Üç Newroz, üç mesaj: Demokratik siyaset, ortak yaşam, barış

  • 09:01 20 Mart 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ –  2013, 2014 ve 2015 Newroz mesajlarında demokratik siyaset, barış, ortak yaşam ve yasal çözüm hattını öne çıkaran Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrıları, son bir yılda yaşanan gelişmelerle yeniden siyasal gündemin temel başlıklarından biri haline geldi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013, 2014 ve 2015 Newroz mesajları, yalnızca üç ayrı yılın politik değerlendirmesi olarak değil; çözüm, müzakere, demokratik siyaset ve ortak yaşam fikrinin adım adım kurulduğu metinler olarak öne çıktı. Her biri kendi döneminin siyasal atmosferi içinde şekillenen bu mesajlarda; 2013’te yeni dönemin başlangıcı, 2014’te kalıcı barış için yasal güvence ihtiyacı, 2015’te ise Dolmabahçe Deklarasyonu temelinde kongre çağrısı dikkat çekti. Mesajlarda halkların kardeşliği, eşit yurttaşlık, demokratik çözüm, kadınlar ve gençlerin rolü gibi başlıklar da belirgin biçimde yer aldı.
 
2013 Newroz mesajı: Bu son değil, yeni bir başlangıçtır
 
Kürt Halk Önderi, 2013 Newrozu’ndaki mesajında, yeni dönemin başladığını doğrudan ilan ediyor. Mesajın en dikkat çeken bölümlerinden birinde Kürt Halk Önderi şu ifadeleri kullanıyor: “Çağrımı bağrına basan gençler, mesajımı yüreğine katan yüce kadınlar, söylemlerimi baş-göz üstüne diyerek kabul eden dostlar, sesime kulak kesilen insanlar; Bugün yeni bir dönem başlıyor. Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor. Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor.”
 
Aynı mesajda, Abdullah Öcalan, Kürt Özgürlük Hareketi’ne ilişkin çağrısını şu sözlerle dile getiriyor: “’Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun’ noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden, dışlayan modernist paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine bakmadan insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor.
 
Ben, bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil, siyaset öne çıkıyor. Artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir.”
 
Abdullah Öcalan’ın 2013 mesajında yalnızca geri çekilme değil, halkların ortak yaşamı ve eşitliği de öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Abdullah Öcalan şöyle diyor: “Kürdistan ve Anadolu tarihine yaraşır şekilde tüm halkların ve kültürlerin eşit, özgür ve demokratik ülkesinin oluşması için herkese büyük sorumluluk düşüyor. Bu Newroz münasebetiyle en az Kürtler kadar Ermenileri, Türkmenleri, Asurları, Arapları ve diğer halk topluluklarını da yakılan ateşten kaynaklı özgürlük ve eşitlik ışıklarını, kendi öz eşitlik ve özgürlük ışıkları olarak görmeye ve yaşamaya çağırıyorum.”
 
Mesajda Türk-Kürt ortak geçmişine vurgu yapan Abdullah Öcalan şunları dile getiriyor: “Saygı değer Türkiye halkı; Bugün kadim Anadolu’yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır. Gerçek anlamında, bu kardeşlik hukukunda fetih, inkar, red, zorla asimilasyon ve imha yoktur, olmamalıdır.”
 
Kürt Halk Önderi mesajın sonunda ise yeni mücadelenin zemini açık biçimde tarif ediyor: “Yeni mücadelenin zemini fikir, ideoloji ve demokratik siyasettir, büyük bir demokratik hamle başlatmaktır. Selam olsun bu sürece güç verenlere, demokratik-barış çözümünü destekleyenlere! Selam olsun halkların kardeşliği, eşitliği ve demokratik özgürlüğü için sorumluluk üstlenenlere! Yaşasın Newroz, yaşasın halkların kardeşliği!”
 
2014 Newroz mesajı: Yasal bir çerçeve kaçınılmaz olmuştur
 
2014 yılında Kürt Halk Önderi’nin Newroz mesajı, kadınlara ve gençlere doğrudan seslenilen bir girişle başlıyor: “Yüreği Newroz ateşiyle barış ve özgürlük için tutuşan bütün dostlar merhaba! Medeniyetlerin beşiği olan Mezopotamya'da görkemli Newroz ateşini bir uyanış ve demokrasi şölenine dönüştüren halkımızı selamlıyorum. Sizlerin şahsında ülkemin bütün gençlerine ve kadınlarına sevgilerimi gönderiyorum. Yüreğinde barışa bir yer açan, sesimize kulak veren herkesi, tüm Türkiye'yi asırların dayanışma ruhuyla bir olmaya çağırıyorum.”
 
