Kayıp yakınları 5 kentten seslendi: Failler yargılansın 2026-08-29 14:56:42   HABER MERKEZİ - Kayıp yakınları, beş kentte düzenledikleri eylemlerde kayıpların akıbetinin açıklanması, faillerin yargılanması ve cezasızlık politikalarına son verilmesi çağrısında bulundu.   Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla Amed, Êlih, Riha, İzmir ve Colemêrg’in Gever ilçesinde eylemlerine bu hafta da devam etti.    Riha    İHD Riha Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle düzenledikleri eylemin 82’nci haftasında bir araya geldi. Kayıp yakınları ile insan hakları savunucuları, Riha’nın Haliliye ilçesinde bulunan Novada Parkı’nda toplandı. Açıklamada, kayıpların fotoğraflarının yer aldığı pankart ile katledilen ve kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı. Eyleme sivil toplum örgütü temsilcileri ile çok sayıda kayıp yakını katıldı. Eylemde bu hafta, 1992 yılında işe gittiği sırada uğradığı silahlı saldırı sonucu katledilen Faysal Kızılırmak’ın failleri soruldu.   Eylemde bu hafta açıklama metnini İHD Riha Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Kılıç okudu.   ‘Etkin bir soruşturma ve cezasızlığın son bulmasını istiyoruz’   Cezasızlık politikalarının son bulmasının talep edildiği açıklamada, “82’nci haftamızda bugün Faysal Kızılırmak’ın akıbetini sormak için bir araya geldik. 82 haftadır gözaltında kayıplar gerçeğine ve bu suça eşlik eden inkâr ve cezasızlık politikalarına dikkat çekmek için bu toprakların en uzun hakikat ve adalet arayışını sürdürüyoruz. Bizler, insan hakları savunucuları olarak tüm kayıpların akıbetinin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını, zorla kaybedilmesinden sorumlu olanların etkin biçimde soruşturulup yargılanmasını ve cezasızlık politikalarına son verilmesini talep ediyoruz” denildi.   Açıklama, bir dakikalık oturma eylemiyle son buldu.   İzmir    Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, iki haftada bir gerçekleştirdikleri eylem kapsamında eski Sümerbank önünde bir araya geldi. Eylemde, kayıpların fotoğraflarının yer aldığı “Kayıplar vicdandır sahip çık” ve “Kayıplar belli, failler nerede?” yazılı pankartlar açıldı.   ‘Zorla kaybetmelerle yüzleşilmeli’   Eylemde söz alan İHD İzmir Şube Yöneticisi Vetha Aydın, 30 Ağustos’un Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü olduğunu hatırlattı.   Türkiye’nin yakın geçmişinde yaşanan zorla kaybetmelerle yüzleşilmesi gerektiğini vurgulayan Vetha Aydın, “İnsan Hakları Derneği açısından ise 30 Ağustos, Türkiye’nin yakın geçmişinde devletin güvenlik politikaları ve çatışmalı dönemlerle bağlantılı olarak yaşanan zorla kaybetmelerle yüzleşme, hakikati açığa çıkarma ve cezasızlığa son verme çağrısının yükseltildiği bir gündür” dedi.   ‘Sonuçları bugün de devam ediyor’   Türkiye’de özellikle 1990’lı yıllarda zorla kaybetmelerin yoğunlaştığına dikkat çeken Vetha Aydın, insanların gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamaması, cenazelerinin gizlenmesi, toplu mezarların ortaya çıkarılması ve devlet görevlilerinin sorumluluğunun etkin biçimde araştırılmaması nedeniyle zorla kaybetmelerin sonuçlarının bugün de devam ettiğini belirtti.   Vetha Aydın, İHD’nin yıllardır sürdürdüğü mücadelede temel taleplerinin değişmediğini vurgulayarak, kayıpların bulunmasını ve faillerin yargılanmasını istediklerini söyledi.   Amed    İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla sürdürdükleri eylemlerinin 916’ncı haftasında Rezan (Bağlar) ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde bu hafta, 23 Ağustos 1995 tarihinde kaybettirilen Osman Buluttekin’in akıbeti soruldu.   Osman Buluttekin’in hikâyesini İHD Amed Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Berfin Elçi okudu.   Evinden zorla götürüldü   Edinilen bilgilere göre, Osman Buluttekin 1960 yılında Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesine bağlı Yeşilköy’de doğdu. Evli ve 7 çocuğu olan Osman Buluttekin, köylerinin askerler tarafından yakılmasının ardından ailesiyle birlikte Pasûr merkeze göç etmek zorunda kaldı.   Pasûr ilçesi civarında 23 Ağustos 1995 gecesi yaşanan bir çatışmanın ardından ilçe merkezine giriş ve çıkışlar yasaklandı. Aynı gece yarısı, jandarma karakolu ve kaymakamın konutuna yaklaşık 100 metre mesafede bulunan Buluttekin ailesinin evine kendilerini polis olarak tanıtan ağır silahlı 4 kişi tarafından baskın düzenlendi.   “Emniyetten geliyoruz, seninle biraz işimiz var” diyen kişiler, Osman Buluttekin’i zorla evinden götürdü. Baskın sırasında evin telefon kabloları da kesildi. Emniyette bekçi olarak çalışan Osman Buluttekin, pijamaları ve terlikleriyle evden çıkarıldı.   