Marla Zimmer: Kadınların öz yönetimi Rojava’da özgürlüğün anahtarı 2026-05-01 09:04:19   Beritan Tunç    İZMİR - Rojava’da kadın özgürlüğünün hem özerk kadın yapılarında hem de genel toplumsal yapılarda merkezi bir konuma sahip olduğunu belirten Alman aktivist Marla Zimmer, “Abdullah Öcalan’ın düşünceleri, kadın özgürlüğü meselesinin yeniden güçlü bir şekilde toplumsal gündeme taşınmasına katkı sağladı” dedi.   Rojava’da kadın öncülüğünde inşa edilen özgürlükçü yaşam modeli; DAİŞ, HTŞ ve Türkiye’nin erkek egemen zihniyetinin çok yönlü saldırılarıyla hedef alınıyor. Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine dönük DAİŞ ve HTŞ bağlantılı çete saldırıları ile Türkiye’nin müdahaleleri, kadınların öz yönetim kazanımlarını tasfiye etmeyi amaçlarken; Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlükçü paradigması temelinde yükselen bu model, tüm saldırılara rağmen kadınların öz örgütlülüğü ve öz savunmasıyla varlığını koruyor, alternatif bir yaşamın mümkün olduğunu ortaya koyuyor.   7–8 Ocak’ta HTŞ ve ona bağlı çetelerin Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine dönük başlayan saldırılarına karşı Rojava’ya giden enternasyonalist heyette yer alan Marla Zimmer, Rojava’daki kadın özgürlükçü yaşam modeline dair değerlendirmelerde bulundu.    ‘Kadın özgürlüğünün hayata geçirilmesi merkezi önemde’   Rojava’daki kadınların öz yönetiminin, bağımsızlığa doğru atılmış büyük bir adım olarak görülebileceğini ifade eden Marla Zimmer, bu durumun özellikle kolektif kadın gücünün gelişmesine katkı sağladığını dile getirdi. Kadınların patriyarkal süreç boyunca giderek erkeklere bağımlı hâle getirildiğini, bu nedenle kadınların erkeklerden bağımsız şekilde örgütlenebilmesi ve kendilerini yönetebilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Marla Zimmer, “Rojava’daki kadın öz yönetimi aynı zamanda devletten bağımsız olarak örgütleniyor. Devlet de erkek egemen bir iktidar yapısının ifadesi olarak görüldüğünden, kadınların hem erkeklerden hem de devletten bağımsız öz yönetimi, kadın özgürlüğünün pratikte hayata geçirilmesi açısından merkezi bir öneme sahiptir. Kadın öz yönetimine dair birçok somut örnek bulunuyor. Kadın kooperatifleri, kadınların bağımsız bir ekonomi kurabilmeleri için önemli bir imkân sunuyor. Çünkü birçok kadın hâlâ ekonomik olarak erkeklere bağımlı ve bu bağımlılığı aşmak için alternatiflerin geliştirilmesi gerekiyor. Bir diğer örnek yerel güvenlik güçleridir. Bu yapılarda her zaman özerk kadın birimleri bulunuyor. Bu birimler, özellikle cinsiyetçi şiddet durumlarında çözüm yolları geliştirmede ve kadınların erkeklerden bağımsız şekilde destek alabilmesinde önemli rol oynuyor. Ayrıca Mala Jin’ler, cinsiyetçi şiddet karşısında başvuru merkezleri ve bu tür şiddeti tanıma ve mücadele etme kurumları olarak önemli bir kazanım oluşturuyor” dedi.   Kadın akademileri ve Jinwar ile örülen özgür yaşam   Kadınların farklı alanlarda kendilerini eğitebilmeleri, kendilerini ve dünyayı daha iyi anlayabilmeleri için çeşitli yerlerde kadın akademilerinin kurulduğunu hatırlatan Marla Zimmer, bunun yanı sıra Jinwar kadın köyünün de önemli bir örnek olduğunu kaydetti. Jinwar kadın köyünde kadınlar ve çocukların birlikte yaşadığını ve hayatın birçok alanını kolektif şekilde örgütlediğini kaydeden Marla Zimmer, “Ayrıca devrimin başlangıcından bu yana kadınların öz yönetimini güvence altına alan çeşitli haklar elde edildi. Bunlar arasında kendi kaderini tayin hakkı, özerk örgütlenme hakkı, kendi kültürünü yaşatma hakkı ve eş başkanlık sistemi gibi uygulamalar yer alıyor. Kuzey ve Doğu Suriye’deki öz yönetim, devlet merkezli yönetimlerden oldukça farklıdır. Merkeziyetçi değildir; aksine tabandan örgütlenen demokratik bir yapıya sahiptir. Aynı zamanda güç ve baskı üzerine değil, demokratik ilkeler ve özgür bir toplumsal yaşam hedefi üzerine kuruludur. Bu modelde özellikle kadınlar arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi önemli bir yer tutar. Patriyarkal sistem, bu dayanışmayı zayıflatmaya çalıştığı için kadınların kendi aralarında güçlü bağlar kurması hayati önemdedir. Bu nedenle patriyarkal saldırılara karşı öz savunmanın örgütlenmesi, ister aile içinden ister devlet kaynaklı olsun, devrimin sürdürülebilirliği açısından belirleyici bir rol oynar. Kuzey ve Doğu Suriye’de kurumların inşası önemli bir pratik olmakla birlikte, zihniyetin, kültürün ve günlük yaşamın dönüşümü de en az bunun kadar gereklidir. Bu amaçla hem kadınlara hem de erkeklere yönelik, patriyarkal yapıların anlaşılması üzerine eğitimler veriliyor. Aynı zamanda bu yapıların günlük hayatta nasıl etkili olduğu ve bunların nasıl aşılabileceği üzerine sürekli tartışmalar yürütülüyor. Bununla birlikte, patriyarkal sistemin yerine neyin konulacağı sorusu da ele alınıyor. Bu kapsamda özellikle kadın özgürlüğünün ne anlama geldiği ve bunun toplumun özgürlüğüyle ilişkisi üzerine yoğunlaşılıyor” sözlerini kullandı.   ‘Abdullah Öcalan’ın düşünceleri kadın özgürlüğünü toplumsal gündeme taşıdı’   Kuzey ve Doğu Suriye’deki öz yönetim inşasının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirlerine dayandığını vurgulayan Marla Zimmer, “Abdullah Öcalan, kadın özgürlüğü olmadan toplumun özgürleşemeyeceğini ifade ediyor. Bu anlayış, Rojava’daki toplumsal örgütlenmede açıkça görülüyor. Kadın özgürlüğü hem özerk kadın yapılarında hem de genel toplumsal yapılarda merkezi bir konuma sahiptir. Abdullah Öcalan’ın düşünceleri, kadın özgürlüğü meselesinin yeniden güçlü bir şekilde toplumsal gündeme taşınmasına katkı sağladı. Bu durum, birçok kadın için günlük yaşamda somut iyileşmeler anlamına gelmiştir. Onun fikirlerine olan bağlılık, toplumun bu düşüncelerle yoğun şekilde tartışma yürütmesinden kaynaklanıyor. Yazıları üzerine geniş çaplı tartışmalar yapılmakta ve bu fikirlerin pratikte nasıl uygulanabileceği üzerine çalışmalar yürütülüyor” ifadelerine yer verdi.   ‘Kadınlar devrimin savunulmasında belirleyici rol oynuyor’   Rojava devriminin sürekli saldırılarla karşı karşıya kaldığını belirten Marla Zimmer, bu saldırıların hem askerî hem de ideolojik düzeyde gerçekleştiğini söyledi. Türkiye ve diğer aktörler tarafından yapılan askerî müdahaleler ve propaganda faaliyetlerinin bu sürecin bir parçası olduğuna dikkat çeken Marla Zimmer, “Kadınlardan oluşan askerî birliklerin varlığı, yalnızca bölgedeki kadınlara değil, dünya genelindeki kadınlara da umut vermektedir. Bu durum, kadınların kolektif güçlerinin somut bir göstergesidir. Kadınların öz savunmada öncü rol üstlenmesi, patriyarkal toplumsal rollerin aşılmasına da doğrudan katkı sunuyor. Geleneksel olarak kadınlara atfedilmeyen bu rol, toplumsal dönüşüm açısından önemlidir. Kadınlar, devrimin savunulmasında hem askerî hem de toplumsal düzeyde belirleyici bir rol oynuyor. Dünyanın farklı yerlerinden kadınların Rojava’daki devrime katılması, küresel kadın hareketini önemli ölçüde etkilemiştir ve etkilemeye devam ediyor. Bu süreçten birçok somut deneyim öğrenilebilir. Örneğin; kadınlara yönelik şiddetle mücadele merkezlerinin kurulması, kadın köyleri, akademiler ve araştırma alanlarının oluşturulması gibi pratikler diğer ülkeler için de örnek teşkil ediyor. Ayrıca kadın özgürlüğünün, toplumsal özgürlüğün temel koşulu olduğu fikri bu deneyimin önemli bir parçasıdır. Bu anlayışın dünya genelinde kadın hareketleri tarafından benimsenmesi gerekiyor. Bu modelin uygulanabilir olduğunu görmek, kadınlara umut ve motivasyon sağlayabilir” şeklinde konuştu.   ‘Rojava’daki deneyim küresel anlam taşıyor’   Kadınların kendi kendilerini örgütleyebileceği ve alternatif bir sistem kurabileceği gerçeğinin bir ütopya olmadığını, somut bir deneyim olarak ortaya çıktığını ifade eden Marla Zimmer, devrimin sürekli tehdit altında olduğu koşullarda uluslararası dayanışmanın büyük önem taşıdığını söyledi. Bu dayanışmanın farklı alanlarda ve farklı biçimlerde ortaya konması gerektiğini belirten Marla Zimmer, son olarak şunları söyledi: “Öz yönetimin uluslararası düzeyde tanınması ve meşruiyetinin savunulması bu açıdan önemlidir. En önemli noktalardan biri, dünyanın her yerinde demokratik bir toplumsal sistem için mücadele edilmesidir. Çünkü devrime yönelik saldırılar yalnızca bölgesel değil, küresel bir karakter taşıyor. Aynı zamanda farklı toplumsal hareketlerin birbirleriyle daha güçlü bir iletişim ve dayanışma kurması gerekiyor. Dayanışma yalnızca kriz anlarında değil, sürekli bir şekilde sürdürülmelidir. Teorik, ideolojik ve pratik düzeyde devam eden bir ilişki kurulması önemli. Sonuç olarak, Rojava’daki deneyim yalnızca bölgesel değil, küresel bir anlam taşımakta ve dünya genelindeki demokratik güçler için önemli bir referans oluşturuyor.”