Amed'de özel savaş ve suç ağları (1) 2026-10-28 09:01:33   1980'lerden günümüze    Şehriban Aslan-Rozerin Gültekin    AMED – Amed'de kadınlar ve gençlerin uyuşturucu, çeteleşme ve fuhuş ağlarıyla karşı karşıya kalması, özel savaş politikalarının toplumsal etkilerine ilişkin tartışmaları derinleştiriyor. Kentte yürütülen operasyonlara rağmen suç ağlarının varlığını sürdürmesi, gençlerin korunmasına yönelik politikaların yeterliliğini sorgulatıyor.    Amed'de 1980'li yıllar ve sonrasında devam eden zorunlu göç politikalarından 2015 yılında Sûr'da yaşanan çatışmalı sürece kadar uzanan saldırılar, kentin toplumsal yapısında derin izler bıraktı. Özellikle kadınların ve gençlerin karşı karşıya kaldığı işsizlik, yoksulluk ve madde bağımlılığı sorunlarıyla birlikte uyuşturucu, çeteleşme ve kadınların  fuhuşa sürüklenmesi, özel savaş politikaları kapsamında tartışılıyor. Devletin uyuşturucu ve suç ağlarıyla mücadele adı altında düzenlediği operasyonlara rağmen sorunların devam etmesi, bu politikaların sonuçlarına ilişkin soruları beraberinde getiriyor.    Dört bölümden oluşan dosyamızın ilk bölümünde, Amed'de özel savaş politikalarının tarihsel arka planını, 2015 sonrası yaşanan toplumsal değişimi, suç ağlarının gençler üzerindeki etkilerine ilişkin iddiaları ve bağımlılıkla mücadelede izlenen yöntemleri ele aldık.   1980'lerden 2015'e uzanan baskı politikaları   Amed, 1980 askeri darbesinden itibaren Kürt kimliğine, diline ve siyasal örgütlenmesine yönelik baskı politikalarının yoğunlaştığı kentlerden biri oldu. Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi'nde yaşanan işkence ve hak ihlalleri, kentin toplumsal hafızasında derin izler bıraktı. 1990'lı yıllarda ise köy boşaltmaları, faili meçhul katliamlar, gözaltında kaybetmeler ve zorunlu göç politikalarıyla baskılar farklı biçimlerde sürdü.   Zorunlu göçle birlikte kırsal alanlardan Amed'e yerleşmek zorunda kalan binlerce kişi, özellikle Sûr ve Rezan (Bağlar) gibi ilçelerde yaşam kurmaya çalıştı. Kentin nüfusu ve toplumsal yapısı değişirken işsizlik, yoksulluk ve barınma sorunları derinleşti. Buna karşı mahalle dayanışması, kadınların ve gençlerin örgütlenmesi de güç kazandı. Amed'de gelişen bu toplumsal örgütlenme, baskı politikalarına karşı direnişin önemli dinamiklerinden biri oldu.   2000'li yıllarda kentsel dönüşüm, ekonomik eşitsizlikler ve gençlerin karşı karşıya kaldığı işsizlik, mahalle yaşamını etkilemeye devam etti. Bu süreçte yoksulluk ve güvencesizliğin gençleri uyuşturucu ve çeteleşme ağları karşısında savunmasız bıraktığına ilişkin tartışmalar da gündeme geldi. 2015 yılında çözüm sürecinin sona ermesi ve Sûr'da çatışmaların yeniden başlamasıyla kentteki baskı, yıkım ve zorunlu göç yeni bir boyut kazandı.   Özyönetimden sonra artan özel savaş saldırıları   Amed'de gençlerin karşı karşıya kaldığı işsizlik, yoksulluk, madde bağımlılığı ve çeteleşme, kentin toplumsal yapısında derin tahribata yol açıyor. Özellikle 2015 yılında Sûr'da yaşanan çatışmalı süreç ve sonrasında uygulanan politikalar, mahalle yaşamını ve gençlerin geleceğini doğrudan etkiledi.   Sûr ve Rezan (Bağlar) ilçelerinde halk, devletin baskı politikalarına ve yaşanan sorunlara karşı mahalle dayanışmasını güçlendirerek kendi yaşam alanlarını yönetme iradesini ortaya koydu. 