Yeni dünya hegemonyasına karşı örgütlü toplum siyaseti; 3.Çizgi (2) 2026-01-16 09:02:29   “Özgürleşme eğilimini ve eylemini bugün dünyada en fazla dillendiren ve talep eden halklar, toplumlar, kadınlar ve gençler üçüncü çizginin başat özneleri olarak ezilme ilişkilerine meydan okuyarak yeni bir dünyanın tahayyülünü inşa ediyor.”   Yüksel Genç    Hegemonyanın/iktidarın sömürülme, eşitsizlik, dışlanmışlık ilişkisi kurduğu ilk toplumsal kimliğin kadınlar olması ise 3. Çizgi siyasetinin başat aktörüne işaret etmeyi kolaylaştırıyor. Kadının salt güncel eşitsizlik düzenine değil aynı zamanda tarihsel eşitsizlik düzlemine yönelik geliştirdiği sistemik örgütlü itirazı güncel arayışlar içinde 3. Yolun bir çizgi olarak tartışılmasını mümkün kılıyor. Kadınların bugün bütün dünyada örgütlediği özgürlük, hegemonik ilişkileri reddeden toplumsal özgürlüğü hedefleyen bir kulvarda ilerliyor. Bu ret, kabaca kadın-erkek eşitliğini talep eden değil her türlü ilişkinin (insanın insanla, doğayla, toplumla kurduğu) özgürleştirici bir düzleme geçmesi için mücadele ediyor. Tarihsel yok sayılmayı bir tarihsel var oluş mücadelesine çevirerek toplumsal değerlerin yeniden eşitlik ve demokratik değerler üzerine kurulması için mücadele ediyor. Kadın özgürlüğünün toplumsal özgürlüğe giden yolu doğrudan açtığı, kadınların özgürleştikçe toplumun özgürleşebileceği gerçekliği üçüncü çizginin bir kadın çizgisi olarak kendisini var edebileceği düşüncesine dayanıyor. Bugün toplumun yaşamındaki birçok temel kaosun kadın-erkek eşitsizliğinin, erkek egemen dünyanın ortaya çıkardığı iktidar olgusunun mirası olduğu göz önüne alındığında hegemonik her türlü ilişki biçiminin reddedilmesinin erkek egemen dünyayı reddetmekle başladığı noktası daha da önemli hale geliyor.    Kürt hareketi içinde, önce toplumsal cinsiyetçilik bağlamına itiraz üzerine kurulu bir eşitlik eylemi olarak boy veren kadın örgütlenmesi, kısa zamanda eşitlenmek değil aynı zamanda özgürleşmek bağlamına da kendini oturttu. Kürt kadın hareketi bu ikilem içinde önce örgütlü zemini ile kadının erkek egemen hegemonya karşısında korunması ve güçlendirilmesini, ardından eril hegemonyanın müdahilliğinden kopmak kadar onun geriletilmesini sağlayacak teorik ve pratik deneyimler üretmeye başladı.    Kadın adına ve kadına dair her türlü katılımda örgütlü iradesini esas alan ilke de genel içinde alınacak her türlü karar ve siyaset etme biçiminde kadın özgürlükçülük ilkesinin temel kriterlerden biri olmasını sağlayan mücadelede bu deneyimlerin bir sonucu olarak yaşandı. Kürt kadın hareketinin sadece kadını esas alan özgün örgütlenmesi de yaşamın her alanında geliştirdiği özerk örgütlenmeler yolu ile yeni yaşam modelinin inşasına dahiliyet biçimi de kısa zamanda tüm farklı toplumsal kategorilerin tarzı siyasetine ilham ve kaynaklık yapmaya başladı.…   Bu durumun en bariz örneğini Rojava, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Bölgesindeki deneyim oluşturmakla birlikte; Kürt hareketinin etki alanına giren veya ondan ilham alan başka ülkelerde de benzer örneklere rastlanıyor.     Farklı kimliğin varlığını koruyan, iradi bir güç olarak gelişimini hedefleyen özgün örgütlenmesi ile dahil olduğu büyük toplumsal yapı içindeki asli inşacı rolünü oynayabileceği ve dahil olduğu toplumsal yapının bünyesindeki özgün kimlikleri gözeten, eşitleyen gelişim ve dönüşüm seyri bu modelin temelini oluşturuyor.  Açık ki bu durum farklı cinsel, inançsal, kültürel, ulusal, etnik… vs. kimliklerin her birinin yatay ve dikey özellikler taşıyan çoklu örgütlenmelere sahip olarak katıldığı yeni bir toplumsallığa işaret ediyor. Özgün ve özerk örgütlenmelerin birbirleri le kurduğu ağlar, ortaklıklar ve katılım mekanizmaları ile demokratik toplum inşa oluyor.    