Amed’den seslendiler: Rojin Kabaiş için Wan’a gideceğiz

  • 17:16 30 Ağustos 2026
  • Güncel
 
 
AMED - “Şüpheli ölüm değil kadın cinayeti” şiarıyla açıklama yapan BİV, şüpheli kadın ölümleri ve kayıp dosyalarının etkin soruşturulmasını isteyerek, “Eylül ayında Wan’a giderek Rojin Kabaiş için sorularımızı sormaya ve mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
 
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi (BİV), “Şüpheli ölüm değil kadın cinayeti” şiarıyla Çand Amed önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Şüpheli ölüm değil kadın cinayeti/Üniformalı erkek şiddeti ve cezasızlık son bulsun” pankartı açıldı. Açıklamada sık sık “Barış için ısrar ısrar ediyor”, “Jin jiyan azadi”, “Bijî tekoşîna jinan” sloganları atılarak Amed’de katledilen kadınların fotoğrafları taşındı. Basın açıklamasının Kürtçesini Saliha Ayata, Türkçesini Berfin Atlı okudu.
 
‘Burada cinsel şiddet, bir savaş silahı’
 
Barışın inşasında sorumluluk almak için Amed’e geldiklerini dile getiren Berfin Atlı, “Derin bir yasın tutulduğu bir kente geldik. Kürt halkının yıllardır haber almayı bekledikleri sevdiklerinin, dostlarının, evlatlarının taziyelerinin kurulduğu bir zamanda burada olmanın ağırlığıyla bu acıyı paylaşıyoruz ve başsağlığı diliyoruz. Bugün burada bu yasın ağırlığına tanık olurken savaşın başka bir yüzünden, erkek egemenliğiyle el ele yarattığı ölüm kapanından, yani devletin gücünü arkasına alan erkeklerin, onlarla işbirliği yapanların bu kentlerde kadınlara, özellikle genç kadınlara yönelik sistematik cinsel suçlarından, Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz, Rojin Kabaiş gibi kaybolan veya başına ne geldiği açığa çıkarılmayan kadınlardan bahsetme sorumluluğu hissediyoruz. Ülkenin her yerinde kadınlar öldürülüyor, erkek şiddetine uğruyor, çetelerin hüküm sürdüğü koşullarda istismara uğruyor. Ama burada bunun bağlamı, koşulları, silahlı erkeklerin devlet tarafından kitlesel olarak konuşlandırılma biçimi ve gerekçeleri oldukça farklı. Burada cinsel şiddet, bir savaş silahı. Dolayısıyla tam da savaşın şiddetinin silahlı çatışma sahasından, üniformalı erkekler eliyle gündelik hayatın içine sızmasını, kadınların bedenine, hayatına saldırarak yapısal hale gelmesini engellemek için, gerçek bir barış için bununla mücadele etmenin şart olduğuna inanıyoruz” dedi.
 
Kadınlara ne oldu?
 
Açıklamanın devamında inisiyatif olarak sorularını dile getiren Berfin Atlı, şunları sıraladı:
 
“*Günler önce vücudunda morluklar görülen ve tehdit edildiği bilinen Gülistan Karadağ’ın bedeni Bağlar’da bulundu, iki kişi tutuklandı ancak yakınları tehdit edenlerin dışarıda olduğunu söylüyor. Soruyoruz, Gülistan Karadağ’a ne oldu?
 
*Diyarbakır Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde okuyan Şevin Ulus’un ölümü Ağustos 2022’den bu yana neden hâlâ aydınlatılmadı?
 
*Batmanlı Özge Salman, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalında araştırma görevlisiydi. 4 Aralık 2025’te Kayapınar’daki evinde ölü bulunduğu bildirildi. Özge’nin dosyasının akıbeti ne oldu?
 
*2015 sonrası artan ve 2023’te özellikle Sur’da görünür hâle gelen radikal İslamcı gruplar; kadınların evlerini ve işyerlerini basıyor, kıyafetlerine karışıyor ve kadınları tehdit ediyor. Kadınların bulunduğu kamusal alanlara ve özel yaşam alanlarına yönelik saldırıları düzenleyenler hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmazken soruyoruz: Bu gruplar güçlerini nereden alıyor?
 
*Eylül 2024’te Amed’de düzenlenen ‘Büyük Aile Yürüyüşü’nden bir gün önce saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden trans kadın Sudenaz’ın failleri gücünü kimlerden alarak cinayeti işledi?”
 