2013 yılında başlayan çözüm sürecinin sona ermesinin ardından Sûr'da ilan edilen özyönetim sürecine yönelik operasyonlar başlatıldı. 2 Aralık 2015'te ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla birlikte başlayan çatışmalı süreç, 10 Mart 2016'ya kadar 103 gün sürdü. Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde yaşayan binlerce kişi yerinden edildi.   Yaşanan yıkım ve zorunlu göçe rağmen mahallelerdeki dayanışma ve örgütlenme arayışları devam etti. Bu süreçte gençleri hedef alan özel savaş politikalarının da yoğunlaştığı belirtiliyor. İşsizlik ve yoksulluğun derinleşmesiyle gençlerin kolay para kazanma ve güç elde etme vaatleri üzerinden çeteleşmeye yönlendirildiği, uyuşturucu suçu ve silahlanmanın yaygınlaştığı ifade ediliyor.   Para ve ekonomik bağımlılık ilişkilerinin gençleri suç ağlarına çekmek için kullanıldığı, tarikat ve benzeri yapılara da alan açıldığı ileri sürülüyor. Mahallelerde gençler üzerinden kurulan çete ilişkilerinin, toplumsal dayanışmayı ve örgütlü yaşamı zayıflatmayı hedefleyen özel savaş politikalarıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.   Uyuşturucu ve fuhuşa sürüklenme alanları    Amed'de uyuşturucu suçunun yaygınlaşması ve gençlerin suç ağlarına çekilmesi, özellikle Sûr ve Rezan ilçelerinde gündeme gelen sorunlar arasında bulunuyor. Uyuşturucunun kent içindeki dağıtımına karşı etkili önlemler alınmadığı belirtilirken, sokak satıcılarına gündüz saatlerinde dahi uyuşturucu ulaştırıldığı ifade ediliyor.   Birçok ilçede bazı kafelerin uyuşturucu ve fuhuş suçlarına dair kullanıldığı ileri sürülüyor. Özellikle 2015 sonrasında ara sokaklarda bulunan otellerin ve günlük kiralanan evlerin sayısında artış yaşandığı belirtiliyor. Bu mekânların bir bölümünün kadınların fuhşa sürüklenmesi ve uyuşturucu suçuyla bağlantılı olduğu iddiaları da gündeme geliyor.   Uyuşturucu ve çeteleşeme suçlarıyla beraber esnafın tehdit edilmesi, işyerlerine yönelik silahlı saldırılar ve gençlerin suç ağlarına çekilmesi, mahallelerdeki yaşamı da etkiliyor. Kadınların ve gençlerin toplumsal örgütlenmede üstlendiği rol dikkate alındığında, bu kesimlerin uyuşturucu ve fuhuş ağlarıyla hedef alınması, Amed'in toplumsal yapısını zayıflatmaya yönelik özel savaş politikaları kapsamında değerlendiriliyor.   Ajansımızın daha önce yayımladığı “Emekli polise ait medresede başka çocuklara yönelik cinsel saldırı iddiası”, “Genç kadınların nasıl fuhşa sürüklendiğini anlattı” ve “İki kadın saldırıya uğradı, polis ‘şikâyetçi olmayın’ dedi” başlıklı haberlerde de çocuklara yönelik cinsel saldırı, kadınların fuhşa sürüklenmesi ve polislerin tutumuna ilişkin iddialar gündeme getirildi. Bu haberler, Amed'de kadınların ve çocukların karşı karşıya bırakıldığı şiddet ve sömürüye ilişkin tartışmalara ışık tutuyor.   Operasyonların ötesinde yanıt bekleyen sorular   Uyuşturucu ve kadınların fuhşa sürüklenmelerine karşı düzenlenen operasyonlar kamuoyuna duyurulurken, bu operasyonların suç ağlarının dağıtılmasında ne ölçüde etkili olduğu sorusu yanıt bekliyor. Gözaltı ve tutuklamalara rağmen uyuşturucu ve fuhuş suçunun devam etmesi, mücadelenin kalıcı sonuçlarına ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor.   