Amed'de özel savaş ve suç ağları (2) 2026-10-29 09:01:36   Tanıklar: Kadınlar ve çocuklar çetelerin kıskacında   Rozerin Gültekin - Şehriban Aslan    AMED – Amed’de uyuşturucu, çeteleşme ve kadınların fuhuşa sürüklenmesine ilişkin konuşan iki tanık, çocukların suç ağlarına çekildiğini, kadınların farklı yöntemlerle fuhuşa sürüklendiğini ve bu ağların cezaevlerinden sokaklara, iş insanlarından eğlence mekânlarına kadar uzandığını iddia etti.   Amed'de 2015 yılında Sûr'da yaşanan çatışmalı sürecin ardından derinleşen yoksulluk, işsizlik ve zorunlu göçün toplumsal etkileri devam ederken, uyuşturucu, çeteleşme ve kadınların fuhuşa sürüklenmesi kentte tartışılan sorunlar arasında yer alıyor. Özellikle gençlerin suç ağlarına çekilmesi, çocukların silahlı saldırılarda kullanılması ve kadınların farklı yöntemlerle fuhuşa sürüklenmesi, özel savaş politikaları kapsamında gündeme getiriliyor. Kentte düzenlenen operasyonlara rağmen varlığını sürdürdüğü belirtilen bu ağların nasıl örgütlendiği, kimler tarafından yönetildiği ve hangi ilişkiler üzerinden genişlediği ise yanıt bekleyen sorular arasında bulunuyor.    Dosyamızın ikinci bölümünde, güvenlik gerekçesiyle kimliklerini gizli tuttuğumuz iki tanığın anlatımları üzerinden cezaevlerinden sokaklara uzandığı iddia edilen çete ilişkilerini, uyuşturucu ağlarını ve kadınlarla çocukların karşı karşıya bırakıldığı koşulları ele alıyoruz.   Sûr, Rezan (Bağlar) ve Peyas (Kayapınar) ilçelerinde uyuşturucu, çeteleşme ve kadınların fuhuşa sürüklenmesine ilişkin görüştüğümüz iki tanık, kentteki suç ağlarının işleyişine dair dikkat çekici iddialarda bulundu. Güvenlik gerekçesiyle kimliklerini gizli tuttuğumuz  tanıklar, uyuşturucunun Sûr’da toplandığını, Rezan’da satışının yapıldığını ve Peyas’a bağlı 75 bölgesinde ise para akışının sağlandığını ileri sürdü. Çocukların ve gençlerin uyuşturucu ve çeteleşme ağlarına çekildiğini, kadınların ve çocukların farklı yöntemlerle fuhuşa sürüklendiğini öne süren tanıklar, bu ağların cezaevlerinden sokaklara, bazı iş insanlarından eğlence mekânlarına kadar uzandığını iddia etti. Tanıklar, din istismarı ve motokuryeler aracılığıyla yapılan uyuşturucu dağıtımının da söz konusu ağların kullandığı yöntemler arasında bulunduğunu ileri sürdü.   Her iki tanık da yakınlarının uyuşturucuya ve fuhuşa sürüklenmesinin ardından yaşadıkları süreçte bu ilişkileri araştırmaya başladıklarını ve edindikleri bilgileri paylaştı.    ‘İş insanları üzerinden de yürüyor’   Birinci tanık, bir yakınının fuhuşa sürüklenmesi üzerine onu kurtarmak için mücadele ederken uyuşturucu ve fuhuş ağlarına ilişkin bilgi edindiğini söyledi. Yakınını henüz kurtaramadığını ve mücadelesini sürdürdüğünü belirten tanık, bu ağların bazı büyük iş insanları üzerinden yürütüldüğünü, ancak söz konusu kişilerin kendilerini açığa çıkarmadıklarını iddia etti. Tanık, “Daha çok Sûr, Bağlar ve Peyas ilçelerinde gençlerin içinde olduğu derin yoksulluktan faydalanarak sürdürdükleri bir ticaret ağıdır. Zaza A. diye bilinen A.Ö., Amed’de büyük iş insanı olarak tanınır. Emniyet ile bağlantısı vardır. Emniyet il müdürlerinin kızları ile oğullarını evlendirmiştir. Fuhuş üzerine ticari ağ geliştirmiş durumdadır. Mesela S. soyadında olanlar daha çok madde üzerine ağ geliştirmiş durumdalar. A.G. ve T. soyadında olanlar ağ geliştirmişler. Kokain ve eroinin fiyatını düşürerek önce alıştırıp sonra dahil etme yönünde politika izliyorlar. Ayakçı konumunda olan Tren Bar’ın sahibi G. soyadlı kişiler var. Ayrıca orada 13-14 yaşındaki küçük kız çocukları da çalışıyor” iddialarında bulundu.   ‘Cezaevindeki çeteler çete yetiştiriyor’   Birinci tanık, İ.D. ve B.D. adlı gençlerin Türkiye’deki cezaevlerinde kaldıklarını, “Size abilik yapalım” diyerek gençleri yanlarına çektiklerini ve çeşitli vaatlerde bulunduklarını ileri sürdü. Tanık, “Daha sonra kendi bünyelerinde eğitiyorlar ve çete lideri haline getiriliyorlar. Yine Amed, İstanbul, Antalya ve İzmir’de de iş yapan K. soyadında kişiler var. Bu çetelerin hepsi cezaevinde tanışıp yetiştirilip ortak amaç için toplum içinde bulunan kişiler. Bugün burada tutuklanan çocuk başka şehirde bir cezaevine gönderiliyor, bu şekilde aileden kopartılıyor. Aile olmadığından sahiplenme kavramı için çetenin alt elemanları ortaya çıkıyor ve çeteye dahil ediyor” diye savundu.    ‘Yatsı namazından sabah namazına kadar her şey mubah’   Amed’de Selefilerin ilk olarak Dalton çetesiyle bağlantılı olduklarını ve haraçla başladıklarını öne süren tanık şöyle devam etti:  “Çünkü ağlarını genişletmek için para lazımdı. Kendileriyle çalışan küçük yaştaki çocuklara, ‘Motorla bir yere ateşli silahla ateş edin, küçüksünüz, ceza almazsınız’ diyorlar. Burada küçük çocuklar kullanılıyor. Daha sonra her ticaretten pay almaya başladılar. Bunlar kolektif, beraber hareket eden yerler. Çete liderinin başı İ.D. defalarca gözaltına alınıp bırakıldı. Mesela ‘Sohbete gelin, imamın arkasında namaz kılmayız, biz ayrı, kendi derneklerimizde namaz kılarız’ diyorlar. Dindar olan esnafı kendi yanlarına topluyorlar. Bu esnaflar orada örgütleniyor. 50 kişi bir yere gidip geliyor. Bunu merak eden çocuklar, gençler ‘Biz de gidelim’ demeye başlıyor. Esnaflar dernekten çıktıktan sonra çocuklar kalıyor. Önce dini bir bağlılık kazanıyorlar, sonra yatsı namazından sabah ezanına kadar her şeyin mubah olduğu fetvası veriliyor. Bu mubah görülenlerin içerisinde fuhuş, uyuşturucu, mekân tarama ve yağma var. Bu ağ bu şekilde genişliyor, bunu yapan da Selefi çetesi. Bu çetelerin sunduğu vaat, ‘Sen bu işleri yaparsan cennete gidiyorsun. Yatsıdan sabah ezanına kadar yaptığını sen din için yapıyorsun, günah yazılmıyor’ deniliyor. Gençler de buna özeniyor.”   ‘Madde almak için kardeşini katleden oldu’   Araç sektöründe, özellikle galericilerin de bu süreçte rol aldığını savunan birinci tanık, şu iddiaları paylaştı: “18 yaşında erkekler, yasal olmamasına rağmen araç kiralıyorlar. Bu araçlarda takip cihazı oluyor. Kişi aracı nereye park etmişse aracı kiraya verenler gidip araca zarar veriyor. Gençler aracı teslim ettiği zaman zararı ödeyecek parası olmadığında şiddete maruz bırakılıyorlar. Korku empoze ediliyor. Sonrasında bir mekân göstererek ‘Oraya ateşli silahla ateş edeceksin’ diyorlar. Çocuklar veya gençler aracın zararını karşılayamadığı için her şeyi yapabilir konuma geliyor. Gençler bu işi yaptıktan sonra 5 bin TL alıyor. Genç, ‘Ben bir iş yapmadım, 10 dakika içerisinde 5 bin TL kazandım’ diyor. Bu ona cazip geliyor ve içine dahil oluyor. Belli bir süre sonra bunlar maddeye de alıştırılıyor. Alıştırıldıktan sonra satıcısı da olmaya başlıyorlar. Yoksulluktan gelen bir çocuğun bütçesi bellidir, uyuşturucuya yetiştiremez ve satıcısı oluyor. İskenderpaşa Mahallesi’nde sadece 500 TL için öz kardeşini katleden oldu. Bu durum bile olayların vahametini gözler önüne seriyor.”   ‘Motokurye ile dağıtım ve satış yapılıyor’   Birinci tanık, mekânlara yönelik saldırıların yanı sıra uyuşturucu satışı ve dağıtımında da motokurye yönteminin kullanıldığını  ileri sürdü. Tanık, “Bu kişiler uyuşturucuyu bu şekilde motorlarla, girilemeyen sokak aralarına girerek dağıtıyor. Bunu bir kamuflaj yöntemi olarak kullanıyorlar. Mesela seyyar olarak fidan veya çiçek satanlar var. Bu kişiler sattıkları çiçeklerin, fidanların toprağının altında uyuşturucuyu saklıyor. Bu daha çok torbacılara uyuşturucu dağıtmak için kullanılan yöntemdir. Sokak başlarında bulunan gruplara bunlar üzerinden günlük satacakları uyuşturucu ulaştırılıyor” dedi.   ‘Kadınlar toplumsal baskıyla fuhuşa sürükleniyor’   Kadınların Kürdistan’da fuhuşa, çeteleşmeye ve uyuşturucuya nasıl sürüklendiğini anlatan birinci tanık, iddialarını şu şekilde sürdürdü: “Kadın, karşısına çıkan kişinin kendisini sevdiğini sanıyor. Kadınla bir şeyler yaşadıktan sonra kadın, toplumsal baskıdan dolayı artık o kişinin dediği her şeyi yapmak zorunda hissediyor. ‘Bu kişiyle evlenmezsem öldürülürüm, bu kişi de beni bırakırsa bana ne olur?’ korkusu oluşuyor. Sadece genç kadınlar değil, 13-14 yaşındaki çocuklar da bu işin içine sürükleniyor. 13-14 yaşındaki kız çocukları dikkat çekmiyor. Daha sonrasında kadın da çocuklar da fuhuşa düşüyor. Bu kadınlara daha sonra bir misyon verilerek çete lideri oluyorlar. Güzellik salonlarındaki yaşam hikâyeleri de bu şekildedir. Bu kişiler, bu salonlarda yanlarında çalıştırdıkları genç kadınları düşürmeye çalışıyor. Derin yoksulluktan dolayı bunlar yaşanıyor. ‘Kürtler düşünmesin, ne yapıyorlarsa yapsın’ denildi. Kadın, sosyal medyada hakkını öğrendiğinde veya örgütlülüğe dair bir şeyle karşılaşıp farkındalık yaşadığında, ‘Benim vücudum sermaye değil’ diyor. Bunu dediği anda ‘intihar etti’ adı altında ya katlediliyor ya da cezaevine gönderiliyor. Daha sonra da bu çeteler, ‘Cezaevinden ancak biz seni çıkartırız’ diyerek kadını itaat etmek zorunda bırakıyor.”   ‘Pavyonlarda çocuklar çalıştırılıyor’   Adını güvenlik gerekçesiyle açıklamadığımız ikinci tanık ise uzun zamandır Amed’de uyuşturucu satışı, kullanımı ve fuhuşa ilişkin konularda araştırma yaptığını belirterek şunları öne sürdü: “Uyuşturucunun ana karargâhı Bağlar’dır. Uyuşturucu baronu Bağlar’da R.B. ve İ.İ.’dir. İ.İ.’nin kendisi cezaevinde ama kardeşleri, yeğenleri dağıtımı yapıyorlar. Bağlar’dan her yere dağıtım yapılıyor. Huzurevleri semtinde torba tutan M.V. ve C.K.’dir. Ayrıca uyuşturucu yaşı çok düşmüş, bununla bağlantılı olarak kadınlar fuhuşa düşürülüyor. Uyuşturucuya alıştıktan sonra para bulamayınca fuhuşa sürükleniyorlar. Mesela 500 Evler semtinde H.T. var, o da kuryecilik yapıyor. Pavyonlarda da satış yapıyor. Yine şehir dışından kadınlar konsomatris olarak buradaki pavyonlara getiriliyor. Onları orada tutmak için kadınlara madde verilip alıştırılıyor. Pavyonlarda çalışan 17 yaşında çocuklar var ve devlet bunu biliyor ama müdahale etmiyor.”   Amed’in birçok noktasında fuhuş ve madde satıcılığı   İkinci tanık  iddialarına şunları ekledi: “Amed’in Peyas ilçesine bağlı Huzurevleri semtindeki Kuça Mahallesi’nde çok fazla içici var ve orası neredeyse içici mekânına dönüşmüş. Halk korkuyor, tepki veremiyor çünkü içen kişi saldırabilir. İskanevleri’nde ‘Şampiyon’ adında bir yer var. Ofis’te Ayhan Durağı’nda birkaç yer var. Bu yerler mühürlü ama yine de açıyorlar. Oradaki polislerin haberi var, onlara para yediriyorlar. Dağkapı’da Curcuna, Seyrantepe TOKİ’de Tren Club isimli mekân var. Yine onun yanında Sahne diye bir mekân var. Fuhuş ve uyuşturucu işi yapanlar cuma, cumartesi, pazar Tren Club’da olur. Galericiler, kuyumcular, pırlantacılar, doktorlar, savcılar, müteahhitlerde para o kadar çok ki uyuşturucuya yöneliyorlar. Şiyar Be Platformu var, mahalleliler içen kişileri, metruk binaları, satılan yerleri buraya iletebilirler.”   Dosyamızın üçüncü bölümünde, çocuk yaşta uyuşturucu kullanmaya başlayan  kişinin bundan kurtulma sürecini ele alacağız.