor” şeklinde konuştu.
 
Birlikte yaşama iradesi vurgusu
 
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını hatırlatan Ruken Kalın, “BM Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre İran içinde yaklaşık 3,2 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı” dedi. Ruken Kalın, “Lübnan’da da yüz binlerce insan, son verilere göre 700 bine yakın kişi, yerinden edilmiş durumda ve sayı hızla artıyor. Ancak göç yolları giderek daha tehlikeli hale gelmektedir. Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre son on yılda on binlerce insan göç yollarında hayatını kaybetmiştir. Bu tablo, göç ve sığınma politikalarının insan hakları temelinde ele alınmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Türkiye bugün milyonlarca göçmen ve mülteciye ev sahipliği yapan ülkelerden biridir. Son dönemde yaşanan olaylardan birkaç örnek dahi, göçmenlere ve farklı kimliklere yönelik ayrımcı tutumların ne kadar ağır sonuçlar doğurabildiğini göstermektedir: Mersin’de Irak Kürdistanı vatandaşı bir aile, Kürtçe konuştukları gerekçesiyle saldırıya uğradı. Afgan maden işçisi Vezir Mohammad Nourtani öldürüldü ve cesedi yakıldı. Irkçılık, yalnızca hedef aldığı topluluklara zarar vermez. Toplumun barış içinde birlikte yaşama kapasitesini de zayıflatır. Demokratik toplumların temelinde eşitlik, insan onuru ve farklılıklarla birlikte yaşama iradesi vardır” dedi.
 
Bu temelde yapılması gerekenler şu şekilde sıralandı:
 
“*Irk ayrımcılığıyla mücadeleye ilişkin uluslararası sözleşmeler etkin biçimde uygulanmalıdır.
 
*Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 12 No’lu Ek Protokolü onaylanmalıdır.
 
*Nefret suçlarına karşı etkili soruşturma ve yargılama mekanizmaları işletilmelidir.
 
*Göçmenlerin ve mültecilerin hakları güvence altına alınmalıdır.
 
*Eşit, özgür ve birlikte yaşanabilir bir toplum mümkündür.”