Uluslararası Hukuki Misyon: Türkiye’de barış sürecinde hukuki çerçeve güçlendirilmeli

  • 18:11 27 Şubat 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - ELDH ve MAF-DAD öncülüğünde oluşturulan uluslararası heyet, Ankara’daki temaslarının ardından Türkiye’de barış sürecine ilişkin açıkladığı ilk gözlemlerinde, kalıcı ve sürdürülebilir barış için açık bir hukuki çerçeve, yargı kararlarının uygulanması ve kapsayıcı diyalog vurgusu yaptı.
 
Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları için Hukukçular Derneği (ELDH) ile Demokrasi ve Uluslararası Hukuk Derneği (MAF-DAD) çağrısıyla oluşturulan “Türkiye’de Barış Sürecine İlişkin Bağımsız Hukuki Misyon”, 24–27 Şubat 2026 tarihleri arasında Ankara’da yürüttüğü temasların ardından ilk gözlemlerini açıkladı. Açıklama, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın birinci yıl dönümünde kamuoyuyla paylaşıldı.
 
Altı üyeden oluşan heyet, Türkiye’de Kürt meselesine ilişkin devam eden barış sürecindeki hukuki gelişmeleri gözlemlemek amacıyla ilk misyonunu tamamladı. Açıklamada misyonun amacı, “Türkiye’de barış sürecine ilişkin son gelişmeleri daha iyi kavramak ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun ‘Barış Hakkına Dair Bildiri’ başlıklı kararında ortaya konulan ilkelere dayalı adil ve kalıcı bir barışın tesisine katkıda bulunmak” olarak ifade edildi.
 
Çalışmaların, “Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği ile demokratik kurumlarının tam olarak tanınması ilkesine bağlılık temelinde” yürütüldüğü belirtilirken, heyetin “tarafsızlık, şeffaflık ve yapıcı diyalog ilkeleri doğrultusunda” hareket ettiği kaydedildi.
 
Sivil toplum ve Meclis komisyonu ile temaslar
 
Misyon; ELDH ve MAF-DAD’ın yanı sıra Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü (IBAHRI), İtalyan Ceza Avukatları Birliği (UCPI) ve Esculca’nın katılımıyla oluşturuldu. Heyette Eleonora Scala (IBAHRI), Wendy Lyon (ELDH), Raquel Crespo Castro (Esculca), Ezio Menzione (UCPI), Clemens Lahner (ELDH) ve Urko Aiartza Azurtza (ELDH Eş Başkanı) yer aldı.
 
Heyet; insan hakları örgütleri, sivil toplum temsilcileri, avukatlar ve TBMM bünyesinde Kürt meselesinin çözümü için kurulan komisyon üyeleriyle görüştü. Açıklamada, “Misyon, takvimsel kısıtlamalar nedeniyle görüşme imkânı bulamadığı paydaşlar da dâhil olmak üzere ilave temaslarını sürdürme niyetindedir” denildi. Ayrıca İmralı Cezaevi’ne ziyaret için resmî başvuru yapıldığı belirtilerek, “söz konusu talebin usulüne uygun biçimde değerlendirilmesi” temenni edildi.
 
‘Silahlı çatışma sona ermiş durumda’
 
Misyonun ziyareti, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı ve silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ile demokratik siyasal katılım sürecine geçiş çağrısını içeren kamuya açık beyanının üzerinden bir yıl geçmişken gerçekleşti. Açıklamada, söz konusu çağrının ardından PKK’nin kongresini topladığı; silahlı faaliyetlerine son verdiğini açıkladığı, örgütsel yapısını feshetme kararı aldığını beyan ettiği ve silahların bırakılması konusunda sembolik güven artırıcı adımlar attığı hatırlatıldı.
 
Bu sürece ilişkin olarak, “Bu tarihten itibaren silahlı çatışma sona ermiş olup, Misyon’un görüştüğü aktörlerin hiçbiri beyan edilen taahhüdün ciddiyeti veya bugüne kadarki uygulanışı hususunda kayda değer bir kuşku dile getirmemiştir” ifadelerine yer verildi.
 
‘Komisyon önemli kurumsal adım’
 
Meclis’te kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, çatışmaya ilişkin meselelerin demokratik ve siyasi yapılar içinde ele alınmasını sağlaması bakımından önemli bir kurumsal adım olduğu vurgulandı. Misyon, 18 Şubat 2026’da Komisyon’un nihai ortak raporunun 51 üyeden 47’sinin onayıyla kabul edildiğini kaydetti. Görüşmelerde usul ve olası sonuçlara ilişkin farklı değerlendirmeler dile getirilmiş olsa da, girişimin önemine dair paydaşlar arasında geniş bir mutabakat bulunduğu ifade edildi. Bazı paydaşların ise sürecin ilerleyen aşamalarında daha geniş katılım, çatışmanın daha bütüncül ve derinlikli analizi, kadınların daha güçlü temsili ile daha ayrıntılı ve somut uygulama mekanizmaları gerektiğini dile getirdiği aktarıldı.
 