Mayıs ayında Amed merkezli 23 ilde 302 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendiği ve 288 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Emniyet birimlerinin yaptığı açıklamaya göre Samsun ve İstanbul'un da aralarında bulunduğu üç kentte masaj salonları üzerinden yürütüldüğü belirtilen bir ağa yönelik 20 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendiği, 12 kişinin tutuklandığı bildirildi.   Şubat ayında ise 13'ü işletme olmak üzere 28 adrese düzenlenen baskınlarda 27 kişinin tutuklandığı, fuhşa sürüklendiği belirtilen 58 kadının tespit edildiği ifade edildi. Aralık 2025'te Amed merkezli altı kentte dijital medya üzerinden faaliyet yürüttüğü belirtilen bir şebekeye yönelik operasyonda da 25 kişinin tutuklandığı bilgisi kamuoyuna yansıdı.   Açıklanan bu veriler, uyuşturucu ve fuhuş ağlarının kapsamına ilişkin bilgiler sunarken operasyonların uzun vadeli sonuçlarını ortaya koymuyor. Gözaltına alınan ve tutuklanan kişilerin yargılama süreçleri, suç ağlarının finansmanının ne ölçüde açığa çıkarıldığı ve uyuşturucuya erişimin azalıp azalmadığına ilişkin kapsamlı bilgiler bulunmuyor.   Gençlerin uyuşturucu ve çeteleşme ağlarına çekilmesine zemin hazırlayan işsizlik, yoksulluk ve ekonomik güvencesizlik karşısında hangi önleyici politikaların yürütüldüğü de yanıtlanması gereken sorular arasında yer alıyor.   Tedavi merkezlerinin kapasitesi ihtiyacı karşılıyor mu?   Uyuşturucu suçuyla mücadelenin yanı sıra madde bağımlılığı yaşayan gençlerin tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimi de önem taşıyor. Amed'de Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM) ile Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (ÇEMATEM), bağımlılık tedavisi için başvurulan merkezler arasında bulunuyor. Paylaşılan kapasite bilgilerine göre AMATEM'de 32 normal yatak ve 5 yoğun bakım yatağı, ÇEMATEM'de ise 18 normal yatak ve 4 yoğun bakım yatağı bulunuyor.   Ancak bu kapasitenin kentteki ihtiyacı ne ölçüde karşıladığına ilişkin yeterli veri bulunmuyor. Madde bağımlılığı nedeniyle kaç kişinin tedaviye başvurduğu, çocukların ve gençlerin tedavi için ne kadar beklediği ve tedavi sonrasında nasıl desteklendiği soruları önemini koruyor.   Bağımlılıkla mücadelede tıbbi tedavinin yanı sıra psikolojik, sosyal ve ekonomik destek mekanizmalarına da ihtiyaç duyuluyor. Özellikle tedavi sonrasında gençlerin eğitim ve çalışma yaşamına katılabilmesi, yeniden madde kullanımına yönelmesinin önlenmesi açısından önem taşıyor. Amed'de gençlerin ve ailelerinin ücretsiz, sürekli ve erişilebilir destek hizmetlerinden ne ölçüde yararlanabildiği ise açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.   Dosyamızın ikinci bölümünde   Amed'de uyuşturucu, çeteleşme ve kadınların fuhşa sürüklenmesine ilişkin iddialar, suç ağlarının nasıl oluştuğu ve hangi ilişkiler üzerinden varlığını sürdürdüğü sorularını da beraberinde getiriyor. Düzenlenen operasyonlara rağmen bu ağların gençler üzerindeki etkisinin sürdüğüne ilişkin anlatımlar, sorunun toplumsal boyutunu ortaya koyuyor.   Dosyamızın ikinci bölümünde, “Cezaevlerinden sokaklara uzanan özel savaş ağı” başlığıyla uyuşturucu, çeteleşme ve fuhuş ağlarına ilişkin bilgi sahibi olan iki tanığın anlatımlarına yer vereceğiz. Güvenlik gerekçesiyle kimliklerini gizli tuttuğumuz tanıkların yaşadıkları ve öğrendikleri üzerinden çocukların suç ağlarına nasıl çekildiğini, kadınların hangi yöntemlerle fuhşa sürüklendiğini ve cezaevlerinden sokaklara uzandığı öne sürülen çete ilişkilerini ele alacağız.