Meclis’teki taciz faillerinin bırakılmasına tepki

  • 15:45 9 Şubat 2026
  • Hukuk
ANKARA-  Meclis’te çocuklara yönelik tacizin yaşanmasına ilişkin açılan davada tüm faillerin bırakılmasının ardından yapılan açıklamada, kamera kayıtlarının dava dosyasına eksik gönderildiği soruldu.  
 
Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında Meclis lokantasında stajyer olarak çalıştırılan çocukların Meclis personeli tarafından sistematik tacize uğradığı ortaya çıkmıştı. Olaya ilişkin açılan davanın bugün görülen ikinci duruşmasında, taciz faillerinin kaçma şüpheleri olmaması, mağdur çocuklardan birinin ifadesini geri çekmesi nedeni ile faillerin 4’ü de tahliye edildi. 
 
Davada tutuklu fail kalmadı. Duruşma sonrası CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Kadın Kolları Başkanı Asu Kaya ve Ankara Kadın Platformu açıklama yaptı. 
 
‘Çocuğun rızası yine sorgulandı’
 
Öncelikle söz alan Gökçe Gökçen, kadın hakları örgütleri ve milletvekilleri ile bu davayı takip ettiklerini söyleyerek,  “Bugün maalesef bir kez daha bütün bu davalarda gördüğümüz sistematik bir savunma hatta bir saldırı yöntemiyle karşı karşıya kaldık tekrar. Ne oldu? Bugün yine çocuğun rızası sorgulandı. 18 yaşının altındaki çocukların rızası olmaz. Bunu her seferinde söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz. Çocuğun rızası diye bir şey söz konusu değildir. Çocukların, kız çocuklarının taciz dolu mesajlar alan, fiziksel temasla taciz edilen kız çocuklarının herhangi bir rızası söz konusu olamaz. Ve ikincisi yine bütün davalarda sanki sözlenilmiş gibi, sistematik bir şekilde, ‘neden ilk anda şikayet etmedi’ diyen, sorgulayan çocuğun ifadesinde açık aramaya çalışan, tekrar tekrar ifadeyi aldırmaya çalışan bir karanlıkla karşı karşıya kaldık maalesef” diye konuştu. 
 
‘Bu karanlığı sorgulamak zorundayız’
 
Gökçe Gökçen şöyle devam etti: “Bugün 4 tutuklu yargılanan beş sanığın tamamı artık serbest. 4 tutuklu sanık ta bugün serbest bırakıldı. Hâkim ne söyledi kararını açıklarken; ‘dosyada deliller toplandı. Başka toplanacak delil yok ve kaçma şüphesi dair de herhangi bir bilgi yok’ dedi.  Peki madem Türkiye'de tutukluluk ve tahliyeler bu koşulların oluşup oluşmamasına göre işliyor. O zaman biz ne yaşıyoruz? Diğer mahkemelerde biz siyasi davalarda bugün Silivri'de görülen davalarda ne yaşıyoruz acaba? Her nasılsa nasıl bir siyasi tercih, nasıl bir sözde yargısal tercih yapılıyor da nasıl oluyorsa siyasetçiler nerede olduğu belli olan, iftiraya uğrayan siyasetçiler cezaevinde ama istismarcılar bugün deliller toplandı diye serbest. Bu karanlığı sorgulamak zorundayız. Bu bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hatta idari bir şekilde araştırmalar yeterince de yapılmamışken faillere cesaret verecek bir şekilde gerçekleşebiliyorsa, faillere cesaret verecek bir şekilde yeterli tedbirler alınmıyorsa hatta sanıklar artık tutuksuz yargılanıp serbestçe gezeceklerse o zaman bu karanlığı hep birlikte sorgulamak zorundayız.”
 
‘Kamera kayıtlarını neden eksik gönderdiniz’
 
Bugün yargının çocukların karşısına yine baskı, korkutma çıktığını söyleyen Asu Kaya ise, “Şikayet edersen sen de yanarsın’ denilen bir ülkede nasıl bir adalet tecelli edecek? Buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'na Sayın Numan Kurtulmuş'a soruyorum. Kamera kayıtlarını neden eksik gönderdiniz? Neden olay yerlerine ait görüntüler gecikmeli olarak geliyor? Neden çocukların adaletini karanlıkta bırakıyorsunuz? Numan Bey, maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisi sizin döneminizde kadınlar ve çocuklar için artık güvenli bir yer olmaktan çıkmıştır. Bu inkâr edilemez bir gerçektir artık. Bu gerçeklik sizin sorumluluğunuzdadır. Tüm çocuklar adına bu sorumluluğunuzun gereğini yerine getirmenizi bekliyoruz. Bir çağrımızda Milli Eğitim Bakanı'na stajyer diye gönderdiğiniz çocukları kimlere, nerelere emanet Tekniğinizi denetliyor musunuz? Farkında mısınız? Bu çocukların güvenliği için hangi denetimleri yapıyorsunuz? Ve bu sorulara kamuoyu önünde cevap vermek zorundasınız Sayın Milli Eğitim Bakanı Eğitim sadece lafla olmaz. Çocuğunu koruyamayan bir bakandan da eğitim bakanı olmaz. Söz etmeye de hakkı yoktur. Buradan bir sesleniş Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanı’na olacak.  Bakanlığın adında aile var ama çocuklar söz konusuyken maalesef aile bakanı ortalarda görünmüyor. Çocuklar istismara uğruyor, kurumlar susuyor, bakan susuyor. Bu çocuklar Aile Bakanlığı'nın sorumluluğunda değil midir” diye konuştu. 
 
‘İfade hangi koşullarda geri çekildi?’
 
Ardından Ankara Kadın Platformu adına Eylül Soyluoğlu, söz aldı. Eylül Soyluoğlu, “İlk duyduğumuz an Meclis’e gidip haykırdık. Bugün burada haykırmaya devam ediyoruz. Biz erkek adalet değil, gerçek bir adalet istiyoruz. Tüm çocuklar için, tüm mağdurlar için bu sistematik düzenin artık yerle bir olmasını istiyoruz. Cezasızlık politikalarıyla erkek ve devlet şiddetinin meşrulaştırılmasına bir son verilmesini istiyoruz. Bugün bu davada ilk celsesinden bu celsesine kadar usulsüzlükler diz boyuydu.  Ve hala devam ediyor. 1. celsede ilk duruşmada mağdurlardan birisinin vekili yoktu ve ifadesi alınmadı. Bugünse ifadesinin geri çekildiği söyleniyor. Tabii biz bunun ne koşullarda gerçekleştiğinden de emin olamıyoruz. Nasıl bir hiyerarşi düzeni olduğundan emin olamıyoruz ama biz biliyoruz bunu sürekli yaşadığımız için. Sürekli buralara geri dönmek, sürekli adaleti kendimiz için aramak zorunda bırakıldığımız için… Diyor ki sanıkların avukatı medya baskısı toplumsal baskı yüzünden içeri alındılar. Çünkü biz biliyoruz ki biz kadınlar, kadın örgütleri, dostlarımız, yoldaşlarımız ses çıkarmadan bu faillerin başına hiçbir şey gelmiyor. Sadece biz sesimizle zorla yaptırabiliyoruz bir şeyleri bu ülkede. Ama şu an onu dahi yapamıyoruz. Bugün 4 tutuklunun 4'ü de tahliye edildi. Biz Ankara Kadın Platformu olarak tüm dostlarımız, yoldaşlarımız olarak bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız” sözlerini kullandı.