‘Rojin Kabaiş’e ne oldu?’
 
Cezasızlık politikasının kadın katliamlarının artmasına neden olduğunu belirten Berfin Atlı, şöyle devam etti: “İhraç polis Cemil Koç örneğinden çok iyi biliyoruz; Temmuz 2023’te Amed’de 8’inci kattan düşerek hayatını kaybettiği iddia edilen Türkmenistan vatandaşı Ejegül Ovezova’nın, Cemil Koç tarafından şiddete maruz bırakıldığını gösteren görüntüler bulunmasına rağmen dosya, intihar denilerek kapatıldı. Cemil Koç, Temmuz 2025’te İstanbul’da Ayşe Tokyaz’ı katletti ve aralarında polislerin de bulunduğu erkeklerden oluşan bir suç ağıyla Ayşe’nin bedenini ortadan kaldırdı. İki yıl önce etkin bir soruşturma yürütülseydi Ayşe Tokyaz bugün hayatta olabilirdi. Adli soruşturmaların yetersizliğinin bir başka örneği de Amedli olan ve Wan Yüzüncü Yıl Üniversitesinde okuyan Rojin Kabaiş’in kaybolmasının ardından yürütülen arama ve soruşturma süreci oldu. Rojin’in bedeninde iki erkeğe ait DNA izlerinin tespit edilmesi, otopsi incelemelerinde yalnızca hastanelerde bulunan ilaçların Rojin’in bedenine ne zaman ve nasıl girdiğine ilişkin belirsizliğin hâlâ giderilememesi, dosyadaki soru işaretlerini daha da büyüttü. Bunca bulguya ve aradan geçen zamana rağmen Rojin’in ölümünün hâlâ aydınlatılmamış olması, soruşturmanın etkin yürütülüp yürütülmediğine dair kaygıları derinleştiriyor. Bu bilinmezliğin içinde bir kez daha soruyoruz: Rojin Kabaiş’e ne oldu?” diye sordu.
 
İnisiyatifin talepleri
 
“Kadınlara ve kız çocuklarına karşı işlenen suçların araştırılması, faillerin ve onları koruyanların yargılanması talebimizi bir kez daha yineliyoruz” diyen Berfin Atlı, taleplerini dile getirdi:
 
*Kadınların söz ve karar sahibi olduğu bağımsız hakikat komisyonları kurulmalı ve savaş suçları belgelenmelidir.
 
*Kayıp kadınlar ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin dosyalar yeniden ve etkin biçimde incelenmeli; kadın örgütleri sürecin her aşamasında yer almalı ve mahkemelere müdahil olarak katılmalıdır.
 
*Koruculuk sistemi, kayyım rejimi ve militarist güvenlik politikaları son bulmalıdır. Kadınları ve gençleri uyuşturucuya ve fuhuşa sürükleyen suç ağları; kamu görevlileri ve kollukla olası bağlantıları da dahil olmak üzere araştırılmalıdır.”
 
‘Wan’da Rojin Kabaiş için sorularımızı sormaya devam edeceğiz'
 
Berfin Atlı son olarak şu ifadeleri kullandı: “Taleplerimizin hayata geçirilmesini sağlamak adına Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun oluşturduğu tüm alt kurullarda ve karar mekanizmalarında yer alma kararlılığındayız. Kadın hareketinin kendi mekanizmalarıyla oluşturacağı bağımsız izleme komisyonu sürecin resmî muhatabı ve bileşeni olarak tanınmalıdır. Eylül ayında Wan’a giderek, Rojin Kabaiş için sorularımızı sormaya ve özel savaş politikalarıyla erkek egemenliğinin birlikte işleyen dişlilerini açığa çıkartmak ve bunları ortadan kaldırmak için verdiğimiz mücadeleye devam edeceğiz. Kürdistan’dan başlayarak, zorla kaybedilen, şüpheli şekilde yaşamını yitiren ve faili meçhul bırakılan tüm kadınlar, LGBTİ+’lar ve kız çocukları için adalet mücadelemizi sürdürüyoruz. Biz, buradan duyduklarımızın takipçisi olacağımızı ve bu suç şebekelerinin açığa çıkarılması için, gerçek bir barış için, Amed’de yaşayan kadınların ve öğrencilerin yanında olacağımızı duyuruyor; kadınların özgürlüğü için özel savaş politikalarına ve erkek devlet şiddetine son diyoruz.”
 
Açıklama, sloganlarla son buldu.