Abdullah Öcalan’ın rolü ve tutsaklık koşulları
 
Açıklamada, sürecin bu aşamaya gelmesinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolüne dair geniş bir kabul bulunduğu belirtildi. Birinci yıl dönümü mesajına atıfla, kendisinin süreçteki dahlinin önemini koruduğu ifade edildi. Görüşülen paydaşların önemli bir bölümünün, diyaloğun yapıcı biçimde ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın tutsaklık koşullarının; ilgili aktörlerle düzenli, gizlilik esasına dayalı ve hukuka uygun iletişime imkân verecek şekilde, şeffaf bir hukuki çerçeve içerisinde ele alınması gerektiğini dile getirdiği aktarıldı.
 
AİHM ççtihatları ve ‘umut hakkı’ vurgusu
 
Misyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarının önemine işaret ederek özellikle “Öcalan/Türkiye (No.2)” kararına ve “umut hakkı” olarak anılan kavrama dikkat çekti. AİHM içtihatlarının; uzun tutukluluk süreleri, insan onuruna saygı ve gelecekte toplumla yeniden entegre olma imkânının korunması bağlamında gelişen uluslararası standartlar açısından önem taşıdığı kaydedildi.
 
Silahsızlanma, fesih ve yeniden entegrasyon süreçlerinin sağlıklı ilerleyebilmesi için hukuki ve güvenliğe dair teminatları sağlayacak açık bir hukuki ve teknik çerçevenin önceden tesis edilmesi gerektiği belirtildi. Bunun, silahlı çatışmanın tarafları arasında doğrudan temas ve müzakereyi zorunlu kıldığı ifade edildi. Uluslararası deneyimin, özenle tasarlanmış hukuki düzenlemelerin, uygun hâllerde üçüncü taraf teknik uzmanlığı ve güven artırıcı mekanizmalarla birlikte, taraflar arasında ve toplum genelinde güven inşasına katkı sunabileceğini gösterdiği aktarıldı.
 
AYM ve AİHM kararlarının uygulanması çağrısı
 
Misyon, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve AİHM kararlarının uygulanmasının hukuk devleti ilkesine duyulan güven açısından kritik olduğunu belirtti. Açıklamada, nihai yargı kararlarının mevcut anayasal ve yasal çerçeve içerisinde etkili ve zamanında uygulanmasının öneminin tüm muhataplarca teyit edildiği kaydedildi. Özellikle Selahattin Demirtaş/Türkiye (No.2) ve Kavala/Türkiye kararlarının, uzun tutukluluk ve mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğü bağlamında sürece dair örnekler olarak gündeme geldiği belirtildi.
 
Yasal reform ve kayyım uygulamaları gündemde
 
Görüşülen taraflar arasında, sürecin kalıcılığının sağlanması için hukuki değişikliklerin gerekli olduğu yönünde mutabakat oluştuğu aktarıldı. Bu ihtiyacın özellikle Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu alanında yoğunlaştığı ifade edildi. Ayrıca idari tasarrufların mevcut bağlam üzerinde etkili olduğu belirtilerek belediyelere kayyım atanması meselesinin de görüşmelerde gündeme getirildiği kaydedildi. Bazı paydaşların, Komisyon Raporu’nda uluslararası düzeyde tanınan temel kültürel ve dilsel hakların korunmasına ilişkin somut tedbirlere yeterince yer verilmemiş olmasından kaygı duyduğu aktarıldı.
 
“Kalıcı ve sürdürülebilir barış için fırsat”
 
Son değerlendirmede Misyon, tüm aktörleri yapıcı müzakereleri sürdürmeye ve kalıcı, sürdürülebilir bir barışı destekleyecek gerekli hukuki çerçevenin uygun şekilde geliştirilmesine teşvik etti. Barış diyaloğu fırsatının; şeffaflık, kapsayıcılık ve samimiyet çerçevesinde, istikrarlı bir kararlılıkla yürütülmesi hâlinde Türkiye’de ve bölgesel ölçekte istikrar ile insan haklarının korunması bakımından önemli bir potansiyel taşıdığı vurgulandı.
 
Misyon, nihai raporun uygun zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.