O gece yaşananlara tanıklık eden bir komşu, Osman Buluttekin’in bir araca bindirilerek yakınlarda bulunan ve polisler tarafından kontrol noktası olarak kullanılan tepelik bir bölgeye götürüldüğünü aktardı. Ailesinin söz konusu bölgeye giderek Osman Buluttekin’in akıbetini sormak istediği ancak bölgenin yasaklı olduğu gerekçesiyle girişlerine izin verilmediği belirtildi.   Bir daha haber alınamadı   Osman Buluttekin’in kaybettirilmesinden 3 ay önce, 14 ay kaldığı Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nden tahliye edildiği belirtildi. Ailesinin aktarımına göre, tahliye edilmesinin ardından tehdit telefonları almaya başladı.   Osman Buluttekin’in evinden götürülmesinin hemen ardından ailesi Kulp Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı’na başvurdu. Emniyetteki yetkililerin anne Kariban Buluttekin’e, “Biz almadık ama sana söz veriyoruz, onu bulacağız” dediği aktarıldı.   Osman Buluttekin’den o günden sonra bir daha haber alınamadı. Ailesinin birçok kuruma yaptığı başvurulara rağmen gözaltına alındığı iddiası yetkililer tarafından reddedildi. Aile, Osman Buluttekin’i evden götürenlerin güvenlik güçleri olduğunu belirterek, faillerin bulunması ve cezalandırılması için İHD Amed Şubesi’nden hukuki destek istedi. Ancak yapılan girişimlere rağmen Osman Buluttekin’in akıbetine ilişkin herhangi bir sonuca ulaşılamadı.   Açıklamada, “Gözaltında zorla kaybetme bütün insanlığın utancıdır. Bu utancı yeryüzünden silmek için mücadele etmek onur sahibi her insanın görevidir. Kaç yıl geçerse geçsin, Osman Buluttekin ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz” denildi.   Eylem, oturma eylemiyle son buldu.   Êlih    İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 752’nci haftasında Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme insan hakları savunucularının yanı sıra siyasi parti temsilcileri de katıldı.   Bu haftaki eylemde, 28 Ağustos 1994 tarihinde Êlih’in Hezo (Kozluk) ilçesinde katledilen Mehmet Emin Çelik’in faillerinin açığa çıkarılması istendi.   Mehmet Emin Çelik’in failleri soruldu   Mehmet Emin Çelik’in katledilmesine ilişkin bilgileri İHD Üyesi Hüseyin Elçi paylaştı. 30 Ağustos 1994 tarihli Özgür Ülke Gazetesi’nde yer alan haber ve İHD Diyarbakır Şubesi arşivlerinden edinilen bilgilere göre, Mehmet Emin Çelik ve Mehdi Çelik, Yeni Mahalle’de bulunan akrabaları Muzaffer Durmaz’ın evine misafirliğe gitti.   Gece saat 23.30 sıralarında eve gelen Özel Harekât Timleri, ifade vermeleri gerektiğini söyleyerek Mehmet Emin Çelik ve Mehdi Çelik’i evden çıkardı. Evden yaklaşık 15 metre uzaklaştırılan Mehmet Emin Çelik uzun namlulu silahlarla vurularak katledilirken, Mehdi Çelik ise kaçarak kurtuldu.   ‘Olay yeri boş kovanlarla doluydu’   Açıklamada bir görgü tanığının anlatımına da yer verildi. Tanık, olaydan kısa bir süre önce evin önünden askeri bir panzerin geçtiğini, yaklaşık 10 dakika sonra askerî giyimli iki kişinin eve geldiğini belirtti.   Kendilerini asker olarak tanıtan kişilerin evdekilerin kimliklerini kontrol ettikten sonra Mehmet Emin ve Mehdi Çelik’i “ifadeleriniz var” diyerek dışarı çıkardığını aktaran tanık, “Kısa bir süre sonra silah sesleri geldi. Olay yerine gittik. Mehmet Emin kanlar içindeydi ve yaşamını yitirmişti. Olay yeri boş kovanlarla doluydu” dedi.   Dönemin Kozluk Kaymakamı Ali Hikmet Şen’in savcıyla birlikte olay yerine geldiği belirtilirken, Mehmet Emin Çelik’in cenazesinin bir gün sonra hastane morgundan alınarak yaklaşık 3 bin kişinin katılımıyla Kozluk Mezarlığı’nda defnedildiği aktarıldı.   Açıklamada, Mehmet Emin Çelik’in katledilmesine ilişkin sorumluların bugüne kadar yargı önüne çıkarılmadığı belirtilerek, “Mehmet Emin Çelik’in infaz emrini verenler ve infazın tetikçileri hala yargı önüne çıkarılmadı” denildi. Eylem, oturma eylemiyle son buldu.   Colemêrg   İHD Colemêrg Şubesi, eylemlerinin 242’nci haftasında Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Eylemde, 18 Haziran 1992’de Şirnex’te katledilen Mehmet Ertak’ın faillerinin açığa çıkarılması ve sorumluların yargılanması istendi.   Çok sayıda kişinin katıldığı eylemde katledilen ve kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı. Basın metnini İHD Colemêrg Şube Sekreteri Pınar Şen okudu.   Mehmet Ertak’ın hikâyesini aktaran Pınar Şen, cezasızlık politikasının hâlâ sürdüğünü belirtti. Failler açığa çıkarılana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Pınar Şen, “Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Ertak ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.   Eylem, bir dakikalık oturma eylemiyle son buldu.