Bu mesajda, bir önceki yıl başlatılan sürecin artık geçici yöntemlerle sürdürülemeyeceğini  açıkça ifade eden Abdullah Öcalan şunları belirtiyor: “Son Newroz'dan bugüne yaşadığımız güncel somut durum tam da çatallaşmaya başlayan bu yol ayrımını ifade etmektedir. Ya son 200 yıllık kapitalist moderniteye dayalı komplocu-darbeci rejim kendini yeniden restore ederek sürdürecektir ya da tarihsel rotasına oturtulmuş Türk-Kürt ilişkileri en kapsamlı demokratik reformlardan geçerek demokratik anayasal bir rejimle komplocu-darbeci mekanizmaları parçalayarak çözümlenecektir. Bütün ara yollar ve geçici biçimler artık miyadını doldurmuştur.”
 
Mesajın en önemli vurgularından biri, diyalog sürecinin tek başına yeterli olmadığına ilişkin bölüm oluyor. Abdullah Öcalan bu bölümde şu ifadelere yer veriyor: “Şu ana kadar yürütülen bir diyalog süreciydi ve önemliydi. Bu süreçte iki taraf da birbirlerinin iyi niyetini, gerçekçiliğini, yeterliliğini test etmiştir. Bu testten hükümetin ağırdan alma, tek taraflı yürütme, yasal temelden kaçınma ve uzatma tutumuna rağmen iki taraf da barış arayışından kararlılıkla çıkmıştır. Gelgelelim diyalog süreçleri önemli olmakla birlikte bir bağlayıcılık içermezler. Bundan dolayı da kalıcı bir barış için yeterli güvence oluşturamazlar. Gelinen noktada müzakere sistematiği için yasal bir çerçeve kaçınılmaz olmuştur.”
 
 Abdullah Öcalan, mesajında kadınları ve gençliği, barış sürecinin asli toplumsal güçleri olarak niteliyor. Abdullah Öcalan, “Kadınlar, biriktirdikleri büyük özgürlük ve eşitlik potansiyelinin yanında demokratik toplumsal gelişmeye ekledikleri yeni etik ve estetik değerlerle bu barışın asıl taşıyıcısı olacaklardır. Hareketimiz bir gençlik hareketi olarak başlamış ve hep genç kalmıştır. Bu barışa yönelik saldırılara ve provokasyonlara karşı, barışın yılmaz savunucuları da yine gençlik olacaktır” diye belirtiyor. 
 
Mesaj, Abdullah Öcalan’ın şu çağrısıyla sonlanıyor: “Bütün inançların, halkların, kültürlerin ve emeğin kendisini özgür hissedeceği bir özgür ve tam demokratik ülkeye olan inancımla ve en devrimci duygularımla hepinizi selamlıyorum. Kendini çağına ve insanlığa karşı sorumlu sayan herkesi büyük barışımızın yapı taşı olmaya çağırıyorum. Selam olsun halkların kardeşliği için sorumluluk üstlenenlere. Yaşasın Newroz!
Yaşasın halkların kardeşliği!”
 
2015 Newroz mesajı: Kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 2015 Newroz mesajında, önceki iki yılda kurulan hattın daha somut bir siyasal eşiğe taşındığına işaret ediyor. Abdullah Öcalan, bu eşiği şöyle tanımlıyor: “Ülkemiz halklarının, demokrasi, özgürlük, kardeşlik ve onurlu barışı için yürüttüğümüz mücadele bu gün tarihi bir eşiktedir. Kırk yıllık hareketimizin acılarla dolu geçen bu mücadelesi boşa gitmediği gibi aynen sürdürülemez bir aşamaya da varmış bulunmaktadır. Tarih ve halklarımız bizden dönemin ruhuna uygun bir demokratik çözümü ve barışı talep etmektedir. Bu temelde tarihi Dolmabahçe Sarayı’nda, hepimizce resmen ilan edilen on maddelik deklerasyon temelinde yeni bir süreci başlatma görevi ile karşı karşıyayız.”
 
Mesajda, PKK’ye kongre çağrısı yapan Abdullah Öcalan, “Deklarasyon gereği ilkelerde mutabakat oluşmasıyla birlikte PKK'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yaklaşık kırk yıldır yürüttüğü silahlı olan mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uygun siyasal ve toplumsal strateji ve taktiklerini belirlemek için bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim. Umarım ilkesel mutabakata en kısa sürede varıp Parlamento üyeleri ve İzleme Heyetinden teşkil edilen bir Hakikat ve Yüzleşme komisyonundan geçerek bu kongreyi başarıyla realize etme durumunu yaşarız.”
 
