Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden 8 Mart açıklaması
- 13:59 6 Mart 2026
- Hukuk
ANKARA - Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi, 8 Mart’a ilişkin yaptığı açıklamada, “Kadınların can güvenliğinin sağlandığı, emeğinin sömürülmediği ve hiçbir kadının ‘makbul kadın’ kalıplarına zorlanmadığı bir Türkiye’yi inşa edene kadar durmayacağız” denildi.
Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Sıhhiye Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda avukatın katıldığı açıklamada basın metnini Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Sevil Ceylan Erkat okudu.
‘Eşitlik diye haykıran iradenin günüdür’
“8 Mart bugün çiçeklerle geçirilecek bir kutlama değil; kaybettiklerimizi anma, hesabını sorma ve mücadeleyi büyütme günüdür” diyen Sevil Ceylan Erkat, 8 Mart’ın dünya kadınlarının ortak mücadele günü olarak silinmemek üzere tarihte yerini aldığını hatırlattı. Sevil Ceylan Erkat, “1857’de New York’ta can veren 129 dokuma işçisi kadının anısını, bugün dünyanın dört bir yanındaki hak arayışı ile birleştiren sarsılmaz bir köprü olan bugün, ‘eşitlik’ diye haykıran bir iradenin ve sönmeyen bir mücadelenin günüdür” dedi.
‘Şüpheli olan ölümleri aydınlatmayan sistem’
Türkiye’de kadınların yalnızca açık şiddetle değil; “şüpheli” ölümlerle yaşamdan koparıldığını belirten Sevil Ceylan Erkat, “Balkondan düşen, evinde ‘yalnızken’ ölen, intihar ettiği iddia edilen kadınların dosyaları hızla kapatılmakta, etkin soruşturma yürütülmemekte, deliller toplanmamakta, failler cezasızlıkla korunmaktadır. Geçtiğimiz yılın ‘Aile Yılı’ ilan edilmesiyle kadınların birey niteliği aşındırılarak, aile içinde konumlandırılmıştır. Bu bakış açısı, kadının varlığını dışlayan karanlığı gün geçtikçe derinleştirmektedir. Son yıllarda kadın cinayetleri, ‘intihar’, ‘yüksekten düşme’ veya ‘kaza’ süsü verilerek ‘şüpheli ölüm’ kılıfı altında cezasızlık zırhına büründürülmektedir. Etkin soruşturma yürütülmeyen her dosya, karartılan her delil, korunmayan her kadın ve eril yargı pratiğiyle verilen her ‘takipsizlik’ kararı, bu cinayetlerin suç ortağıdır. Şüpheli bırakılan her kadın ölümü, failleri cesaretlendiren birer açık kapıdır. Bizler o kapıları adaletin gücüyle kapatmaya kararlıyız! Şüpheli olanın kadınların ölümü değil, bu ölümleri aydınlatmayan sistem olduğunu biliyor ve bunu kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
Sevil Ceylan Erkat son olarak şunları söyledi: “Kadınların can güvenliğinin sağlandığı, emeğinin sömürülmediği, karar mekanizmalarında eşit temsil edildiği ve hiçbir kadının ‘makbul kadın’ kalıplarına zorlanmadığı bir Türkiye’yi inşa edene kadar durmayacağız.”
Açıklama, alkışlarla son buldu.







