‘Memleketin yarısını verseler bile toprağımızı vermeyiz'
- 09:06 30 Eylül 2026
- Ekoloji
İZMİR- Avukat Noyan Özkan Çevre ve Ekoloji Mücadelesi Onur Ödülü'ne layık görülen Azize Alan, “Ben memleketim için, toprağım için savaşırım, canımı veririm. Gücüm yettiği sürece bırakmayacağım” dedi.
Amed’in Lîce ilçesine bağlı Koçnarîn (Akçabudak) Mahallesi’nde, Dimin Madencilik (Dimer Grubu) tarafından yürütülen bakır madeni faaliyetlerine karşı yurttaşlar 2025 yılında eylemler gerçekleştirmişti. Kadınların öncülük ettiği bu eylemlerin simge isimlerinden Azize Alan, toprağını, suyunu ve ağaçlarını savunduğu bu kararlı direnişi dolayısıyla ödüle layık görüldü. Azize Alan, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu tarafından her yıl çevre hakkı mücadelesini teşvik etmek amacıyla verilen Avukat Noyan Özkan Çevre ve Ekoloji Mücadelesi Onur Ödülü'nü geçtiğimiz günlerde İzmir’de düzenlenen törenle aldı.
Madene karşı mücadelesini anlatan Azize Alan, “Kesmek istedikleri ağaçlar gölgesinde sığındığımız bir alanımızdır” dedi.
‘Binlerce ağacımızı kestiler’
Maden çalışmalarının başlangıcında kendilerine zarar verilmeyeceğinin söylendiğini ancak zamanla arazinin tahrip edildiğini belirten Azize Alan, “Kimse buna aldırış etmedi. Biz de kendimizce buna karşı çıktık. Niye buraya gelip burada bir kısmını açtıklarını sorduk. Madenin bize zararı olmadığını söylüyorlar ama öyle değil. Biz bunu kabul etmedik. Her tarafı, bütün araziyi çöle çevirdiler. Üç yıldır direnişimizi sürdürüyoruz. İki yıldır çalışmalarını durdurduk ama gelip gidip bizden yol vermemizi istiyorlar. Biz de yolumuzu vermeyeceğimizi söyledik. Memleketimizi mahvettiler. Ağaçlarımızı, binlerce ağacımızı kestiler. Ne taş ne toprak bıraktılar; her şeyi yerle bir ettiler. O ağaçların sağlamı kalmadı. Ağacın gölgesi insana iyi gelir. Biz insan olarak nefesimizi o ağaçların altında alırız. Rüzgâr o ağaçların arasından geçer. Buranın havası, iklimi çok iyidir. Biz niye memleketimizi maden uğruna harap edelim? Maden nedir ki? Sadece birkaç şirket zengin oluyor. Onların faydası bizim toprağımıza, milletimize dokunmuyor. Biz niye buna izin verelim? Biz izin vermedik. Onların önüne geçtik. Ne isterlerse istesinler, önlerine geçip engelledik” diye belirtti.
‘Toprağım için canımı veririm’
Verilen direnişin ardından çalışmaların durdurulduğunu ifade eden Azize Alan daha sonra kendilerine para teklif edildiğini söyledi. Azize Alan, “Paramı almamı, kendi hayatım için yaşamamı ve burada ne aradığımı sordular. Ben de memleketin yarısını verseler bile bunun yeterli olmayacağını söyledim. Bu, atalarımızdan bize miras kalmıştır. Büyüklerimizden bize miras kalmıştır. Bizden çocuklarımıza, torunlarımıza, neslimize kalacaktır. Biz bunu birkaç kuruş paraya vermeyiz. Kabul etmiyoruz ve karşı duruyoruz. Kendimizi kepçenin önüne attık. Bu kepçeyi üstümüze sürdüler. Vazgeçmedik. Bunun başka çaresi yok, direnmekten başka. Biz kabul etmiyoruz. Biz izin vermiyoruz. Gelip derenin suyundan numune alıyorlar, sahte rapor düzenliyorlar. Rapor çıkarıp suyun şöyle kirlendiğini söyleyecekler. Ben de atalarımızın, büyüklerimizin burada bu suyu içtiğini ve yaşadığını söyledim. Para, cepteki laftan ibaret değil. Her şey cep meselesi değil. Her şey hayattır, yaşadığımız topraktır. Sanki bizim hayatımız, toprağımız, yaşadığımız toprak ucuz mu ki? Para buna yetmez. Kendimi yakacağımı, ne olursa olsun öleceğimi ama onurumla, şerefimle öleceğimi söyledim. Bırakın bütün millet bizi görsün. Artık tarihimize yazılsın bu. Bu bizim için bir direniştir. Biz köyümüz için, toprağımız için bu direnişi sürdürüyoruz. Derler ya, vatan sağ olsun, canım feda olsun diye. Savaş budur işte. Ben memleketim için, toprağım için savaşırım, canımı veririm. Gücüm yettiği sürece bırakmayacağım” sözlerini kullandı.
‘Ne hapisten ne para cezasından korkuyoruz’
Devletin haklarını tanımadığını dile getiren Azize Alan, köylünün suçlu bulunduğunu, kendilerine para cezası ve hapis cezası verilmekle tehdit edildiklerini ifade etti. Azize Alan, “Kim hapisten korkar ki? Biz ne ceza parasından korkarız ne hapisten korkarız. Karakola bizi çağırdılar. Karakola gittik, mahkemeye çıktık. Bizim tapumuzun olmadığını, ormanı içine alan bir arazi olduğunu söylediler. Bize baskı yapıyorlar. Kardeşlerimizin arkamızda olmasını, gelip bize yardım etmelerini istiyoruz. Ben her yere gittim. Memleket memleket dolaştım. Ankara'ya, Meclis'e gittim. Şırnak'a gittim, Kulp'a gittim. Derdimi anlatmak için birçok yere gittim. Ben toprağım için, hakkım için mücadele ediyorum. Para için buraya gelmedim, kabul etmiyorum” diye konuştu.
‘Dayanışmayı büyütmeliyiz’
Direnişlerinin yalnızca kendi yaşam alanlarıyla sınırlı olmadığını belirten Azize Alan, diğer yurttaşlara da dayanışma çağrısında bulundu. Azize Alan son olarak şunları söyledi: “Devlet delil getirmemizi istiyor. Delil, işte bizim tapumuz. Göç ettirmek için delil getirmemizi ve evimizi kaldırmamızı söylediler. Karakol komutanı geldiğinde beni çağırdı. Kim geldiyse bana ne düşündüğümü sordu. Ben işe izin vermeyeceğimi söyledim. Ne istersem vereceklerini söylediler. Ben de para tekliflerinin bu işi bitirmeyeceğini söyledim. Bu köye yardım etmeyi, benim sadece bu davadan vazgeçmemi, bana ev yapmayı ve bana gelir sağlamayı teklif ettiler. Ben toprağım için savaştığımı söyledim. Kardeşlerimiz bize destek olsunlar yardım etsinler. Yani bunları buradan kaldırsınlar. Biz bunu istiyoruz.”