2015 mesajında yeni dönemin çerçevesini daha açık bir şekilde tanımlayan Abdullah Öcalan, “Bu kongremizle birlikte artık yeni dönem başlamaktadır. Bu yeni dönemde, Türkiye Cumhuriyeti dahilinde özgür ve eşit Anayasal yurttaşlık temelinde demokratik kimlik sahibi demokratik toplum olarak, barış içinde ve kardeşçe yaşama sürecine giriyoruz. Böylelikle 90 yıllık Cumhuriyet tarihinin çatışmalarla dolu geçmişini aşıp gerçek barış ve evrensel demokrasi kriterleri ile örülmüş bir geleceğe yürüyoruz.”
 
Bölgesel gelişmelere ve Ortadoğu’daki demokratik ortaklaşma ihtiyacına da işaret eden Abdullah Öcalan, şöyle diyor: “Bilmeliyiz ki Ortadoğu üzerindeki emellerinden vazgeçmeyen emperyalist güçlerin yol açtığı son zorbalık IŞİD görüntüsünde ortaya çıkmıştır. Barbarlığın bile anlamını zorlayan bu örgüt, kadın çocuk demeden, Kürtler, Türkmenler, Araplar, Êzidîler, ve Asuri-Süryaniler başta olmak üzere bütün bölge halklarına ve inançlarına dönük vahşice katliamlar sergiledi. Artık gün bu acımasız ve yıkıcı tarihi sonlandırıp gerçek geçmişimize uygun barış, kardeşlik ve demokrasiye geçiş yapma günüdür.”
 
Kadınlar ve gençler için yapılan çağrı da mesajın öne çıkan bölümleri arasında yer alıyor. Abdullah Öcalan bu çağrıda şu ifadeleri kullanıyor: “Ayrıca bugün vesilesiyle mahşeri topluluğunuzun ezici çoğunluğunu teşkil eden özgürlüğe kanat çırpan kadınları ve gençleri önümüzdeki dönemin ekonomik, sosyal, siyasal ve güvenlik alanlarında özgürlük ve eşitlik mücadelesinde en aktif bir biçimde yer almaya ve başarmaya çağırıyorum. Ayrıyeten hem bölgemiz için hem de uluslararası dünya için büyük anlamı olan Kobanê direnişini ve zaferini selamlıyorum. Bu temelde gelişen 'Eşme ruhunu' halklarımız arasında yeni tarihin sembolü olarak selamlıyorum.”
 
Üç mesajda öne çıkan ortak hat
 
Üç yıl üst üste okunan mesajlarda ortak hat, çatışmalı sürecin sona erdirilmesi ve demokratik siyaset zeminine geçiş çağrısı olarak öne çıkıyor. Kürt Halk Önderi, 2013 mesajında “Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor” derken, 2014’te “müzakere sistematiği için yasal bir çerçeve kaçınılmaz olmuştur” diye vurguluyor. 2015’te ise bu hat “bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim” sözleriyle daha somut bir aşamaya taşınıyor.
 
Mesajların ortak noktası
 
Mesajlarda ortak biçimde öne çıkan bir başka başlık, halkların ortak yaşamı ve kardeşliği oluyor. 2013’te Türk-Kürt ortak tarihine, 2014’te halkların kardeşliğine, 2015’te ise özgür ve eşit anayasal yurttaşlık temelinde demokratik toplum vurgusuna yer veriliyor. Kadınlar ve gençler de üç yıllık hatta özel olarak anılan toplumsal güçler arasında bulunuyor.
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci
 
Son bir yılda başlayan süreç ise bu mesajlarda kurulan hattın yeniden güncel tartışmanın merkezine taşındığını gösterdi. Abdullah Öcalan 27 Şubat 2025’te PKK’ye kendini feshetme çağrısı yaptı; PKK de Mayıs 2025’te yaptığı kongrenin ardından fesih kararı aldı. Temmuz 2025’te Irak’ta ilk silah yakma töreni yapıldı, Ağustos 2025’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde süreci ve olası yasal düzenlemeleri izleyecek bir komisyon kuruldu, Ekim 2025’te ise Kürt Özgürlük Hareketi, sürecin parçası olarak Türkiye’den çekileceklerini duyurdu. 
 
Negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçiş
 
Süreç 2026’da da devam etti. TBMM’de kurulan komisyon 18 Şubat 2026’da yasal reformları da içeren bir raporu onayladı. Ardından 27 Şubat kamuoyuna açıklanan yeni mesajında Abdullah Öcalan, demokratik entegrasyon için barışla ilgili yasal düzenlemelerin gerekli olduğunu söyledi; aynı günlerde DEM Parti İmralı Heyeti de “negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçilmesi” gerektiğini vurgulayan mesajı paylaştı. Böylece son bir yıl, 2013-2015 Newroz mesajlarında kurulan “siyaset, müzakere ve yasal zemin” hattının yeniden güncel siyasal sürecin ana eksenlerinden biri haline geldiğini ortaya koydu.