Bu model ile toplum; devlete devredilmiş ve günümüzde büyük oranda devlet tarafından yutulmuş iradesine sahip çıkarak kendi ihtiyaçlarını gözeten, karar ve politika üretebilme yeteneğini güncelleyip, geliştiriyor, devletin tekel ve iktidar üreten, toplumu daraltan, hatta kendine göre toplum yaratan dinamiğini tersine çevirme olanağı yakalamış oluyor. Üçüncü çizgi tamda bu olanağın siyaseti oluyor.   Özetle 3. Çizgi örgütlü toplumun siyaseti oluyor.  Çoklu örgütlenmelere, çoklu tanınmalara ve ortaklaştırılmış tahayyüllere dayanıyor. Topluma dayanan, toplumsal iradeyi önceleyen demokratik siyasetin ta kendisi oluyor. Bu bakımdan 3. Çizgi inşacı siyasete tekabül ediyor.   Tanımlamadan da anlaşılacağı üzere; bir toplum ne kadar örgütlü ise ve siyaseti ne denli örgütlü toplum üretiyor ise o denli 3. Çizgi inşa oluyor demektir. Ancak siyaset ne denli bir merkez tarafından belirleniyor ise, toplum ne denli bir merkezin belirlediği siyasetlerin sonuçlarına maruz ise ve siyaset ne denli çok hegemonya, hiyerarşi güç oluşturuyor ise o denli 3. Çizgiden uzaklaşılıyor demektir. Siyaset ne denli merkezden konuşuyor ise ne denli toplum adına ama topluma rağmen üretiliyor ise orada hegemonya yeni nefes alanlarına ve kendini üretme aralıklarına sahip oluyor demektir.   Bu noktada 3. çizginin siyasetini yürüttüğünü iddia edenlerin şu 3 soruyu kendine sorması anlamlı görünüyor.   1) Ne denli çok örgütlü yapıya dayanıyorum, ya da toplumu ne denli örgütlendirdim, örgütlenmesini ne denli kolaylaştırdım?   2) Ne kadar çok örgütlü yapı benim siyasetimi belirliyor?   3) Ne kadar çok örgütlendirilmiş toplumun gücüyle yeni bir model ya da alternatif bir dünya idealine uygun deneyimler, örnekler biriktirdim?   Bu sorular bugün örgütlenen mevcut kapitalist, erkek egemen sisteme karşı da ne kadar toplumsal mücadele örgütleyebilindiğinin temel taşlarını oluşturuyor. Sistem dışı bir alternatif siyasette toplumun ne kadar özneleştiği, bireylerin yaşamları hakkında ne kadar karar sahibi olunduğu gibi temel mihenk soruları da ortaya çıkarıyor.    Hülasa; geçmişin sistem içi, sistemin bir kolu olarak ortaya çıkan 3. Yol tartışmalarından farklı olarak günümüzün 3. çizgi tartışmaları toplumu merkeze alıyor iktidar/hegemonya üreten, eşitsizlik ilişkilerini sürdüren siyasetlerden herhangi birini diğeri aleyhine güçlendirmediği gibi güç ilişkileri arasında köprülükte kurmuyor. Farklılar arası eşitliği, eşitler arası özgürlüğü ören bir toplumsallığı inşa ediyor.    3. çizgi hegemonya, iktidar birikimini önleyen, hatta bu birikimin dayandığı dinamiği toplum lehine bozan kurucu bir siyaseti temsil ediyor. Bu siyasetin inşası devletin yok edilişi üzerine değil alternatifinin güçlü inşasına dayanmakta. Yeni bir alternatif yaşam inşası yaşamın her alanının güçlü örgütlendirilerek bu alanlarda daha fazla toplumun, topluluğun sözünün pratikleştirilmesine bağlı. Özgürleştirici ilişkiler ağı kurmak bu ağları örgütleyerek her alanda yeni inşalar var edebilmek ancak alternatif bir yaşamın inşasını oluşturabilecektir.    Hegemonya ve iktidar dışı bir dünya tahayyülüne dayanan üçüncü çizgi açık ki eski dünyanın hegemonya ve iktidar üreten aklını temsil etmeyenlere, bu hegemonya süreçlerinden etkilenen ya da nesneleşen yeni öznelere; yani egemenlik ve sömürü ilişkisinin dışında kalan öznelerin öncülüğüne dayanıyor. Bu öznelerin başında kadınlar ve gençler geliyor. Özgürleşme eğilimini ve eylemini bugün dünyada en fazla dillendiren ve talep eden halklar, toplumlar, kadınlar ve gençler üçüncü çizginin başat özneleri olarak ezilme ilişkilerine meydan okuyarak yeni bir dünyanın tahayyülünü inşa ediyor. Kürt kadın hareketinin son 40 yılda ortaya çıkardığı örgütlenme deneyimi toplumların diğer ezilmişleri için de artık bir özgürleşme modeli olarak tarihteki yerini alıyor….