‘Abdullah Öcalan’ın Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü tanımlanmalı’ 2026-10-28 09:05:49   WAN – Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair konuşan DEM Parti Mûş Milletvekili Sümeyye Boz, Hareket Yönetimi’nin attığı birçok adıma karşın devlet ve iktidarın sürece denk düşecek adımlar atmadığını belirterek, Abdullah Öcalan’ın barış ve siyasallaşma sürecinin koordinatörü olarak tanımlanmasının halkın talebi ve beklentisi olduğunu söyledi.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından başlayan süreç, PKK’nin fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı ile silah yakma ve geri çekilme adımlarıyla yeni bir aşamaya taşındı. Abdullah Öcalan ve Hareket Yönetimi’nin attığı adımlara karşın iktidar cephesinden beklenen somut hukuki ve siyasi adımların gelmemesi, sürecin ilerleyişine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolü ve statüsü önemini korurken, doğrudan iletişim ve çalışma koşullarının değiştirilmesine ilişkin beklentiler de henüz karşılık bulmuş değil. Sürecin ilerletilmesi açısından gündeme gelen Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’nün ne zaman ve hangi koşullarda hayata geçirileceği de yanıt bekleyen başlıklar arasında yer alıyor.   Sürecin geldiği aşamayı, iktidarın tutumunu ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın konumunu değerlendiren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mûş Milletvekili Sümeyye Boz, gelinen aşamada devletin sürece denk düşecek bir kararlılık göstermediğini söyledi. Sümeyye Boz, sürecin ilerlemesinin ve demokratikleşmenin, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü pozisyonunun bir an önce hayata geçirilmesiyle bağlantılı olduğunu vurguladı.   ‘İlerleme, toplumun beklentilerine cevap değil’   Hareket Yönetimi’nin süreç başladığından bu yana birçok adım attığını, somut girişimlerde bulunduğunu ve bunların barışa hizmet ettiğini belirten Sümeyye Boz, iktidar ve devlet tarafından Barış ve Demokratik Toplum hedefine denk düşecek somut adımların atılmadığını söyledi. Sümeyye Boz, “Elbette ki var olan çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesi ve bununla ilgili alt kurulların oluşması, siyasallaşma ve barış kurulunun faaliyetlerinin hayata geçirilmesi ile ilgili birtakım adımlar var. Ancak bunlar henüz toplum nezdinde anlaşılır, paylaşılan bir takvimle dile getirilmediği için bu belirsizlikler güveni ve inancı zedelemeye devam ediyor. Çatışma ve çözüm süreçlerinin dünya deneyimlerine baktığımızda, her zaman adımlar karşılıklı, eşit bir şekilde atılır. Ancak buna rağmen Türkiye'de bunun çok daha farklı bir konsepti hayata geçirilmiş durumda. Hareket Yönetimi’nin defalarca gerçekleştirdiği adımlara binaen iktidarın buna denk düşecek bir kararlılığını göremiyoruz. Yani süreç ilerlemiyor demek çok doğru değil aslında. Çünkü sürecin kendi dinamizminde, kendi endekslerinde ve kurmuş olduğu ağlar açısından bir ilerleme söz konusu. Ancak bu ilerleme, toplumun ve siyasetin beklentilerine cevap verecek düzeyde değil” dedi.   Yerel demokrasi vurgusu   Süreçte önemli gelişmelerin de yaşandığını dile getiren Sümeyye Boz, “Çerçeve yasanın varlığı, Meclis’ten onaylanması, Meclis’te bir komisyonun olması, bu komisyonun Sayın Öcalan’la görüşmesi, bunların hepsi önemli konular. Ancak beklentilere denk düşecek, o demokratikleşmeyi, barışın zeminini hazırlayacak olan eksenden biraz uzak olduğunu ifade etmek gerekiyor. Bunun geliştirilmesi, hem bu çerçeve yasanın hayata geçirilmesi hem de bu çerçeve yasadan sonra barışa ve demokratik toplumun oluşmasına hizmet edecek başkaca somut adımların da atılması gerekiyor. Bu demokratikleşme adımlarından biri ne olabilir? Demokratikleşmenin ön koşullarından biri de yerel demokrasinin, yerel iradenin tekrardan halka devredilmesidir. Bu da kayyım politikalarından vazgeçilmesi, görevinden edilmiş belediye eşbaşkanlarının görevine geri dönmesi ve halkın iradesinin yeniden tecelli etmesiyle olur. Bu meselede demokratikleşmeye giden süreci geliştirecek olan, inancı pekiştirecek olan adımların atılması, sürece karşı hem siyaseten hem de halk nezdindeki inancı ve güveni de artıracaktır” şeklinde konuştu.   ‘İktidar kendi çevresinde süreci toplumsallaştırmalı’   İktidarın kendi çevresinde süreci daha fazla toplumsallaştırması gerektiğini vurgulayan Sümeyye Boz, güvenin tesis edilmesi için somut adımlar atılmasının önemine dikkat çekti. Sürecin gelişmesindeki en önemli ismin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olduğunu belirten Sümeyye Boz, “Süreçte hem hareketin şimdiye kadar atmış olduğu adımlar hem de toplumsal anlamda kabulü ve süreci sahiplenmesi boyutunda da bunun kabulünü gerçekleştirenin, onun çağrıları ve söylemleri olduğunu unutmamak gerekiyor. Bundan ötürü, iktidarın ve devletin muhatap alması gerektiği, siyasallaşma sürecinde de onun perspektifini esas alması gerektiği aşikâr. Zaten bu yüzden de masada şu anda bu tartışmaları birlikte yürütüyorlar. Sayın Öcalan'ın konumunun ne olacağı meselesi hem süreç açısından hem de toplumdaki kabul ve beklentilerin gerçekleşebilmesi açısından çok önemli bir konu. Çünkü Kürt halkı ve Türkiye'de demokratikleşme, Kürt sorununun çözümü ile ilgili bir adım ve başlangıcı noktasında irade olarak kabul ettikleri ve önder olarak kabul ettikleri bir gerçekliktir Sayın Abdullah Öcalan” diye konuştu.   ‘Koordinatörlük pozisyonu hayata geçirilmeli’   Süreç kapsamında yapılan görüşmelerin bir tarafında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bulunduğunu belirten Sümeyye Boz, bu nedenle görüşme koşullarının da eşit olması gerektiğini ifade etti. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sürecin temel konularından biri olduğunu kaydeden Sümeyye Boz, “Asıl önemli olan konumunun tanımlamasının yapılması, özgürlüğünün gerçekleşmesi ve özgür, çalışır koşullarının sağlanması. Bu süreçteki asıl yerini belirleyen siyasallaşma ve barış sürecinin koordinatörü olarak tanımlanması gerektiği ve ilerlemesi gerektiği hususunda hem halkın talebinin hem de beklentilerinin olduğunu ifade etmek gerekiyor. Meseleyi sadece bir konut konusuna indirgemeden, bu siyasallaşma sürecine denk düşecek bir akıl ve yaklaşımla, Türkiye'nin demokratikleşmesini ve Orta Doğu içerisindeki konumunu güçlendirmesini sağlamak gerektiğini ifade etmem gerekiyor. Bu da Sayın Öcalan'ın özgürlüğü ve siyasallaşma ve barış koordinatörlüğü pozisyonunun bir an önce hayata geçirilmesi ile ilgilidir” ifadelerini kullandı.